Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/22784, 31.12.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/22784
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MAITISONG MAITOUHUTI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/22784)

Karar Tarihi: 31/12/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma

riski bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi ve geri gönderme

merkezindeki tutulma koşulları nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı ve kötü

muamele yasağının, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, idari gözetim kararına itiraz kabul

edildiği hâlde lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle de adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvuruların başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular Komisyonlara

sunulmuştur.

3. Komisyonlarca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım

talebinde bulunmuştur.

5. Ekli tablonun (1) numaralı satırında yer alan

2017/22784 numaralı bireysel başvuru dosyası ile aynı tabloda belirtilen diğer

başvuru dosyalarının birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden

yapılmasına karar verilmiştir. Ayrıca Bölümler tarafından bir kısım başvurucu

hakkında sınır dışı etme işlemlerinin geçici olarak (tedbiren) durdurulmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Muhtelif ülkelerin vatandaşı olan başvurucular

hakkında farklı tarihlerde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve

Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi kapsamında ilgili valilikler

tarafından sınır dışı etme kararı tesis edilmiş, ayrıca başvurucuların bir

kısmı idari gözetim altına alınarak geri gönderme merkezlerine konulmuştur.

8. Bir kısım başvurucu, haklarında alınan sınır dışı etme

kararlarının iptali için yetkili idare mahkemelerinde dava açmıştır. Sınır dışı

etme işlemleri idare mahkemelerinin kesin nitelikteki kararlarıyla iptal

edilmiştir. Bazı başvurucular hakkındaki sınır dışı işlemlerinin ise idare

tarafından geri alındığı anlaşılmıştır.

9. Bunun yanında diğer başvurucuların ise menşe veya

farklı bir ülkeye gitmek amacıyla kendi istekleriyle Türkiye'den çıkış yaptığı

anlaşılmıştır.

10. Diğer taraftan tüm başvurucular, itirazları üzerine

geri gönderme merkezlerinden farklı tarihlerde yetkili sulh ceza

hâkimliklerince veya idare tarafından resen salıverilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

11. İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B.

No: 2015/3941, 1/3/2017; B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§

19-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 31/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talepleri Yönünden

13. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların başvuru

giderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının bulunmadığı ve

taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup 12/1/2011 tarihli ve

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderlerini ödemekten

geçici olarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.

B. İdari

Gözetim Kararına İlişkin İddia

14. Başvurucular; idari gözetim altında tutulmaları

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, insan haysiyetiyle bağdaşmayan

koşullarda geri gönderme merkezinde tutulmaları nedeniyle de kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bu konularda şikâyetlerini ileri

sürebilecekleri etkili bir başvuru mekanizması bulunmadığını ifade etmişlerdir.

15. Anayasa Mahkemesi B.T. başvurusunda idari

gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri

Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari işlem ve

eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tam

yargı davası açabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun

-sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu

biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlinde

etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§

45-58).

16. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararla

özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri

maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,

yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam

yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T.,

§ 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).

17. Anayasa Mahkemesi R.M. ve diğerleri (B. No: 2015/19133,

17/4/2019) başvurusunda bir kez daha yukarıda yer verilen ilkelere bağlı

kaldığını vurgulamıştır (aynı kararda bkz. § 31). Başvurucuların geri gönderme

merkezinde tutulmaları nedeniyle kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiaları bakımından açıklanan ilkelerden

ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle

mevcut başvurular yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari

davaların süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu

hasıl olmuştur.

20. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde

açılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların

süresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir.

Öte yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T. kararındaki

içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce

tam yargı davası yolu tüketilmeden, doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan

müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

bulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin derece

mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden

olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T.,

§ 59).

21. Kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı yönünden başvuru yollarının tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik

kararı verildiğinden anılan yasak ve hakla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.

maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasının bu

aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. Lehe Vekâlet

Ücretine Hükmedilmediğine İlişkin İddia

22. Bir kısım başvurucu, sulh ceza hâkimliklerince idari

gözetim kararına itirazları kabul edilmesine rağmen lehlerine vekâlet ücretine

hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır.

24. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

25. Somut olayda başvurucular, Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi'ne göre lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri

sürmüşlerdir. Başvurucuların iddialarının özü mahkemeye erişim ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğine yönelik olup başvurucular tarafından dile

getirilen şikâyetlere benzer şikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önce

incelendiği ve ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır.

26. Başvurucular açısından önem taşıyan husus, kesin

nitelikteki kararla yararlarına bir miktar vekâlet ücreti takdir edilmemesidir.

Takdir edilmeyen vekâlet ücreti nedeniyle başvurucuların içinde bulunduğu

kişisel koşullara göre kendilerine ciddi anlamda zarar verdiği ve

kendileri için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamalarının

olmadığı da gözetildiğinde önemli bir zarar olduğu kanaatine ulaşılamamıştır

(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Daygınat Magomedzhamılova ve

diğerleri, B. No: 2015/516, 20/3/2019, §§ 33-42).

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın yorumlanması ve

uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucuların da önemli bir zarara

uğramadığı sonucuna varıldığından anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu

anlaşılan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Sınır Dışı

Etme İşlemine İlişkin İddia

28. Başvurucular; ülkelerine geri gönderildikleri

takdirde hayatlarının tehlike altında olacağını, kötü muamele görme riskiyle

karşı karşıya kalacaklarını, aile bütünlüklerinin bozulacağını belirterek aile

hayatına saygı ve yaşam hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (ç) bendi şöyledir:

“(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

…

c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan

kalkmış olması.”

30. Kişinin yaşamının tehlikeye girebileceğine, kötü

muameleye tabi tutulacağına veya aile bütünlüğünün bozulacağına dair risk

bulunan bir ülkeye sınır dışı edilmesine karar verildiği durumlarda bu

kapsamdaki ihlal iddialarının incelenebilmesi için sınır dışı kararının

uygulanmış olması ya da uygulanmasının önünde bir engel bulunmaması gerekir.

31. Bir kısım başvurucu hakkında alınan sınır dışı etme

kararlarının ilgili idare mahkemeleri tarafından iptal edildiği veya idare

tarafından geri alındığı görülmüştür (bkz. § 8). Dolayısıyla bireysel başvuruya

konu edilen sınır dışı etme kararlarının uygulanma ihtimalinin ortadan kalktığı

anlaşılmaktadır.

32. Bazı başvurucuların ise kendi istekleriyle menşe ya

da farklı bir ülkeye gittikleri anlaşılmıştır. Gönüllü olarak Türkiye'den

ayrılan başvurucular yönünden sınır dışı etme işleminin herhangi bir sonuç

doğurmayacağı, diğer bir deyişle iddia edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kalkmış olacağının kabulü gerekmektedir.

33. Diğer taraftan belirtilen durumların varlığına rağmen

başvuruların incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

bulunmamaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısımlarının

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması nedeniyle düşmesine karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların

taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Sınır dışı etme işleminden dolayı kötü muamele

yasağının ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması nedeniyle DÜŞMESİNE,

2. İdari gözetim altında tutmadan dolayı kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Lehe vekâlet ücretine hükmedilmediğine ilişkin

iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Sınır dışı etme işlemlerine ilişkin tedbir

kararlarının SONLANDIRILMASINA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA,

E. Diğer başvurucular tarafından yapılan yargılama

giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi

Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 31/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucular

:

Maıtısong MAITOUHUTI ve

diğerleri (bkz. ekli tablo)

Başvurucular Vekili

:

bkz. ekli tablo

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/22784, T. 31.12.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-22784-basvuru-31-12-2020-b525cda3bee2