Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/17961, 09.10.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/17961
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

NACİYE KAYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/17961)

Karar Tarihi: 9/10/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir yer altı kömür ocağında meydana gelen ve birçok kişinin

ölümü ve pek çok kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayın ortaya çıkmasında

sorumlulukları bulunduğu iddia edilen kişiler hakkında kovuşturma yapılmasına

yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, vekili aracılığıyla Manisa'nın Soma ilçesi Karanlıkdere mevkii Eynez

Mahallesi'nde bulunan bir yer altı kömür ocağında 13/5/2014 tarihinde meydana

gelen ve aralarında başvurucunun eşi M.K.nın da

bulunduğu 301 işçinin ölümü, 162 işçinin ise yaralanması ile sonuçlanan olayın

ortaya çıkmasında başka kişiler yanında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın da kusuru olduğu gerekçesiyle 14/4/2015

tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) suç

duyurusunda bulunmuştur.

8. Suç duyusuna ilişkin dilekçeye başvurucunun kimlik numarası

yerine, soy ismi başvurucuyla aynı olan bir başka kişiye ait kimlik numarası

yazılmıştır. Bireysel başvuru dosyasına sunulan vekâletnameden başvurucu

vekilinin soy ismi başvurucuyla aynı olan kişinin de vekili olduğu

anlaşılmıştır.

9. Başvurucunun suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada

Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakanlar hakkındaki soruşturmayı mevcut soruşturmadan

ayırıp başka bir soruşturma sırasına kaydetmiştir.

10. Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa'nın 100. maddesi ile

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğü'nün 107.

maddesine göre soruşturma yetkisinin TBMM'ye ait olduğu gerekçesiyle 13/5/2015

tarihinde Bakanlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

karar vermiştir. Suç duyurusuna ilişkin dilekçede başkasına ait kimlik numarası

verildiği için kararda da kimlik numarası verilen kişi müşteki olarak yer almıştır.

11. Başvurucu vekili, kararda başvurucunun ismi yerine

başkasının ismine yer verildiği hususunu dile getirmeden hukuka aykırı olduğu

ve şikâyetleriyle ilgili etkili bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde

yine suç duyurusu dilekçesinde verilen kimlik numarası belirtilmiştir.

12. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 3/7/2015 tarihinde

başvurucu vekilinin itirazını kesin olarak reddetmiştir.

13. Hâkimliğin kararı başvurucu vekiline 22/7/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu vekili Hâkimliğe verdiği 31/8/2015 tarihli

dilekçede Cumhuriyet Başsavcılığınca ve Hâkimlikçe verilen kararlara

başvurucunun ismi yerine başkasının isminin yazıldığını belirterek başvurucu

adına hüküm tesis edilmesini ve daha önce verilen kararın bu şekilde

düzeltilmesini talep etmiştir.

15. Hâkimlik, daha önce verilen kararın kesin olduğunu ifade

ederek başvurucu vekilinin talebini 11/9/2015 tarihinde reddetmiştir.

16. Anılan karar, başvurucu vekiline 15/10/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

"Kamu davası açma görevi"

kenar başlıklı 170. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma evresi

sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe

oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar" kenar başlıklı 172. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için

yeterli şüphe oluşturacak delil elde

edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi

alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı,

süresi ve mercii gösterilir"

19. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet

savcısının kararına itiraz" kenar başlıklı 173. maddesinin (1)

ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"Suçtan zarar gören,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten

itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet

savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu

yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

...

Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için

soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek

suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu

davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak

reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına

gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

21. Başvurucu, başvuru harç ve giderlerini ödeyecek gelirinin

bulunmadığını belirterek adli yardımdan faydalandırılma talebinde bulunmuştur.

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013, §§ 22-27) kararında

belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma

düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan

başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; haklarında suç duyurusunda bulunduğu kişilerin de

olayın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu, iddialarıyla ilgili etkili bir

soruşturma yürütülmediğini, konuyla ilgili idari soruşturma yürütülmediği gibi

cezai soruşturmanın da engellendiğini, yürütülen soruşturmada müştekinin dahi

yanlış tespit edildiğini, delil toplanmadan sonucuna varıldığını ve gerek

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda gerekse bu karara yapılan itiraz

üzerine verilen kararda hukuksal değerlendirme ve gerekçe bulunmadığını

belirterek adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini öne

sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, yakınının

ölümünden bazı bakanların da sorumluluğunun bulunduğuna ve bu hususla ilgili

etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi, başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.

25. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

26. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri... kişinin

temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru

yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

28. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/5/2015 tarihli kararda

başvurunun ismi yerine bir başkasının ismi yer almış ise de başvurucu vekili

anılan karara yaptığı itirazda bu hususu dile getirmemiştir. Yani Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından verilen kararın kimin hangi konuda yaptığı şikâyetle ilgili olduğu

hususunda herhangi bir tereddüt yaşanmamıştır.

29. Başvurucu vekilinin itirazı Hâkimlikçe 3/7/2015 tarihinde

kesin olarak reddedilmiş ve bu karar başvurucu vekiline 22/7/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Hâkimlikçe verilen kararın Cumhuriyet Başsavcılığınca

verilen hangi karara, kim tarafından yapılan itiraza ilişkin olduğu hususunda

da bir duraksama olmamıştır. Nitekim başvurucu vekili tarafından Hâkimliğe

verilen 31/8/2015 tarihli dilekçede böyle bir husustan söz edilmemiştir. Bu

nedenle Anayasa Mahkemesi, Hâkimliğin 3/7/2015 tarihli kesin kararındaki isim

yanlışlığının düzeltilmesine matuf başvurunun bireysel başvuru süresi üzerinde

herhangi bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Somut olayda 22/7/2015 tarihinde öğrenilen kesin nitelikteki

karara karşı otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 13/11/2015 tarihinde

bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Murat İlter DEVECİ

Başvurucu

:

Naciye KAYA

Vekili

:

Av. Deniz ÖZBİLGİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/17961, T. 09.10.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-17961-basvuru-09-10-2019-42f4a11e59d0