Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/2625, 28.11.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2016/2625
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

EDAVİYE TÜRKER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/2625)

Karar Tarihi: 28/11/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hükümlü/tutuklu olarak bulunulan ceza infaz

kurumunda yapılan operasyonda güvenlik güçlerince güç kullanılması sırasında

meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması ile tam

yargı davasının makul sürede tamamlanmaması, ayrıca tam yargı davasının haksız

olarak reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü/tutuklu olarak bulunan

başvurucuların yakını H.T., ülke çapında eş zamanlı olarak 26/9/1999 tarihinde

birçok ceza infaz kurumuyla birlikte bulunduğu ceza infaz kurumunda

gerçekleştirilen, Hayata Dönüş

adı verilen operasyonda vefat etmiştir.

9. Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumunda gerçekleştirilen bu operasyonda

görev alan güvenlik güçleri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının

25/12/2000 tarihli iddianamesiyle kanunun bir hükmünü veya yetkili merciden

verilip infazı vazifeden zaruri olan bir emri ifa suretiyle ölüme ve yaralamaya

sebep olma suçu isnadıyla açılan kamu davası Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

2013/452 esasına kayden derdesttir.

10. Diğer yandan yakınlarının vefatı nedeniyle başvurucuların

19/1/2001 tarihli dilekçeyle açtıkları tam yargı davasında Ankara 3. İdare

Mahkemesinin (İdare Mahkemesi) 30/11/2004 tarihinde tazminat talebinin kısmen

kabulüne karar vermesi üzerine hükmedilen tazminat miktarı başvuruculara

ödenmiştir.

11. İdare Mahkemesinin 30/11/2004 tarihli kararının Danıştay 10.

Dairesinin 30/12/2008 tarihli kararıyla bozulması üzerine İdare Mahkemesi

tarafından 25/11/2009 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.

12. Başvurucular başvuru formunda; Ulucanlar Ceza İnfaz

Kurumunda gerçekleştirilen bahse konu operasyonda vefat eden bir başka

hükümlü/tutuklu yakınının açtığı, aynı koşulları taşıyan tam yargı davası

süreciyle ilgili olarak tazminat talebinin kabulüne dair kararın bozulmasına

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca karar verilmesinden dolayı kendi

davaları açısından da temyiz talebinin etkisiz olacağını görmeleri nedeniyle

İdare Mahkemesinin 25/11/2009 tarihli davanın reddine dair kararını temyiz

etmediklerini belirtmişlerdir.

13. İdare Mahkemesinin 25/11/2009 tarihli söz konusu kararı

taraflarca temyiz edilmeyerek 6/4/2010 tarihinde kesinleşmiştir.

14. Kararın kesinleşmesi üzerine Ankara 27. İcra Müdürlüğünce

başvuruculara geri ödeme muhtırası gönderilmiş, başvurucuların şikâyet yoluna

başvurmaları üzerine Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesince 28/3/2013 tarihli

kararla başvurucuların kendilerine ödenen tazminatı faiziyle birlikte geri

ödemelerine karar verilmiştir.

15. Başvurucular 3/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Başvurunun incelenmesi sırasında başvuruculardan Selame Türker'in Ceza İnfaz Kurumunda 26/9/1999 tarihinde

gerçekleştirilen Hayata Dönüş operasyonunda

ölen ve yaralanan diğer hükümlü/tutuklu yakınlarından oluşan diğer 73

başvurucuyla birlikte yaşam hakkı ve diğer bazı hakların ihlal edildiği

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuruda bulunduğu tespit

edilmiştir.

17. AİHM Kavaklıoğlu ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 15397/02, 6/10/2015, §§ 176-228, 270-285)

kararında, operasyonda hayatını kaybeden başvurucuların yakını H.T.nin de aralarında bulunduğu sekiz tutuklu/hükümlü ile

ağır yaralanan dokuz tutuklu/hükümlü yönünden yaşam hakkının maddi ve usul

boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM, operasyonu gerçekleştiren

jandarma görevlileri hakkında açılan kamu davasının on beş yılı aşkın süre

geçmesine rağmen Yargıtay incelemesinin devam etmesi nedeniyle derdest olduğunu

belirterek bu bakımdan söz konusu yargılamada olaydaki sorumluları tespit

etmeyi sağlayacak somut bir ilerleme kaydedilmediği tespitinde bulunmuştur

(aynı kararda bkz. § 283). AİHM söz konusu yaşam hakkının ihlali nedeniyle H.T.nin varislerine dağıtılmak üzere başvuruculardan Selame Türker'e 50.000 avro manevi tazminat ödenmesine

karar vermiştir (aynı kararda bkz. § 301).

18. Başvurucuların bireysel başvurular sırasında, değinilen AİHM

kararından ve hükmedilen manevi tazminat miktarından Anayasa Mahkemesine bilgi

vermedikleri görülmüştür.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.

Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumunda

gerçekleştirilen operasyon sırasında yakınlarının vefat etmesiyle ilgili

soruşturmanın ve tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle yaşam hakkının usul

boyutunun ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 51. maddesi ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği,

başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla

bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde

başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında ilgilinin 2.000 TL'den fazla

olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.

22. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

23. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması, bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29; Mehmet Güven

Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015; Osman Sandıkçı, B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve diğerleri, B. No:

2013/7302, 20/4/2016).

24. Somut olayda başvurucuların aynı olayla ilgili benzer

iddialarını AİHM'e taşıması sonrasında AİHM

tarafından yaşam hakkının ihlaline ve başvuruculardan Selame

Türker'e müteveffanın diğer varislerine paylaştırılmak üzere manevi tazminat

ödenmesine karar verildiği tespit edilmiştir (bkz. § 17).

25. Buna göre AİHM'in karar tarihi

olan 6/10/2015 tarihi itibarıyla derdest olan ceza yargılamasının etkisiz

olması nedeniyle tazminata hükmedilen aynı olayla ilgili olarak AİHM kararından

kısa bir süre sonra bireysel başvuruda bulunulduğu gözetilerek başvuru formu ve

eklerinde başvurucular tarafından AİHM'e yapılmış

bahse konu başvuru ve ödenmesine karar verilen tazminat ile ilgili başvurucular

tarafından Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi ve belge sunulmayıp bu açıdan

başvurucularca ileri sürülen iddiaların yanıltıcı beyan niteliğinde olduğu

anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurunun tümünün başvuru hakkının kötüye

kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

26. Başvurucular aleyhine başvuru hakkının kötüye kullanılması

nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün

83. maddesi uyarınca müştereken takdiren 2.000 TL

disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Başvurucuların 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca

müştereken 2.000 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMALARINA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Edaviye TÜRKER

2. Kazım

TÜRKER

3. Kemal

TÜRKER

4. Selame TÜRKER KIR

5. Serap

EROĞLUER

6. Serpil

TÜRKER

Vekili

:

Av. Kazım

BAYRAKTAR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/2625, T. 28.11.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2016-2625-basvuru-28-11-2019-b4507880123a