Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/13212, 20.09.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/13212
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

RAFET DUBAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/13212)

Karar Tarihi: 20/9/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yeteri kadar Türkçe bilmeyen mağdurların soruşturma

aşamasında tercüman hazır bulundurulmadan alınan ifadelerine ve mağdurlara

yaptırılan teşhis işlemine istinaden mahkûmiyet kararı verilmesi, ısrarlı

taleplere rağmen mağdurların kovuşturma aşamasında dinlenmemesi, keşif

talebinin reddedilmesi ve makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının; herhangi bir neden belirtilmeden etkili başvuru hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiş; Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 19/3/2005 tarihinde Rusya Federasyonu uyruklu E.V. isimli

kişi Ankara Terminal Polis Karakol Amirliğince Yabancılar Şube Müdürlüğüne

teslim edilmiştir.

9. E.V.nin, adresini bilmediği bir

evde D., E., ve İ. isimli kişiler tarafından zorla alıkonularak fuhşa

zorlandığını beyan etmesi üzerine kolluk görevlileri D.nin

D.Ç. olabileceğini değerlendirmiş ve kendilerine müşteri süsü vererekD.Ç. ile görüşme yapmışlardır.

10. Kolluk görevlileri, D.Ç.nin yönlerdirmesi üzerine gittikleri adreste Moldova

Cumhuriyeti vatandaşı A.M.nin zorla tutulduğunu

tespit etmiştir.

11. Zorla tutulduğu tespit edilen A.M., ismini Ahmet olarak

bildiği ve -bildiği kadarıyla- Eryaman'da emlakçılık yapan kişinin kendisine döverek

tecavüz ettiğini beyan etmiştir.Aynı adreste zorla

tutulduğu tespit edilen yabancı uyruklu Z. K. ise D.,İ. ve Ahmet isimli

kişilerin kendilerini bir başkasından satın aldığını ve kendisine zorla fuhuş

yaptırıldığını beyan etmiştir.

12. 21/3/2005 tarihinde yaptırılan teşhis işleminde A.M. ve

Z.K., altı kişi arasındanbaşvurucuyu ismini Ahmet

olarak bildikleri kişi olarak teşhis etmişlerdir.

13. Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı 31/3/2005 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun dört mağdura karşı insan ticareti suçunu, bir

mağdura karşı ırza geçme suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açmıştır.

14. Yargılamayı yürüten Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi 26/5/2009

tarihli kararıylabaşvurucuyu isnat edilen suçlardan

mahkûm etmiştir.

15. Başvurucu müdafiinin talebi

üzerine temyiz incelemesi yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesi 12/5/2014 tarihli

kararıyla ırza geçme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü onayıp insan ticareti

suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur.

16. Başvurucu 13/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiği İddiası İle Keşif Talebinin Reddedildiği İddiası

18. Başvurucu, ısrarlı taleplere rağmen mağdurların kovuşturma

aşamasında dinlenmediğini ve keşif talebinin reddedildiğini ileri sürmüştür.

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun uyarınca başvurucunun başvuru

konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri

ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

20. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak

olaya ilişkin iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen

başvurucu hangi celse veya hangi tarihli dilekçeyle mağdurların dinlenmesini ve

keşif yapılmasını talep ettiğine dair

Anayasa Mahkemesine herhangi bir delil sunmamıştır. İlk derece mahkemesinin bu

taleplere ilişkin hangi gerekçeyle ne tür karar verdiği de açıklanmamıştır.

Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların temellendirilemediği

sonucuna ulaşılmıştır.

21. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılama Sonucunun

Adil Olmadığına İlişkin İddia

22. Başvurucu, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının makul

nedenlere dayanmaması, soruşturma aşamasında tercüman hazır bulundurulmadan

ifadeleri alınan ve teşhis yaptırılan mağdurların beyanlarına istinaden

mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; kesinleşen

mahkûmiyet kararının infaz edilecek olması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun kesinleşen mahkûmiyet kararının infaz edilecek

olması nedeniyle özgürlüğünün kısıtlanacağına yönelik iddiasının özü,

mahkûmiyet kararının sonucunun adil olmadığına ilişkindir. Bu nedenle söz

konusu iddia da adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

25. Somut olayda Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

yargılamada; sanık savunmaları, teşhis tutanakları, mağdur beyanları, adli

raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar

verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla

delillerin değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına, dolayısıyla kararın

sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

26. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

30. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

31. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki ırza geçme suçu yönünden

yaklaşık 9 yıl 1 ay devam eden yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı

görülmektedir.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. Etkili Başvuru

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

33. Başvurucu, herhangi bir neden belirtmeden etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3),48. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, §§ 19, 20).

35. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; hakkın ne şekilde ihlal edildiğine ilişkin gerekçeleri

açıklama yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu

tarafından ileri sürülen iddianıntemellendirilemediği

sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

38. Başvurucu 50.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

40. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanıkları sorgulama hakkının ve keşif talebinin

reddedildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Ankara Batı (Sincan) 1. Ağır Ceza

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Rafet DUBAZ

Vekili

:

Av. Emel

ERBAŞI

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/13212, T. 20.09.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-13212-basvuru-20-09-2017-d9f3abf691dc