Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/13764, 11.06.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/13764
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TACİSER GÜRLER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/13764)

Karar Tarihi: 11/6/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminata ilişkin

davada ıslah ile artırılan miktarın hak düşürücü süreden reddine karar

verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucunun murisi adına kayıtlı 141 parsel sayılı

taşınmazdaki pay bu kişinin ölümü ile başvurucuya intikal etmiştir. Başvurucu

4/2/2009 tarihli dilekçesiyle taşınmaza Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

(Üniversite) tarafından kamulaştırmasız olarak el atıldığını belirterek fazlaya

ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL tazminat talebiyle dava

açmıştır.

9. Davalı Üniversite 20/10/2009 tarihli cevabında uyuşmazlığa

konu taşınmazın 19/4/1993 tarihinde kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelinin

Ziraat Bankasında başvurucunun murisi adına açılan hesaba depo edildiğini ve

başvurucunun murisi tarafından herhangi bir dava açılmadığından kamulaştırma

işleminin kesinleştiğini ileri sürmüştür.

10. Taşınmazın değerinin tespiti amacıyla iki taşınmaz başında

iki ayrı tarihte keşif yapılmıştır. İlk keşif sonucunda düzenlenen 19/3/2010

tarihli bilirkişi raporunda başvurucuya ait hissenin değeri 36.225 TL olarak

belirlenmekle başvurucu 14/9/2010 tarihinde talebini bu miktarı esas alarak

ıslah etmiştir. Ne var ki davalı Üniversitenin itirazı üzerine taşınmaz başında

yeni bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla ikinci kez keşif icra edilmiş ve anılan

keşif sonucunda düzenlenen 18/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın

değeri 28.350 TL olarak belirlenmiş, başvurucu bu miktarı da kabul ettiğini

bildirmiştir.

11. Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/3/2013 tarihli

karar iledavanın kısmen kabulüyle 28.350 TL bedel

karşılığında taşınmazın tapusunun iptaline ve davalı Üniversite adına tesciline

karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle, fiilen el konulan taşınmazın

7/120 hissesinin başvurucu adına kayıtlı olup diğer maliklere ait payların usulüne

uygun olarak kamulaştırıldığı, belirlenen bedel başvurucunun annesi adına

açılan hesaba depo edilmişse de kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğ

edilmediğinden murisin bu durumdan haberdar olmadığı ve bu hususun başvurucuyu

bağlamayacağı belirtilmiştir.

12. Karar başvurucu ve davalı Üniversite tarafından temyiz

edilmiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 15/11/2012 tarihinde hükmün bozulmasına

karar verilmiştir. Bozma kararının gerekçesinde, başvurucunun kamulaştırmasız

el atma nedenine dayalı olarak davaya açtığı belirtilmiştir. Daireye göre

başvurucu, idare tarafından 20/10/2009 tarihli oturumda kendisine tebliğ edilen

cevap dilekçesiyle kamulaştırma işleminden haberdar olmuştur. Daire, ıslah

dilekçesinin verildiği 4/9/2010 tarihine kadar kanunda öngörülen otuz günlük

hak düşürücü sürenin geçtiğini kabul etmiştir. Daire sonuç olarak ıslah ile

arttırılan kısmın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

13. Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bozma kararına uymuş

ve 12/12/2013 tarihli kararı ileıslah ile artırılan

27.350 TL yönünden davanın reddine karar vermiştir.

14. Karar temyiz edilmiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi

30/10/2014 tarihinde hükmü düzelterek onamış ve karar düzeltme isteğinin aynı

daire tarafından 22/6/2015 tarihinde reddiyle karar kesinleşmiştir.

15. Nihai karar 9/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

10/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

16. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

taşınmazın kamulaştırıldığı 19/1/1994tarihinde yürürlükte bulunan ''Dava hakkı'' kenar başlıklı 14. maddesi

şöyledir:

"Kamulaştırılacak

taşınmaz malın sahibi, zilyedi ve diğer ilgililer noter veya köy ihtiyar kurulu

aracılığıyla yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara

tebligat yerine geçmek üzere gazete ile yapılan ilan tarihinden veya köy

odasına asılmak suretiyle yapılan ilan süresinin bitiminden itibaren otuz gün

içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda ve takdir olunan bedel ile

maddi hatalara karşı da adli yargıda dava açabilirler.

İdari yargıda açılan davalar öncelikle

görülür.

İdari yargıya başvurulduğu takdirde, adli

yargıya başvuru süresi, idari yargı kararının kesinleştiği tarihten, bu

kararlara karşı temyiz veya karar düzeltilmesi isteminde bulunulmuş ise, buna

ilişkin kararların tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlar.

