Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/6773, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/6773
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET YALÇINKAYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/6773)

Karar Tarihi: 10/3/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "uyuşturucu

madde ticareti yapmak amacı ile kurulan suç örgütüne bilerek ve isteyerek

yardım etmek" suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın halen devam ettiğini

ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/5/2014 tarihinde İstanbul 25. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 24/7/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm başkanı tarafından 2/10/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 24/10/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250.

maddesi ile yetkili) yürütülen soruşturma kapsamında 11/9/2008 tarihinde

gözaltına alınarak aynı tarihte tutuklanmış, 23/10/2008 tarihinde serbest

bırakılmıştır.

8. Başvurucu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

(CMK. 250. maddesi ile yetkili) 12/1/2009 tarih ve E.2009/35 sayılı iddianamesi

ile "uyuşturucu madde ticareti yapmak

amacı ile kurulan suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek ve uyuşturucu

madde ticareti yapmak” suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

9. Başvurucu hakkında açılan dava, İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli) E.2009/36 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir.

10. Mahkemece, 23/1/2009 tarihli tensip zaptı ile E.2009/36

sayılı dava dosyasının Mahkemenin E.2008/38 sayılı dava dosyası ile

birleştirilmesine, yargılamaya E.2008/38 sayılı dava dosyası üzerinden devam

edilmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucunun da aralarında bulunduğu altı sanık hakkında

yargılama yapan Mahkeme, 14/10/2009 tarih ve E.2008/38, K.2009/244 sayılı karar

ile başvurucunun, "suç işlemek amacıyla

örgüt kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte bilerek, isteyerek yardım etmek ve üye

olmak" suçlarından beraatine, "uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna

yardım" fiilinden 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

12. Karar başvurucu tarafından 20/10/2009 tarihinde temyiz

edilmiş olup, temyiz incelemesi devam etmektedir.

13. Başvurucu, 15/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 39.

maddesinin (1) numaralı fıkrası, 188. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları

ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin

(2) numaralı fıkrasının (e) bendi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 15/5/2014 tarih ve 2014/6773 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 11/9/2008 tarihinde gözaltına alınarak aynı tarihte

tutuklandığını, 23/10/2008 tarihinde serbest bırakıldığını, ancak hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/9/2008

tarihinde gözaltına alınmasıyla başlayan yargılama sürecinin halen devam

ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

20. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

21. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "uyuşturucu madde ticareti yapmak amacı ile

kurulan suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek ve uyuşturucu madde

ticareti yapmak” suçlarını işlediği

iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat

olunan suçlar, 5237 sayılı Kanun’un 188. ve 220. maddelerinde hapis ve adli

para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu

hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence

kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §

32).

22. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin

uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucunun gözaltına alındığı 11/9/2008 tarihidir. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No: 2013/695,

9/1/2014, § 35).

23. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11/9/2008 tarihinde gözaltına

alınarak aynı tarihte tutuklanan ve 23/10/2008 tarihinde serbest bırakılan

başvurucu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/1/2009 tarihli

iddianamesi ile "uyuşturucu madde

ticareti yapmak amacı ile kurulan suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım

etmek ve uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçlarını işlediği

iddiasıyla kamu davası açıldığı, bu davanın, İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2009/36 sayılı dosyasına kaydedildiği tespit edilmiştir.

23/1/2009 tarihinde E.2009/36 sayılı dava dosyasının Mahkemenin E.2008/38

sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamaya E.2008/38 sayılı dava

dosyası üzerinden devam edilmesine karar verildiği, Mahkemece dokuz ay iki

günlük yargılama süresinde, başvurucu ve diğer sanıkların savunmalarının

alındığı, delillerin toplandığı, telefon tape

kayıtlarının incelendiği belirlenmiştir. Fiziki takip tutanakları, ev arama

tutanağı, suça konu maddeye ilişkin bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporları,

telefon tape kayıtlarına ilişkin Adli Tıp Kurumu

raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek Mahkemece, 14/10/2009 tarihli

karar ile başvurucunun, "suç işlemek

amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte bilerek, isteyerek yardım

etmek ve üye olmak" suçlarından beraatine,

"uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna

yardım" fiilinden 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün başvurucu tarafından

temyiz edildiği ve beş yılı aşkın süredir temyiz incelemesinin devam ettiği

anlaşılmıştır.

24. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar

daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir

(B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

25. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

altı yılı aşkın süredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

27. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

28. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

29. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin altı yılı aşkın süredir devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

30. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvuruya konu yargılamanın

altı yılı aşkın süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine

gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Mehmet YALÇINKAYA

Vekili

:

Av. Mustafa ERASLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/6773, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-6773-basvuru-10-03-2015-7743cf8e7084