Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/13607, 10.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/13607
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HULİSİ ELMAS BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/13607)

Karar Tarihi: 10/1/2018

R.G. Tarih ve Sayı: 6/2/2018-30324

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir spor müsabakasındaki mağlubiyete ilişkin basına

verilen demeç nedeniyle cezalandırılmanın ve aleyhe tazminata hükmedilmesinin

ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucu tarafından yapılan 2014/13607 ve 2015/16940

numaralı başvurular, aralarında konu yönünden irtibat bulunduğu anlaşıldığından

birleştirilmiş; incelemeye 2014/13607 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden devam edilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru konusu olaylardan önce Millî Boksör Ş.D.nin bağlı olduğu spor kulübünün antrenörlüğünü

yapmıştır. Millî boksör daha sonra başka bir spor kulübüne transfer olmuştur.

10. Başvurucu, başvuru konusu olayların meydana geldiği tarihte

Bartın'da bir spor kulübünde antrenör olarak çalışmaktadır. Başvurucu aynı

zamanda uzmanlık alanına giren spor müsabakaları ile ilgili görüşlerini yerel

medyaya göndermekte ve medya da bu görüşlere dayanarak haber yapmaktadır.

A. 2014/13607 Numaralı Bireysel

Başvuru Konusu Ceza Davası Süreci

11. Başvurucu tarafından Bartın medyasına gönderilen bir

elektronik posta, Bartın'da yayın yapan Manşet gazetesinin internet sayfasında

22/8/2013 tarihinde yayımlanmıştır. Haber şöyledir:

"[Ş. D.] RİNGİ

SÜRÜNEREK TERK ETTİ

Kick

Boks Türkiye Şampiyonasında [Ş.D.]

Sedyelik Oldu

18-24 Ağustos 2013 Tarihleri arasında

Adıyaman'da yapılan Gençler ve Büyükler KICK BOKS Türkiye Şampiyonasına katılan

Bartınlı Sporcu [Ş.D.]

birinci turda Kırşehirli rakibi S.S. ile karşılaştı ve birinci maçın birinci

raundunu tamamlayamadan teknik nakavt oldu.

Aldığı darbeler nedeniyle yerden kalkamayan [Ş.D.]'nin imdadına orta hakem

yetişti. Hakemin dokuza kadar saymasına rağmen belli bir süre yerden kalkamayan

[Ş.D.] Ringin ortasında yatarak

uzun bir süre ayağa kalkamadı ve sağlık ekiplerinin müdahalesi sonucu sedyeyle

ringin ortasından alınarak ambulansla Adıyaman devlet hastanesine sevk edildi.

Kendisine: 'Demir Leydi [Ş.D.]"

lakabını takan Bartın'lı sporcunun özellikle ayak

tekniklerinin bozulduğu, performansının oldukça düştüğü gözlenirken bu lakabını

da artık kullanmayacağı tahmin ediliyor. [Y.A.] Gençlik ve Spor Kulübünde hocası Hulisi

Elmas'ın nezaretinde spora başlayan ve 2007- 2012 yıllarında bu kulübün bünyesinde

Milli formayı giyme şansını yakalayan Kick Boks ta ve

Boks ta birçok defa şampiyonluk kürsüsüne çıkan ve bu başarıları nedeniyle

"Demir Leydi" lakabı takılan [Ş.D.] 2013 yılı transfer sezonunda transfer hakkını

kullandı ve çeşitli bahaneler öne sürerek kulübünü terk etti. [Ş.D.] böylesine önemli bir şampiyonada, böyle kötü bir

performansla Bartın'ı maalesef adına yakışır bir şekilde temsil edemedi."

12. Bartın Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/10/2013 tarihinde

başvurucu hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmıştır.

13. Bartın 1. Asliye Ceza Mahkemesi 3/4/2014 tarihinde

başvurucunun atılı suçtan 1.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme, gerekçeli

kararında dosyadaki delillerin değerlendirilmesinden başvurucu ile sporcunun

daha önce mesleki ilişkilerine dayalı olarak aralarında husumet bulunduğu

tespitini yapmıştır. Mahkeme, müsabakanın birinci turunu atlayarak ikinci turda

maç esnasında geçirdiği sakatlık nedeniyle mağlup olan sporcuya ilişkin olarak

başvurucunun ilk turda ağır bir mağlubiyet aldığı yönünde gerçeğe aykırı demeç

verdiğini belirtmiş; "Ringi sürünerek

terk etti." sözü ile de başvurucunun müştekiye yönelik hakaret

suçunu işlediğine karar vermiştir.

14. Başvurucunun karara yaptığı itiraz Bartın Ağır Ceza

Mahkemesinin 8/7/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

15. Ret kararı başvurucuya 4/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 13/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. 2015/16940 Numaralı

Bireysel Başvuru Konusu Tazminat Davası Süreci

16. Millî Boksör Ş.D., başvurucunun basına verdiği demeç

nedeniyle şeref ve itibarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat

davası açmıştır.

17. Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 9/9/2015 tarihinde davanın

kısmen kabulü ile 1.500 TL manevi tazminatın başvurucudan alınarak davacıya

verilmesine kesin olarak karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde,

başvurucunun basına gönderdiği demeçte davacının ilk turda elendiğinin yazdığı

ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiştir. Mahkeme, "Ringi sürünerek terk etti."

şeklindeki ifadenin eleştiri sınırını aştığını ve kişilik haklarına saldırı

oluşturduğunu belirtmiştir.

18. Karar başvurucuya 16/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

23/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Somut başvuruyla ilgili ulusal hukuk kurallarının yer aldığı

kararlar için Bekir Coşkun ([GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 18) ve Önder

Balıkçı (B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 17) kararlarına,

uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı karar için Kemal Kılıçdaroğlu

(B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-31) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, basına verdiği demeç nedeniyle hem hakaret

suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini hem de aleyhine tazminata

hükmedildiğini belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu ayrıca derece mahkemelerince yeterli inceleme yapılmadan ve

gerekçesiz karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

22. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...

başkalarının şöhret veya haklarının, ... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin tamamının ifade

özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

25. Yerel medyada yer alan görüşleri nedeniyle başvurucu

hakkında hem ceza davası hem de tazminat davası açılmıştır. Ceza yargılaması

sonucunda başvurucunun hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına

ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Tazminat davası

sonucunda da başvurucunun sporcuya 1.500 TL manevi tazminat ödemesine

hükmedilmiştir. Söz konusu Mahkeme kararları ile başvurucunun ifade özgürlüğüne

yönelik bir müdahalede bulunulduğu belirlenmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

26. Anayasa Mahkemesi, bir müdahalenin Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen ölçütlere uygun olup

olmadığını inceler.

i. Kanunilik

27. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi ile 11/1/2011 tarihli ve 6098

sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Müdahalenin “başkalarının

şöhret veya haklarının” korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

29. Anayasa Mahkemesi, daha önce pek çok kez Anayasa'nın 26.

maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu

temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 69; Ergün Poyraz (2)

[GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §§ 33, 34; Bekir

Coşkun, §§ 34-36; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 50-52).

30. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğü, başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla sınırlanabilir.

Bununla birlikte sınırlamanın ifade özgürlüğünün ihlaline yol açmaması için

"demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun" ve "ölçülü" olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], §§ 51, 53, 54; Mehmet Ali Aydın [GK], §§ 68, 70-72; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 51, 54, 55; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 50, 51).

31. Diğer taraftan devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür

(Nilgün Halloran, B.

No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §

45; Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 54).

32. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun

ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil

bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmektedir (Nilgün Halloran,

§§ 27, 41, 52; Ergün Poyraz (2),

§ 56; İlhan Cihaner

(2), § 39; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 56-58). Bu soyut bir

değerlendirme değildir. Anayasa Mahkemesi ilke olarak;

i. Başvurucu tarafından

yapılan düşünce açıklamalarının tamamının söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın

olayın bütünselliği içinde değerlendirilip değerlendirilmediğini,

ii. Müdahaleyi haklı göstermek için ulusal makamlar tarafından

ortaya konan gerekçelerin “ilgili ve yeterli” görünüp görünmediğini,

iii. Başvuru konusu olan müdahalenin “gözetilen meşru amaçla

orantılı” olup olmadığını inceler.

Bu incelemeyi yaparken Anayasa Mahkemesi somut olaya uygun

düştüğü ölçüde;

a. Başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün,

b. Kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin,

c. İfadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,

d. İfadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime

yöneldiğinin,

e. Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğine bakar.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

33. Başvuru konusu olayda başvurucunun geçmişte aralarında

mesleki ilişki bulunan müşteki hakkında sarf ettiği ifadeler ceza ve tazminat

davalarına konu yapılmıştır. Başvurucu, bir dönem açıklamanın muhatabı

sporcunun antrenörlüğünü yapmıştır. Millî boksör daha sonra başvurucunun

antrenör olarak çalıştığı kulüpten başka bir spor kulubüne

transfer olmuştur. Başvurucu -kendi ifadelerinden de anlaşıldığı üzere-

sporcunun transferine olumlu yaklaşmamıştır (bkz. § 11). Transferden sonra

düzenlenen bir spor müsabakasında sporcunun mağlubiyetini konu alan

başvurucunun demeçleri yerel medyada yayımlanmıştır. Başvurucu, mağlubiyete

yönelik bilgi verirken değer yargılarını da olaya katarak müsabakayı

yorumlamıştır. Kullandığı ifadeler nedeniyle başvurucu hakkında hem ceza davası

hem hukuk davası açılmıştır.