İştirak veya müşterek mülkiyette paydaşların

tek başına dava hakları vardır.

İdare, kamulaştırma belgelerinin tebliği için

notere verildiği günden veya köy yararına kamulaştırmalarda aleyhine dava

açılacak kişi yönünden geçerli tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde

takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı taşınmaz malın bulunduğu yer

mahkemesinde dava açabilir.

İdare tarafından bu Kanun hükümlerine göre

tespit olunan malik, zilyet ve diğer ilgililere karşı açılan davaların

görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu

anlaşıldığı taktirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü

sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur.

Açılan davaların sonuçları dava açmayanları

etkilemez.''

17. 2942 sayılı Kanun'un dava tarihinde yürürlükte bulunan 14.

maddesi şöyledir:

“Kamulaştırmaya

konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan

tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek

üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde,

kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli

yargıda düzeltim davası açılabilir.

İdari yargıda açılan davalar öncelikle

görülür.

İştirak halinde veya müşterek mülkiyette,

paydaşların tek başına dava hakları vardır.

İdare, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye

verildiği günden itibaren otuz gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda

düzeltim davası açabilir.

İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre

tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında,

taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde,

davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa

mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur.

Açılan davaların sonuçları dava açmayanları

etkilemez.''

2. Yargısal Kararlar

18. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 9/5/2016 tarihli ve

E.2016/7329, K.2016/9268 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Kamulaştırma Kanununun

25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi

bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun olarak

yapılan tebligatla başlar.

Bu itibarla; Davacı İ.T. yönünden; murisi

N.G.ye kamulaştırma evrakları usulüne uygun tebliğ edilmiş ve 30 günlük hakdüşürücü süre geçmiş olduğundan davanın bu davacı

yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; M.G.

mirasçılarından N.G. dışında kalan diğer davacı mirasçılara kamulaştırma

evrakları usulüne uygun tebliğ edilmediğinden geçerli ve kesinleşmiş bir

kamulaştırmadan söz edilemeyeceğinden, davanın kamulaştırmasız el atma davası

olarak kabulü ile işin esasına girilerek, hüküm kurulması gerektiği

gözetilmeden, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru

görülmemiştir."

19.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 28/5/2015 tarihli ve E.2015/7493, K.2015/8933 sayılıkararının ilgili kısmı şöyledir:

''2942 sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince

kamulaştırma evrakının malike noter eliyle tebliğ edilmesi gerekip yapılan

araştırmalar sonucunda adresi bulunmayan ve adreslerinde noter aracılığı ile

tebligat yapılamayanlara ilan yolu ile tebligat yapılır. Yukarıda açıklandığı

üzere davacıya belirtilen şekilde bir tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Tapuda ifraz işlemi için çağrı yapılması ve terkin istemine ilişkin belgenin

kendisine verilmesi usulüne uygun bir kamulaştırma tebligatı olarak kabul

edilemeyeceği gibi davacıya usulsüz tebligat yapılması halinde dahi ancak

parayı bankadan çekmesi halinde usulsüz tebligatı öğrenmiş kabuledilebileceğidikkatealındığında

böyle bir durumun da söz konusu olmadığı buna göre davanın 30 günlük hak

düşürücü süre içerisinde açılmış bedel artırım davası olarak kabul edilip

tarafların tüm delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken

yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri

yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

21. Halil Göçmen/Türkiye

kararına konu olayda başvurucunun taşınmazı ile ilgili olarak üniversite

kamulaştırma kararı alınmış, ancak kamulaştırma kararı tebliğ edilmeden taşınmaza

idare tarafından elatılmıştır. Başvurucunun açtığı

tazminat davası kabul edilmiştir. AİHM idarenin kamulaştırmayı düzenleyen

kuralları dikkate almayarak başvurucunun taşınmazına el atması nedeniyle

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuki dayanağının bulunmadığı kanaatine

ulaşmış, ayrıca tazminata ilişkin yargılama sürecinde gerekli usule ilişkin

güvencelerin de sağlanmadığını belirterek ihlal sonucuna varmıştır (Halil Göçmen/Türkiye, B. No: 24883/07,

