Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/750, 10.05.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/750
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUSTAFA ŞAHİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/750)

Karar Tarihi: 10/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, polis meslek yüksekokulundan ilişiğin kesilmesi

işlemine karşı açılan davada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile

sonuçlanan ceza yargılaması esas alınarak karar verilmesi nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu hakkında, 2005 yılı içinde karıştığı bir olayda

kasten yaralama suçunu işlediği isnadıyla kamu davası açılmıştır.

7. Andırın Asliye Ceza Mahkemesi 9/7/2008 tarihli kararıyla

başvurucuyu 5 ay 25 gün hapis cezasına mahkûm etmiş ve 6/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine

hükmetmiştir.

8. Diğer taraftan başvurucu 3/7/2010 tarihinde yapılan sınavı

kazanarak 2010/2011 eğitim öğretim yılı itibarıyla Yozgat Polis Meslek

Yüksekokulu bünyesinde eğitim görmeye başlamıştır.

9. Ceza yargılaması sürecinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi

12/10/2011 tarihli kararıyla Andırın Asliye Ceza Mahkemesinin 9/7/2008 tarihli

hükmünü eksik inceleme nedeniyle bozmuştur.

10. Başvurucu, devam eden ceza yargılamasında sanık olmasından

dolayı "kovuşturma altında bulunmamak" yönündeki giriş koşulunu

taşımaması gerekçe gösterilerek 17/5/2008 tarihli ve 26879 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Meslek

Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (h) bendi uyarınca 16/5/2012

tarihli işlemle Polis Meslek Yüksekokulundan çıkarılmıştır.

11. Devam eden ceza yargılaması sürecinde ise Andırın Asliye

Ceza Mahkemesi Yargıtayın bozma ilamına uyarak

20/6/2012 tarihli kararıyla başvurucuyu 5 ay 25 gün hapis cezasına mahkûm etmiş

ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi

uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, Polis Meslek Yüksekokulundan ilişiğinin

kesilmesine dair 16/5/2012 tarihli işlemin iptali istemiyle Ankara 16. İdare

Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.

13. Mahkeme 29/11/2012 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Ret gerekçesinde öncelikle, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından

sorumlu olan polisin halkın ırz, can ve malını muhafaza etme görevi dikkate

alındığında polislik mesleğinin özelliği gereği, mesleğe alımlarda adayların

devam etmekte olan bir kovuşturma altında bulunmamaları gibi koşulların

arandığının altı çizilmiştir. Başvurucunun işlem tarihinde polis meslek

yüksekokulu öğrencisi olmasını engelleyecek biçimde bir yıl veya daha fazla

hapis cezası öngörülen bir suçtan dolayı bir kovuşturma altında bulunduğu ifade

edilmiştir.Polis Meslek

Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği uyarınca, ilişiğin kesilmesi için gerekli

şartın oluştuğu vurgulanarak dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

yönündeki ret gerekçesi oluşturulmuştur.

14. Ret hükmü Danıştay Sekizinci Dairesinin 7/1/2013 tarihli

kararı ile onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin 19/11/2014 tarihli

hükmüyle reddedilmiştir.

15. Başvurucu, nihai kararı 26/12/2014 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 12/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği'nin "Adaylarda aranılacak nitelikler"

kenar başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrası ve fıkranın (h) bendinin

uyuşmazlık konusu işlemin tesis edildiği tarihte ve tüm yargılama safahatı

boyunca yürürlükte bulunan hâli şöyledir:

"(1) Yüksekokullara başvuru yapacak adaylarda aşağıdaki şartlar

aranır.

...

h) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde

belirtilen süreler geçmiş olsa bile; üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis

cezası öngörülen kasten işlenmiş suçlar ile 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardan dolayı,

1) Affa uğramış veya yasaklanmış haklar geri verilmiş olsa dahi

mahkûmiyeti bulunmamak.

2) Hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmemiş olmak.

