Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/8492, 20.09.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/8492
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYTEN KARAKAVAS BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/8492)

Karar Tarihi: 20/9/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ihalenin feshi davasında usul ve kanuna aykırı karar

verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; tanık dinlenmemesi nedeniyle

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin, yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu aleyhine İzmir 3. İcra Müdürlüğünde başlatılan icra

takibinin kesinleşmesi üzerine başvurucuya ait taşınmaz haczedilmiş ve ihale

yoluyla üçüncü kişiye satılmıştır.

9. Başvurucu 16/11/2009 tarihinde İzmir 4. İcra Hukuk

Mahkemesine (Mahkeme) açtığı davada; taşınmazın gerçek değerinin çok altında

bir bedelle satıldığını, satış ilanında taşınmazın niteliklerinin açıklıkla

yazılmadığını, ilanın Türkiye genelinde yayın yapan gazetede yapılmadığını,

takibi yürüten icra müdürlüğünün talimatı değil de esas dosya kapsamında satış

yapılacakmış gibi işlem tesis edildiğini belirterek ihalenin feshini talep

etmiştir.

10.Başvurucu 28/12/2009 tarihli celse ara kararı gereği dosyaya

sunduğu dilekçede talimat dosyası, gazete ilanı, satış ilanı, tapu kayıtları ve

tanık deliline dayandığını belirtmiştir.

11. Mahkeme 4/5/2010 tarihli kararında; ilanın Türkiye genelinde

yayın yapan S... gazetesinde yapıldığını, taşınmazın

niteliklerinin ilanda yeterli ölçüde gösterildiğini, bu açıdan fesih

koşullarının oluşmadığını belirterek davayı reddetmiştir.

12. Temyiz üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 14/12/2010 tarihli

kararında; ihalesi yapılan taşınmazın İzmir İcra Dairesinin yetki alanında

kaldığını, satışın da adı geçen icra müdürlüğünce yapıldığını ancak satışa esas

kıymet takdirinin Karşıyaka İcra Müdürlüğünce yapıldığının anlaşıldığını, İzmir

İcra Dairesinin yetki alanında bulunan taşınmaz için yetkisi bulunmayan

Karşıyaka İcra Müdürlüğüne talimat yazılarak kıymet takdiri yaptırılmasının

doğru olmadığını, adı geçen icra müdürlüğünce yapılan kıymet takdiri işleminin

yok hükmünde sayılacağından hukuki sonuç doğurmayacağını, Mahkemenin kıymet

takdiri tarihi itibarıyla Karşıyaka İcra Müdürlüğünün yetkili olup olmadığı

araştırarak sonucuna göre karar vermek gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

13. Davalının karar düzeltme talebi aynı Dairenin 5/7/2011

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14.Bozma ilamına uyan Mahkemece yapılan yargılamada verilen

22/12/2011 tarihli kararda, Bayraklı ilçesinin 6/3/2008 tarihli ve 5747 sayılı

Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile kurulduğu, bu tarihten önceİzmir ili Karşıyaka ilçesine bağlı olduğu, Kanun'un

22/3/2008 tarihinde Resmî Gazete'nin 26824 (Mükerrer) sayılı nüshasında

yayımlandığı, kıymet takdirinin ise 21/1/2008 tarihinde Karşıyaka 4. İcra

Müdürlüğünce yapıldığı, kıymet takdiri yapılma aşamasında hacizli malın

Karşıyaka ilçesinin yetki alanında bulunması nedeniyle yapılan işlemdebir hata olmadığı belirtilerek davanın reddine karar

verilmiştir.

15. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin

22/11/2012 tarihli kararı ile onanmıştır.

16.Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 22/4/2014 tarihli kararı

ile reddedilmiştir.

17.Ret kararı 8/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

22/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü;

A.Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, tanıkları dinlenmeden ve diğer delilleri

toplanmadan yargılamanın sonuçlandırıldığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisinin silahların eşitliği ilkesi olduğu, silahların

eşitliği ilkesinin davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına geldiği (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32), yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

21. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada

sunulan delilin geçerli olup olmadığını ve delil sunma ve inceleme

yöntemlerinin yasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin

görevi kapsamında olmayıp Anayasa Mahkemesinin görevi başvuru konusu

yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

22. Somut olayda Mahkemenin 28/12/2009 tarihli celsede taraflara

delillerini sunmaları için süre verdiği, başvurucunun dosyaya sunduğu dilekçede

İzmir 3. İcra Müdürlüğünün E.2009/5255 sayılı talimat dosyası, gazete ilanı,

satış ilanı, tapu kayıtları ve tanık deliline dayandığı, davalı Bankanın da

11/2/2010 tarihli celsede icra takip dosyalarının içeriğinin delilleri olduğunu

belirttiği, Mahkemenin başvurucunun tanık delili ile ilgili herhangi bir işlem

yapmadan icra dosyası, tapu kaydı ve başvurucunun delil listesinde belirttiği

diğer yazılı belgelere göre değerlendirme yapmak suretiyle karar verdiği

anlaşılmıştır.

23. Başvuruya konu somut yargılama süreci yukarıda belirtilen

içtihatlar doğrultusunda incelendiğinde; başvurucuya delillerini sunma ve

dosyadaki delillere itiraz edebilme noktasında gerekli imkânın verildiği,

uyuşmazlığın çözümü için gerekli kayıt ve belgelerin ilgili yerlerden

getirtildiği, başvurucunun dinlenmesini istediği tanıklarınbeyanlarının

davanın çözümüne yarar nitelikte olup olmadığı hususu ile ilgili değerlendirme

yetkisinin Mahkemeye ait olduğu, başvurucunun bu talebini dosyada toplanan

diğer delilleri hüküm kurmaya yeterli görmek suretiyle Mahkemenin zımnen

reddettiği anlaşılmıştır.

24. Bunun yanında başvurucunun, dinlenilmesini istediği

tanıkların beyanlarında ne şekilde davanın esasını etkileyecek olguların

bulunduğuna ilişkin somut bir açıklamada da bulunmadığı; bu açıdan tanık

dinletme talebinin zımnen reddedilmesinin başvurucuyu yargılamada diğer tarafa

göre dezavantajlı duruma düşürmediği ve yargılamanın bütününe göre tüm süreci

adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

25. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ihalenin

feshi davasında Mahkemece yapılan değerlendirmelere ilişkin olduğu anlaşılmış,

bu nedenle iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

27. Başvurucu; icra takibinde satış ilanının ihaleden bir gün

önce kendisine tebliğ edildiğini, satışa hazırlık yapılması içinmakul

bir süre tanınmadığını, ihalenin feshi davası sonuçlanmadan taşınmazın tescil

işlemlerinin gerçekleştirildiğini, Mahkemenin bozma ilamına uymasına rağmen

aynı kararı vererek bozma ilamına fiilen direndiğini,bu

durumun hukuka aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

29. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme,

başvurucunun iddialarını incelemiş, ilgili kanun hükümlerini somut olay

çerçevesinde değerlendirmek suretiyle ihalenin feshi için gerekli şartlarının

oluşmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi

ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından hukuk kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık

bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

30. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

31.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 50, 52).

34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

35. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 4 yıl 5 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

38.Başvurucu, yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

39. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

40.Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucu lehine manevi tazminata karar verilmesi mümkün

değildir.

41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucunun

adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesine

(E.2011/890, K.2011/1134) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Ayten

KARAKAVAS

Vekili

:

Av. Ender

SARIOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/8492, T. 20.09.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-8492-basvuru-20-09-2017-10460450070f