Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/6386, 09.10.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/6386
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SAFA ÖZKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/6386)

Karar Tarihi: 9/10/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen

soruşturmada uygulanan tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından bu kararda

incelenen şikâyetler haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar

verilmiş, bu şikâyet yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018

tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları

-olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun

yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8.

Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle

bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra

eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).

9. Başvurucu olay tarihinde Kara Harp Okulu Subay Temel Askerlik

ve Subaylık Anlayışı Kazandırma Taburunda üsteğmen rütbesiyle görev yapmaktadır.

10. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında Ankara

Cumhuriyet Savcılığı (Savcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında

25/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış; 28/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve

29/7/2016 tarihinde adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Devam eden

soruşturmada başvurucu 19/8/2016 tarihinde yeniden gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs

suçundan tutuklanması talebiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

12. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 22/8/2016 tarihinde,

başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan

tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... suçunun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, şüphelinin saklanma veya kaçma

şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün

cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasasının öngördüğü

düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs eyleminin yakın ve somut

bir tehdit olarak halen devam ediyor olması, 20/7/2016 tarihi itibariyle tüm

ülke genelinde bu eylem nedeniyle Olağanüstü Hal ilan edilmesi, şüphelinin

saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı (aynı suç

kapsamında soruşturulan bir kısım şüphelilerin kaçmış olması) fiilin kanunda

karşılığı olan cezanın miktarı, suçların CMK'nın

100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin

5. maddesinde yer alan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate

alınarak adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmaklaşüphelinin

CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince

tutuklanmasına"

13. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 14/12/2016 tarihinde

Savcılığın tutukluluk hâlinin devamı ve başvurucunun da ayrıca tahliye talebi

üzerine yaptığı incelemede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklama tarihinden sonra şüpheli

lehine gelişen bir durum olmadığı, şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği,

mevcut delil durumu, tahkikatın sonuçlanmamış olması, delillerin karartılması

ihtimalinin mevcudiyeti, tutuklama sebeplerinin devam etmesi ve kuvvetli suç

şüphesi dikkate alınarak şüpheliler ve şüpheli müdafilerinin tahliye

taleplerinin reddi ile; CMK. maddesi ve ilgili

düzenlemeler ile AİHS 5. madde kapsamında tutuklama nedenlerinin bulunması,

verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz

kalacağı ..."

14. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz

etmiş; itiraz Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/1/2017 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

15. Anılan karar 1/3/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 3/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Savcılığın yürüttüğü soruşturmada 12/7/2017 tarihli

iddianameyle başvurucunun Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,

silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle toplam 339 şüpheli hakkında

aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.

18. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/8/2017 tarihli

kararla iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/115 sayılı dosya üzerinden

görülen davada, aynı tarihli tensip incelemesiyle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

19. Mahkemece devam eden yargılama sonucunda 26/6/2019 tarihli

kararla, Anayasa'yı ihlal suçundan başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf

edilmiş olup başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin her

seferinde aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini,

tutukluluğun makul süreyi aştığını, ret kararlarında somut gerekçelerin

gösterilmediğini ve uzayan tutukluluk nedeniyle masumiyet karinesinin de ihlal

edildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun

iddialarının özünün tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelik olduğu

anlaşılmakla başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

29. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

30. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun kanunda

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun devam

eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

31. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,

25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.

No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

32. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/6/2019

tarihinde mahkûmiyetine (bkz. § 19) karar verilen başvurucunun tutukluluğun

makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava

sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti

hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.

Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun

başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu

olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil olma niteliği

ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığına

ilişkin iddianın yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Safa ÖZKAN

Vekili

:

Av. Gökhan

GÜNAYDIN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/6386, T. 09.10.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-6386-basvuru-09-10-2019-d846b35ac103