Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/2089, 04.07.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/2089
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AHMET BAYSAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/2089)

Karar Tarihi: 4/7/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, aleyhine açılan davada koşulları bulunmadığı hâlde

davacının cinsiyeti esas alınarak tazminata karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu ile R.E. 2007 yılında resmî nikah olmadan birlikte

yaşamaya başlamış, bu birliktelikten 2008 doğumluS. ve 2009 doğumlu N. adlı iki çocukları dünyaya gelmiştir.

7. R.E. 27/12/2012 tarihli dilekçesinde; birtakım vaatlerde

bulunması sebebiyle başvurucuyla gayriresmî olarak

evlendiklerini, çocuk sahibi olmalarına rağmen resmî nikah yapmaya yanaşmaması

ve kendisine yönelik kötü davranışlarda bulunması nedeniyle çocuklarını da

alarak müşterek evden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek 50.000 TL manevi

tazminat talebiyle dava açmıştır.

8. Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonunda 19/12/2012 tarihli kararla başvurucunun evlenme vaadiyle davacıyı

birlikte yaşamaya ikna ettiği, bu birliktelikten iki çocuğun dünyaya geldiği,

bu çocukları nüfusuna kaydettirmek için herhangi bir çaba göstermediği gibi

hakaret ve şiddet içeren davranışlarıyla davacıyı evden ayrılmaya zorladığını

kabul etmiştir. Mahkeme sabit gördüğü bu eylemlerinbir

bütün olarak ahlaka aykırı fiil niteliğinde olduğu gerekçesiyle başvurucu

aleyhine 20.000 TL manevi tazminata karar vermiştir.

9. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 4.

Hukuk Dairesi 3/3/2014 tarihli kararla tarafların kusur durumları, davalının gayriresmî evlenme tarihindeki yaşı, tarafların sosyal ve

ekonomik durumları ile olayın gelişim süreci nazara alındığında davacı yararına

hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fazla olduğuna işaret ederek ilk

derece mahkemesi kararını bozmuştur.

10. İlk derece mahkemesi bozma kararına uymuş ve 18/6/2014

tarihinde önceki karardaki gerekçeyi tekrar ederek başvurucu aleyhine 12.000 TL

manevi tazminata hükmetmiştir.

11. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 1/12/2014 tarihli onama kararı ile kesinleşmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 6/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 4/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24.

maddesi şöyledir:

"Hukuka

aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara

karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

14. 4721 sayılı Kanun’un 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının, maddî ve manevî tazminat

istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın

vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde

bulunma hakkı saklıdır.''

15. 4721 sayılı Kanun’un 121. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı

saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak

uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. ''

16. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.

maddesi şöyledir:

"Kusurlu

ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle

yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.''

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Ayrımcılık yasağı" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

"Bu Sözleşme’de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,

siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa

aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı

hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi Kararları

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, benzer

durumdaki kişilere nesnel ve makul bir gerekçe olmaksızın faklı muamelede

bulunulmasını ayırımcılık olarak kabul etmektedir (Zarb Adami/Malta, B. No: 17209/02,

20/6/2006, § 71; Burden/İngiltere [BD], B. No: 13378/05, 29/4/

2008, § 60).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu; gayriresmî evliliğin

gerçekleştiği tarihte kendisinin on beş, davacının ise yirmi yedi yaşında olup

asıl zarar görenin kendisi olduğunu, bu hususun Yargıtay kararlarındaki

muhalefet şerhinde açıkça dile getirildiğini ve dolayısıyla davacı lehine

manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar

Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

22. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu; kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu,

devletin bu eşitliği yaşama geçirmekle görevli olup devlet organlarının kanun

önünde eşit davranma yükümlülüğü bulunduğunu, hâl böyle iken yargılamanın

cinsiyetçi bir bakış açısıyla davacı lehine sonuçlandırıldığını belirterek

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25.Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Sözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine

yönelik iddiaların soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka

Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle

bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

26. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun,

kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

27. Somut olayda başvurucu aleyhine açılan davada, derece

mahkemeleri başvurucunun hareketlerini 6098 sayılı Kanun'un 49. maddesi

kapsamında ''ahlaka aykırı fiil''

olarak yorumlamış ve başvurucuyu davacıya tazminat ödemeye mahkûm etmiştir.

Derece mahkemelerinin kararlarında tazminata hükmedilmesinde davacının

cinsiyetinin etkili olduğu yönünde bir tespit ya da ibare bulunmadığı gibi, bu

kararların hukuki dayanağını oluşturan kanun maddesinde de cinsiyet ayırımını

çağrıştırabilecek bir hüküm bulunmamaktadır.

28. Başvurucunun cinsiyet sebebiyle

uğradığını iddia ettiği ayrımcılığa ilişkin delilleri ortaya koyamadığı

anlaşılmıştır. Dolayısıyla

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların temellendirilemediği sonucuna

ulaşılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Ahmet BAYSAL

Vekili

:

Av. Erdal

SEYİTOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/2089, T. 04.07.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-2089-basvuru-04-07-2018-45e527f6400b