Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/10290, 07.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/10290
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

NİHAL GÖKTEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/10290)

Karar Tarihi: 7/6/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin

giderilmeden karar verilmesi, mahkeme kararının gerekçesiz olması, haksız yere

mahkûmiyete hükmedilmesi ve yargılamanın sekiz yıldan fazla sürmesi nedenleriyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 2001 doğumlu H.D., Bursa ili Kestel ilçesinde Belediyeye ait

Ç... Parkı alanında oyun oynarken aydınlatma direğinin gövde bölümünde açıkta

bırakılmış elektrik kablosuna dokunmak suretiyle 3/8/2005 tarihinde

yaralanmıştır.

9. Başvurucu, olayın gerçekleştiği tarihte Belediye Fen İşleri

Müdürlüğünde görevlidir.

10. Bu arada Belediye görevlileri olan başvurucu ve A.A.

hakkında 18/10/2005 tarihinde soruşturma izni talep edilmiş, alınan soruşturma

izni üzerine Kestel Cumhuriyet Başsavcılığının 6/3/2006 tarihli iddianamesi ile

taksirle yaralama suçundan Kestel Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

11. Kestel Sulh Ceza Mahkemesinin 27/2/2008 tarihli kararı ile

başvurucunun beraatine karar verilmiştir.

12. Kararın katılanlar tarafından temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28/11/2011 tarihli kararıyla başvurucu ve diğer

sanık A.A.nın olaydaki konum

ve sorumlulukları da nazara alınarak kusurları bulunup bulunmadığının

belirlenmesi için iş güvenliği uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor

alınmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

13. Yargıtay incelemesi sırasında Kestel Adliyesinin kapatılması

nedeniyle (kapatılan) Bursa 10. Sulh Ceza Mahkemesinin E.2012/550 numarası

üzerinden kovuşturmaya devam edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak üç farklı

bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.

14. Bozma sonrası bilirkişi heyetlerinden alınan raporların

tamamında başvurucununkusurlu olduğu mütalaa

edilmiştir.

15. (Kapatılan) Bursa 10. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan

yargılama sonunda, sanık savunmaları, müşteki beyanı, yapılan keşif, bilirkişi

raporları, tanıkların yeminli anlatımları ve tüm dosya kapsamına dayanarak

taksirle yaralama suçundan başvurucunun 1.500 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına kesin olarak 20/5/2014 tarihinde karar verilmiştir. Hüküm

başvurucunun yüzüne karşı verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Yapılan yargılama sonunda:iddia, sanıkların savunmaları, müşteki

beyanı, keşif, bilirkişi raporu, tanıklar[ın]...yeminli

anlatımları, nüfus-sabıka kayıtları, doktor raporu ve tüm dosya kapsamına göre

sanık Nihal Gökten'in suç tarihinde Kestel Belediyesi

fen işleri müdürü olarak görev yaptığı, keza sanık A. A.nın

aynı belediye bünyesinde hizmetli olarak görev yaptığı, Kestel belediyesine ait"Ç... Parkı'' olarak bilinen alanda mağdur H. D.ninoynadığı sırada açıkta bırakılan elektrik kablolarına

dokunması ile birlikte yaralandığı, Kestelbelediye

başkanlığından gönderilen resmi yazıda park ve bahçelerin içerisinde bulanan

aydınlatma direklerinin tamirinde ve takibinde belediyenin Fen İşleri

Müdürlüğünün sorumlu olduğunun beyan edildiği, tarafların kusur durumunun

tespiti açısından aldırılanraporlarda meydana gelen

kazada suç tarihinde belediye fen işleri müdürü olarak görev yapan sanık

Nihal'in tali kusurlu, sanık A.nın ise kusursuz

olduğunun müteala edildiği, sanık Nihal müdafi

tarafından bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi üzerine heyet halinde oluşan

bilirkişiler kurulundan yeniden rapor temin edildiği, bilirkişiler kurulu

tarafından da düzenlenip ibraz edilen 13/11/2013 tarihli raporda da sanık

Nihal'in tali kusurlu olduğu, sanık A.nın kusursuz

olduğunun müteala edildiği rapor içeriğinin dosyaya

ve olayın oluşuna uygun düşmesi nedeni ile hüküm tesisinde bu rapora itibar

etmek gerektiği, bu cümleden olmak üzere meydana gelen kazada kusurlu bulanan

sanık Nihal'in cezalandırılmasına ... karar verilmesi gerektiği sonuç ve

kanaatine varılmıştır."

16. Bireysel başvuru 18/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 7/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler

giderilmeden ve Adli Tıp Kurumunda rapor alınmadan karar verilmesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri

ışığında taraflara, iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara delillerini sunma ve inceletme noktasında taraflara uygun

imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya

hakkaniyetsizlik iddiaları yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

20. Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi

raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir.

Bilirkişi raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi

hususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, § 68). Mahkemenin görevi delillerin sunulması da dâhil

olmak üzere başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Kural olarak hâkim ya da mahkeme, bilirkişi incelemesi

yaptırmak zorunda olmadığı gibi bilirkişilerce hazırlanan raporlarla da bağlı değildir.Derece mahkemesi,

bilirkişi mütalaasına uymayan bir karar da verebilir (Yahya Murat Demirel ve Hüsnü Barbaros Olcay,

B. No: 2013/7996, 17/2/2016, § 54).

21. Somut olayda savunma tarafının itirazları üzerine üç farklı

bilirkişi heyetinden rapor alınmış, delillerini sunma ve inceletme noktasında

taraflara uygun imkânlar tanınmıştır. Dolayısıyla yargılamanın bütünlüğü içinde

bilirkişi incelemesine ilişkin ileri sürülen hususlarda silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, Mahkeme kararının esasa ilişkin iddia ve

itirazları karşılamaktan uzak olduğunu ve dosya içeriğini yansıtmadığını

belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

25. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

26. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

27. Yargılama sonunda sanık savunmaları, müşteki beyanı, yapılan

keşif, bilirkişi raporları, tanıkların yeminli anlatımları ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrı ve

açık bir yanıt verilmesini gerektiren, başvurucunun cezasının azalmasına veya

kalkmasına neden olabilecek türde (uyuşmazlığın çözümü için esaslı) tüm iddia

ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate alınarak verilen kararda hükme

ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görüldüğünden (bkz. § 14) gerekçeli

karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

32. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29)

33. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 8 yıl 7 aydan fazla

sürdüğü anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. Diğer İhlal İddiaları

35. Başvurucu; delillerin takdirinde yanılgıya düşülmesi

suretiyle haksız olarak mahkûm edildiğini, Belediye tarafından mağdurun zararı

giderilmesine karşın hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmediğini, cezanın doğrudan adli para cezası yerine önce hapis cezası

verilip sonrasında ertelenmediğini veya paraya çevrilmediğini belirterek adil

yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

37. Somut olayda başvurucunun anılan iddialarının esas

itibarıyla Derece Mahkemelerince verilen kararlarda isabet bulunmadığına,

delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasına,

dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada,

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

38. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

40. Başvurucu 3.238 TL maddi tazminat, 5.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

42. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya -talebi de dikkate alınarak- net 5.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

43. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi

zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerekir.

44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin,

kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA,

F. Kararın

bir örneğinin bilgi için (kapatılan) Bursa 10. Sulh Ceza Mahkemesinin

(E.2012/550, K.2014/632) yerine bakan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın

bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Nihal GÖKTEN

Vekili

:

Av. Hasan

Ali YILMAZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/10290, T. 07.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-10290-basvuru-07-06-2017-d7543fd4f7c2