Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/12442, 12.11.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2016/12442
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

CELAL UYĞUR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/12442)

Karar Tarihi: 12/11/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutukluluğun

makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,

tutuklamaya konu suçlamaların ifade hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin

olması nedeniyle ifade hürriyetinin, soruşturma izni alınmadan kamu davası

açılması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle başvurucu hakkında

Cumhurbaşkanı'na hakaret ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından

soruşturma başlatılmıştır.Başvurucu,

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 13/1/2016

tarihinde Şanlıurfa'da gözaltına alınmış ve aynı tarihte Şanlıurfa 1. Sulh Ceza

Hâkimliğinin kararıyla Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan tutuklanmıştır.

10. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı Cumhurbaşkanı'na hakaret

suçundan cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer asliye ceza

mahkemesinde kamu davası açmıştır.

11. Şanlıurfa 7.Asliye Ceza Mahkemesi 25/5/2016 tarihli

duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

12. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Şanlıurfa 3. Ağır

Ceza Mahkemesinin1/6/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar başvurucuya

20/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 23/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesi 24/6/2016 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

15. Mahkeme 19/2/2018 tarihinde başvurucunun beraatine

karar vermiş; karar, kanun yoluna başvurulmadan 15/3/2019 tarihinde

kesinleşmiştir.

16. Başvurucu, yargılamanın sona ermesi üzerine tutuklanması ve

tutukluluğunun hukuka aykırı şekilde sürdürülmesi nedeniyle zarara uğradığını

iddia ederek 10/6/2019 tarihinde koruma tedbirlerine dayalı tazminat davası

açmıştır. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Şanlıurfa 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/207 Esas sayılı dosyasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2)

Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,

ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara

geçirilir.

..."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" kenar

başlıklı 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye

kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında,

ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere

disiplin para cezasına hükmedilebilir."

21. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye

kullanılması" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı

ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye

kullandığının tespit edilmesi hâlinde incelemenin her aşamasında başvuru

reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin

Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına

karar verilebilir."

22. İçtüzük'ün "Bireysel başvuru formu ve ekleri"

kenar başlıklı 59. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Başvuru formunda belirtilen bilgilerde

ve başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik olduğunda bunun

Mahkemeye bildirilmesi zorunludur."

23. Genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve

başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye

edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru

alanında özel olarak ele alındığı açıkça görülmektedir. Bu bağlamda bireysel

başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi

değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması

olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet

Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

24. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

25. Somut olayda başvurucu, beraat kararından sonra 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında 10/6/2019 tarihinde Şanlıurfa 1. Ağır Ceza

Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Dava, bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

2019/207 Esas sayılı dosyasında derdesttir. Başvurucu bireysel başvuru formunda

başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde bunu

Anayasa Mahkemesine bildireceğini beyan etmesine rağmen İçtüzük'ün

59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerine açıkça

aykırı olarak tazminat davası açtığına ilişkin herhangi bir bildirimde

bulunmamıştır. Koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılması, başvurunun

değerlendirilmesini önemli ölçüde etkileyebilecek nitelikte bir husustur.

Başvurucu tazminat davası sonucunda tazminat kazanmış ise ve dava kesinleşmişse

tutuklamanın hukuki olmadığı ve tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiaları açısından

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olduğu gerekçesiyle başvurunun düşmesi

sonucuna ulaşılabilir. Öte yandan tazminat davasının devam ediyor olması

hâlinde de başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna ulaşılması söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla başvurucunun

başvurunun sonucunu etkileyecek böyle bir davayı açtığı hususunda dava

kesinleşmese bile Anayasa Mahkemesini bilgilendirmesi gerekir (Engin Çırakoğlu, B. No: 2014/8520,

10/10/2018, § 27; Bayram Türk, B.

No: 2014/15613, 18/4/2018, § 29).

26. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun başvurunun

değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği, bu

süreçte vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve

önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle

başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından

başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı

nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

27. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün

83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine

gerek görülmemiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Muzaffer

KORKMAZ

Başvurucu

:

Celal UYĞUR

Vekili

:

Av. Gülay

KOCA ÖZTÜRKOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/12442, T. 12.11.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2016-12442-basvuru-12-11-2019-a8781bb5cd3f