Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/9479, 23.05.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/9479
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

KENAN AYDIN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/9479)

Karar Tarihi: 23/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bir

iddiaya ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağ Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin

(Mahkeme) 14/11/2013 tarihli kararıyla basit yaralama suçundan neticeten 12 ay

hapis cezasıyla cezalandırılmıştır.

8. Mahkeme, başvurucunun adli sicil kaydında Karamürsel Asliye

Ceza Mahkemesinin 25/6/2002 tarihli kararına dayalı bir başka mahkûmiyeti

bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle hapis cezasının seçenek yaptırımlara

çevrilmesine; ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili

kısmı şu şekildedir:

"Sanığa sabıka kaydı kişiliğine göre

yeterli ve caydırıcı olmayacağı kanaatine varıldığından cezanın seçenek

yaptırımlara çevrilmesine, ertelenmesine veya CMK'nın

231. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına

..."

9. Başvurucunun Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 25/6/2002

tarihli kararına konu olaya dair yeniden yargılama talebinde bulunması üzerine

Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi22/4/2014 tarihli kararıyla asıl fail tarafından

başvurucu adına sahte kimlik ibraz edildiğinin, başvurucu adına sahte imzalar

atıldığının tespit edilmesi nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebini kabul

ederek başvurucunun beraatine karar vermiştir.

10. Başvurucu; beraat kararını 22/10/2014 havale tarihli

dilekçesiyle Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli

kararının temyiz incelemesinde gözetilmek üzere Yargıtaya

iletmiş ve hakkında HAGB kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmesine

neden olan adli sicil kaydına esas suçtan beraat ettiğini, dolayısıyla hakkında

HAGB kararı verilmemesinin haksız olduğunu ifade etmiştir.

11. Karar, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2/4/2015 tarihli

kararıyla düzeltilerek onanmıştır. Yargıtay kararının gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... Yüzde sabit ize neden olan

yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği gözetilmeden temel

cezanın 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesinden belirlenmesi gerekirken TCK'nin

86/2. maddesi üzerinden belirlenmesi, daha sonra TCK'nin 86/3-e ve 87/1-c

maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği, hapis cezasının 5 yıldan az

olması halinde sonuç cezanın TCK'nin 87/1-c-son maddesine göre 5 yıla

çıkarılması gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,

aleyhe temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamıştır. ..."

12. Başvurucu tarafından nihai kararın 11/5/2015 tarihinde

öğrenildiği bildirilmiştir.

13. Başvurucu 25/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

15. Başvurucu; hakkında HAGB kararı verilmemesine gerekçe

yapılan ve adli sicil kaydında gözüken karara yönelik olarak yeniden yapılan

yargılama sonunda beraat kararı verildiğini, bu husus ileri sürülmesine karşın

Yargıtay tarafından bir değerlendirme yapılmadan mahkûmiyet hükmünün onandığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli

karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok

kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

17. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

18. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını

sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların muhakeme sırasında

ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini

bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının

sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

19. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması

bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

20. Somut olayda Yargıtay kararında Mahkemece hatalı yasa

maddesinin tatbiki suretiyle başvurucu hakkında eksik ceza tayin edildiği,

sonuç cezanın beş yıla çıkarılması gerektiği fakat başvurucu hakkında aleyhe

temyiz bulunmadığından bu hususun bozma nedeni yapılmadığının belirtildiği

görülmüştür. Ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

231. maddesine göre sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda

hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise

mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında hükmedilmesi gereken hapis cezasının süresi de

gözetilerek HAGB kurumunun başvurucu hakkında uygulanabilirliği olmadığı

dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık

olduğu anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

22. Başvurucu, delillerin eksik toplandığı ve hatalı

değerlendirildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

24. Somut olayda tanık beyanları, adli rapor ve tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle Mahkemece bir karar verildiği

anlaşılmıştır. Başvurucunun iddialarının ilk derece mahkemesi tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan

yargılamada Mahkemenin ve Yargıtayın kararlarında

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Kenan AYDIN

Vekili

:

Av. Taner ÖZALP

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/9479, T. 23.05.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-9479-basvuru-23-05-2018-a6d427c109c7