34. Derece mahkemeleri hüküm kurarken ağırlıklı olarak başvurucu

ile sporcu arasında yazının yayımlanmasından önceki dönemde oluşan husumete

vurgu yapmış, başvurucunun görüşlerini bu husumet kapsamında değerlendirmiştir.

Derece mahkemeleri; sporcunun müsabakanın ilk turunu kazanarak ikinci tura

çıktığını ve ikinci turdaki karşılaşma esnasında sakatlık geçirdiğini, bunun

üzerine maçı tamamlayamayarak mağlup olduğunu tespit etmiştir. Bu olgu

karşısında sporcunun henüz ilk turda rakibine ağır şekilde mağlup olduğu

şeklinde başvurucunun basına verdiği demeçlerin gerçeğe aykırı olduğunu

belirlemiştir. Sporcu hakkında "Ringi

sürünerek terk etti." sözü ile de başvurucunun sporcuyu küçük

düşürücü ve rencide edici eylemde bulunduğunu belirtmiştir.

35. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir husus bulunmadığı sürece derece

mahkemelerinin dava konusu olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına

müdahalede bulunmaz. Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi,

başvurucunun ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarına saygı hakkı

arasında adil bir denge kuramamıştır.

36. Başvurucunun müsabakayı anlatırken taraflı bir tutum

sergilediği, dikkat çekmek amacıyla "Ringi

sürünerek terk etti." sözü gibi bazı abartılı ifadeler

kullandığı görülmektedir. Aralarındaki mesleki ilişki ile sporcunun transferine

ilişkin olarak başvurucunun yaklaşımı dikkate alındığında başvurucudan

sporcunun mağlubiyetini tamamen tarafsız yorumlaması da beklenemez. Bununla

birlikte sarf edilen sözlerin söylendiği bağlam da özellikle gözönünde bulundurulmalıdır. Bağlamından koparılmış bir

ifadeye dayanılarak yapılan değerlendirmenin ifade özgürlüğü açısından sorunlu

olacağı değerlendirilmektedir.

37. Derece mahkemelerinin hakaret olarak nitelendirdiği "Ringi sürünerek terk etti." sözünün

-yazının tamamı ışığında değerlendirildiğinde- mağlubiyetin ağırlığını

vurgulamak için kullanılan ve değer yargısı içeren bir ifade biçimi olduğu

anlaşılmaktadır. Bu ifade biçimi başvurucunun sporcu hakkındaki subjektif tutumunu aktarmasının bir yöntemi olarak kabul

edilmelidir. Derece mahkemeleri bu ifade nedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğü

karşısında davacının şeref ve itibarının korunmasındaki üstün yararı

gösterebilmiş değildir.

38. Derece mahkemeleri ayrıca, başvurucunun basına gönderdiği

yazıda gerçeğe aykırı birtakım olgulara yer verdiğini tespit etmiş ancak bu

durumu da yazının bütünselliği kapsamında incelememiştir.

39. Yayımlanan yazıya esas bilgilerin gerçekliği, dikkate

alınması gereken önemli bir husustur. Ancak bu durumun kişinin şeref ve

itibarının korunması nedeniyle ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını haklı

kılabilmesi için gerçek dışı olguların hangi yoğunlukta olduğu ve hangi kasıtla

yapıldığının değerlendirilmesi gerekir. Derece mahkemeleri kararlarında bu

hususlar tartışılmamıştır.

40. Bu durumun kişisel bir saldırı niteliği taşıyabileceği

dikkate alınmakla birlikte somut olayda bunu tamamen aşırı olarak kabul etmek

mümkün değildir. Başvurucu, müsabakaya ilişkin bilgileri aktarırken sporcunun

daha ilk turda rakibine mağlup olduğunu söyleyerek gerçeği belli bir oranda

çarpıtmıştır. Ancak yazıda yer alan diğer olguların ve sporcunun mağlubiyetinin

gerçekliği konusunda bir ihtilaf bulunmadığı gözetildiğinde bu oranın

başvurucunun değer yargısını destekleyecek düzeyde kaldığı söylenebilir.

41. Bu tespitler ışığında başvurucu tarafından kullanılan dili

aşırı olarak nitelemek mümkün değildir. Sonuç olarak başvurucunun ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin “başkalarının şöhret ve haklarının” korunması

için demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı kanaatine

varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

44. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuştur.

45. Başvuruda, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

46. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın birer örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bartın

1. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2013/755, K.2014/248) ve Bartın 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2014/220, K.2015/315) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 433 TL harç ve 1.980 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.413 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bartın 1. Asliye Ceza

Mahkemesine (E.2013/755, K.2014/248) ve Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2014/220, K.2015/315) GÖNDERİLMESİNE,

D. 433 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.413 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Hulisi ELMAS

Vekili

:

Av. Ferhat

PARLATIR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/13607, T. 10.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-13607-basvuru-10-01-2018-078b2e04fe54