12/11/2013, §§ 23-43).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, muristen intikal suretiyle hissedar olduğu

taşınmaza davalı Üniversite tarafından kamulaştırmasız olarak el konulduğunu

belirtmiştir. Başvurucu, kamulaştırmasız el atmaya dayalı olarak açmış olduğu

davaya daha önceden usulüne uygun bir tebligat yapılmamasına rağmen,

kamulaştırma işlemi yapıldığı gerekçesiyle kamulaştırma bedelinin artırımı

davası olarak devam edildiğini bildirmiştir. Başvurucu, mahkemenin açılan

davayı bu şekilde nitelendirmesi sonucunda hak düşürücü süre nedeniyle ıslah

ile artırılan kısmın reddine karar verildiğini belirterek mülkiyet hakkı ile

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

25. Anayasa'nın

"Kamulaştırma" kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan

doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bilirkişi vasıtasıyla

belirlenen bedel uyarınca ıslah yoluyla talep etmiş olduğu miktarın hak

düşürücü süre nedeniyle reddedilmesine ilişkin şikâyetinin özünün kamulaştırma

bedeli miktarına yönelik olduğu gözetildiğinde başvurunun mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Başvurucunun kamulaştırma bedelininıslah

ile artırılan kısmınınreddine ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık konusu taşınmazın tapuda

başvurucu adına kayıtlı olduğundan mülkün varlığında bir tereddüt bulunmadığı

ve bu taşınmaza Üniversite tarafından kamulaştırmasız el atma suretiyle

mülkiyet hakkına müdahale edildiği anlaşılmaktadır.

29. Bu durumda olayda idare, ilgili yargılama sürecinden de

anlaşılacağı üzere başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır.

Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da

belirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunan

taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.

30. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında

kamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağı

bulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,

6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:

2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz ve

diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).

31. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazına yapılan

kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı

Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

34. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine veya hüküm altına

alınmayan 27.350 TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesine karar

verilmesini talep etmiştir.

35. Başvuruda, mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

36. Somut olayda başvurucuya murisinden intikal eden taşınmaz

murisin sağlığında 19/1/1994 tarihinde Üniversite tarafından kamulaştırılarak

belirlenen bedel muris adına açılan banka hesabına yatırılmışsa da ilgiliye

usulüne uygun tebligat yapılmadığı ve depo edilen bedelin tahsil edilmediği

mahkeme kararında açıkça belirtilmektedir (bkz.§ 11).

37. Taşınmaz murisin ölümünden sonra başvurucuya intikal etmiş

ve tapuda 7/120 hisse ile başvurucu adına tescil edilmiştir. Kamulaştırma

işleminden haberdar olmayan başvurucu fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak

kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat isteğinde bulunmuş ve değerin

bilirkişi tarafından tespiti üzerine tazminat miktarını ıslah etmiştir. Somut

olayda başvurucuya ödenmesi gereken tazminat miktarının tespitine yönelik

açılan davada Mahkemece taşınmazın gerçek bedelinin tespiti amacıyla bilirkişi

incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan

rapordataşınmazın değeri 28.350 TL olarak belirlenmiş

ve bu değer başvurucu tarafından da kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay bozma

kararına uyan ilk derece mahkemesi ıslah ile arttırılan kısmı 2001 yılında

yapılan kanun değişikliği öncesinde mevcut olan hak düşürücü süre hükümlerini

uygulamak suretiyle reddetmiştir.

38. Buna göre derece mahkemelerinin 2001 yılı öncesinde mevcut

olan ve ancak dava tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan söz konusu hak düşürücü

süreye ilişkin hükmü uygulamak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığı sabit olan

taşınmazın gerçek değerinin başvurucuya ödenmemesi sonucuna yol açtığı

görülmektedir. Başvurucunun açtığı davanın kamulaştırmasız el atmaya dayalı

tazminat davası olduğu dikkate alındığında derece mahkemelerinin bu yorumları

öngörülebilir olmadığı gibi sonuç olarak Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı ihlal edilen başvurucu yönünden ihlalin sonuçları

itibarıyla yeterli bir giderimin de sağlandığı da söylenemez. Hâlbuki eski hâle getirme kuralının bir gereği

olarak ihlalin bütün sonuçlarıyla giderildiğinden söz edilebilmesi için mümkün

olduğunca ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanması gerekir. Somut olayda

mülkün iadesi de söz konusu olmadığına göre giderimin sağlanması için

başvurucuya kamulaştırılan el atılan taşınmaz bölümünün saptanan rayiç

değerinin ödenmesi zorunludur.

39. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Kahramanmaraş 2. Asliye

Hukuk Mahkemesine (E.2013/373) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesi yeterli bir

giderim oluşturduğundan dolayı başvurucunun tazminat isteminin reddi gerekir.

41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2012/373) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Taciser GÜRLER

Vekili

:

Av. Zühtü

KAZANCI

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/13764, T. 11.06.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-13764-basvuru-11-06-2018-c6d2db1087bc