Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/1529, 26.12.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/1529
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İSA DURÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1529)

Karar Tarihi: 26/12/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

itiraz incelemesinde alınan Savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 13/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış;

16/2/2010tarihindeMardin Sulh Ceza Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma

suçu nedeniyle tutuklanmıştır.

10. Soruşturma evrakının atılı suç yönünden görevli ve yetkili

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine hazırlanan iddianame

ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

11. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/516 sayılı

dosyası üzerinden yürütülen yargılama tutuklu olarak sürdürülmüştür.

12. 24/12/2013 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

13. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz Diyarbakır 6. Ağır

Ceza Mahkemesinin 6/1/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İtirazı inceleyen

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi inceleme sırasında Cumhuriyet savcısının

yazılı görüşünü de almıştır. Bu görüş başvurucuya bildirilmemiştir.

14. Başvurucu 31/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 6/2/2014 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

16. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddeyle

görevli)kapatılması üzerine dosyanın yetkili ve görevli Mardin Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

17. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde (E.2014/253) derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,

Devletten isteyebilirler."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

" Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 26/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığı İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara

yaptığı itirazların her seferinde matbu ve soyut gerekçelerle reddedildiğini

belirtmiştir. Başvurucu, kovuşturma aşamasında karartılabilecek veya

toplanabilecek delil olmadığı hâlde tutukluluğun devamına karar verilirken

delilleri yok etme ve gizleme gerekçelerine dayanıldığı şikâyetinde

bulunmuştur. Başvurucu, ayrıca tutuklamadan beklenen yarar ile gerçekleşmesi

istenen yarar açıklanmaksızın adli kontrol talebinin reddedildiğinden

yakınmıştır. Başvurucu, son olarak dört yıla yakın tutukluluk süresinin makul

olmadığını ifade etmiş; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

22. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu kısmı hakkında görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

b. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

24. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§

48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

25. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 6/2/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İtiraz Merciince Alınan Cumhuriyet

Savcısının Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık görüşü

27. Başvurucu,

tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itirazın incelenmesinde itiraz

merciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşünün

kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde 14/1/2014 tarihli itiraz incelemesi

sırasında alınan Savcılık görüşünün başvurucuya tebliğ edilmediği

belirtilmiştir.

29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bu hususa

ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır.

b. Değerlendirme

30. Başvurucu, ileri sürdüğü bu şikâyet bakımından özel olarak

hangi itiraz incelemesinden şikâyetçi olduğunu belirtmemiştir. Ancak Diyarbakır

6. Ağır Ceza Mahkemesince 6/1/2014 tarihinde verilen itirazın reddi kararı

üzerine bireysel başvuru yapılması nedeniyle sadece bu karar yönünden inceleme

yapılmıştır.

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

32. Başvurucunun bu iddiasının kabul edilebilirlik

kriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden

incelenmesi gerekir.

33. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkin

genel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda karar

verilmiştir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68). Başvuru konusu

olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus bulumamaktadır.

i. Anayasal Önem Yönünden

34. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve/veya tutukluluğa itiraz

incelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün süpheli/sanık

veya müdafiine bildirilmemiş olması nedeniyle

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin

başvurunun, genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varmıştır (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

22/5/2017, §§ 113-117).

ii. Kişisel Önem Yönünden

35. Başvurucunun iddiasında dile getirdiği 24/12/2013 tarihli

duruşmada verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyen

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilen

yazılı görüşün içeriğinde, yalnızca usul ve yasaya aykırılık olmadığından

itirazın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

36. Anılan görüş yazısında başvurucunun ayrıca cevap vermesini

gerektiren daha önce ileri sürülmemiş herhangi yeni bir olgudan bahsedilmemiş

hatta hiçbir olguya veya gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan başvurucu,

anılan görüş yazısında cevap vermesini gerekli kılan ve daha önceden haberdar

olmadığı yeni bir olgunun bulunduğunu ileri sürmediği gibi bu hususta herhangi

bir açıklama da yapmamıştır. Son olarak itirazın reddine ilişkin Mahkeme

kararında, hükmün Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olduğu belirtilmişse de

Savcılık görüşünde yer alan herhangi bir olguya atıf yapılması veya bu görüşe

dayanılması söz konusu değildir.

37. Tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınan

Savcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle ciddi anlamda zarar

gördüğü, bu görüşün kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucunun

herhangi bir açıklamasının bulunmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmı

açısından önemli bir zararın olmadığı kanaatine varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu, yargılamada geçen sürenin makul olmadığını

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu kısmı hakkında görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

42. Ceza yargılaması süresinin tespitinde, kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai karar tarihi (bireysel başvuruya konu devam eden

yargılamalar yönünden Anayasa Mahkemesinin inceleme tarihi) arasında geçen süre

esas alınır (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 34).

43. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

44. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 8 yıllık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

45. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

47. Başvurucu 50.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

48. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

49. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -yargılamadaki sanık sayısı da dikkate alınarak- başvurucuya net

9.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun

makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında itiraz merciince

alınan Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 9.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2014/253) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

İsa DURÇ

Vekili

:

Av. Fehmile DANİŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/1529, T. 26.12.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-1529-basvuru-26-12-2017-3b9e9ab95bfa