3) Devam etmekte olan bir kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması

uzlaşma ile neticelenmemiş olmak."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; ceza yargılamasına konu fiilleri hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini ancak ceza yargılamasının

esas alınması suretiyle tesis edilen ayırma işleminin hukuka uygun bulunduğunu,

kamu personelleri arasında farklı uygulama yapıldığını, devlet memurluğuna

alımda aranan genel şartlarda kendisine uygulanan koşul gibi bir şartın bulunmadığını,

Anayasa ve kanun hükümleri göz ardı edilerek salt Yönetmelik hükmüne göre karar

verildiğini, kamu hizmetine girme hakkında ayrımcılık yapıldığınıbelirterek

Anayasa'nın 2., 10., 36., 38. ve 42. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel savı, hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanan ceza yargılaması esas

alınarak davanın reddedilmesinin anayasal haklarını ihlal ettiği iddiasına

yönelik olduğundan şikâyetin masumiyet karinesi yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

20. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat

külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti

yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

21. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise

artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet

karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası

sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu

işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında

beraat kararı verilen durumlarda ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilmesi hâlinde ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin

kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı

fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu

sayılamaz (Ramazan Tosun, B. No:

2012/998, 7/11/2013, § 61).

22. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı

yargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen

“medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde

değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama

alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi

olayın tespitinde idari yargı merci, aynı maddi olayı ele alan ceza

mahkemesinin daha önce verdiği karara uygun hareket etmelidir (Hüseyin Şahin [GK], B. No: 2013/1728,

12/11/2014, § 39).

23. Ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması

masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne

esas teşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet

karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun

için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp

dayanmadığının incelenmesi gerekir (Hüseyin

Şahin, § 40).

24. Masumiyet karinesi, kamu görevlilerinin ceza yargılamasına

konu olan eylemleri nedeniyle ayrıca idari yaptırıma tabi tutulmamaları gibi

bir amaç taşımamaktadır. Masumiyet karinesi bir fiilin hem ceza hem de idari

bir soruşturmaya konu olmasına ve paralel olarak iki ayrı dava sürecinin

yürütülmesine mani değildir. Bu bağlamda masumiyet

karinesi, cezai sorumluluk bulunmaması hâlinde dahi daha hafif bir ispat

yükümlülüğü temelinde aynı eylemden kaynaklanan medeni ya da diğer sorumluluk

biçimlerinin kurulmasını engellememektedir. Ayrıca, suçlu olduğu kesin olarak

hükme bağlanmamış olan bir kişiye yönelik kamu görevlileri tarafından

kullanılan ifadelerde yer alan kelimelerin seçimi önemli olmakla birlikte

kullanılan dilin masumiyet karinesini ihlal edip etmediği hususu olaya ilişkin

özel şartların da dikkate alınması suretiyle tespit edilmelidir (Güç/Türkiye, B. No: 15374/11, 23/1/2018,

§§ 38, 39).

25. Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul eden bir yargı söz

konusu olmadıkça sadece soruşturma açılmış olması da disiplin veya idari

yaptırım işlemlerinin başlatılması veya uygulanması için yeterli görülebilir

(Ramazan Tosun, § 65).

26. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği

değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde

durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili

kişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıp

sorgulamadığıdır.

27. Bireysel başvuruya konu olan idare mahkemesi kararında,

idari işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılırken ceza yargılamasından

ayrı olarak idare hukuku hükümleri kapsamında, başvurucunun eğitim sonunda

yapacağı öngörülen mesleğin niteliği ve Polis Meslek Yüksekokulları Giriş

Yönetmeliği hükümleri üzerinden değerlendirme yapıldığı (bkz. § 13)

görülmektedir. Konuya ilişkin mevzuat, eğitim sonunda ifa edilecek mesleğin

niteliği gereği polis adayının cezai kovuşturma altında bulunmaması şartını

aramaktadır. Kararda, bu özel şart gereği ceza yargılaması dikkate alınmış ise

de bu durum işleme esas olan Yönetmelik'in uygulama bulacağı hâllerin var olup

olmadığının belirlenmesine ilişkin bir irdelemeden ibarettir. Mahkeme; isnat

edilen eyleme ilişkin olarak bir saptamada, değerlendirmede bulunmadığı gibi

ceza mahkemesi kararına ilişkin bir yorumda da bulunmamıştır.

28. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olayda masumiyet

karinesine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Mustafa

ŞAHİN

Vekili

:

Av. Mehmet

SAĞLAM

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/750, T. 10.05.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-750-basvuru-10-05-2018-6cbe5d597f92