Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/9395, 04.11.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/9395
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET ÇELEBİ ÇALAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/9395)

Karar Tarihi: 4/11/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Demokratik Modernite

dergisinin (dergi) bazı sayfalarının çıkartılarak hükümlü olan başvurunun

dergiye erişiminin engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ve anılan işleme

karşı başvurulan kanun yollarında etkin bir savunma imkânı verilmemesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 3/12/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/5/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebi kabul edilerek kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun

bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 25/5/2015 tarihinde

Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda 21/7/2015 tarihinde

görüş sunulmasına gerek duyulmadığını Anayasa Mahkemesine bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, başvuru tarihinde Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

8. Diyarbakır Gümrük Müdürlüğü, yurt dışından gelen

kolilerin kontrolü esnasında on yedi yayının yasak olabileceğini

değerlendirerek bunları Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, on yedi kitaptan on

dört tanesi hakkında toplatma ve yasaklama kararı bulunduğunu tespit ederek

hakkında karar bulunmayan üç kitabın 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Savcılığına

gönderilmesine karar vermiştir.

10. Cumhuriyet Savcılığının (TMK 10. madde ile görevli) “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel

Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak-Beşinci kitap)” (kitap) ve “İlk Konuşmalar (Belgeler zafer kazanan tarzın özdilidir)” isimli PKK terör örgütü lideri

Abdullah Öcalan tarafından yazılan iki ayrı kitaba ilişkin yaptığı inceleme

sonucunda kitaplarda sürekli KCK/PKK terör örgütünün propagandasının yapıldığı,

terör örgütünden ve terör örgütü mensuplarının yaptığı eylemlerden övgüyle

bahsedildiği, KCK/PKK terör örgütünün bundan sonra izleyeceği yolun nasıl

olması gerektiğinin belirtildiği ve bu bağlamda kitapların 3713 sayılı Kanun’un

7. maddesine ve 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 25. maddesine

muhalefet ettiği değerlendirilerek her iki kitaba el konulmasına ve

toplatılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

11. Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliği (TMK 10. madde ile görevli),

Cumhuriyet Savcılığının yaptığı değerlendirmeyle aynı yönde gerekçelerle

4/10/2012 tarihli ve 2012/102 Değişik İş sayılı kararı ile anılan kitaplara el

konulmasına ve bu kitapların toplatılmasına karar vermiştir.

12. Hâkimliğin anılan kararından sonra evrak Cumhuriyet

Savcılığına gönderilmiş ve 2012/3121 sayılı soruşturma başlatılmıştır.

13. Cumhuriyet Savcılığı, soruşturma sonucunda 29/11/2012

tarihli kararı ile kitapların yurt dışından geldiği ve kitapları basanın tespit

edilemediği, kitapların gönderildiği kişinin olaydan haberdar olmadığına dair

savunmasının aksine bir delil bulunmadığı gerekçesiyle olayla ilgili kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı,

karar ile birlikte Diyarbakır 2 No.lu Hâkimliğinden (TMK 10. madde ile görevli)

kitapların müsaderesini talep etmiştir.

14. Hâkimlik, 30/11/2012 tarihli ve 2012/290 Değişik İş

sayılı kararı ile kitapların müsaderesine karar vermiştir. Kitaplar 11/3/2014

tarihinde yakılarak imha edilmiştir.

15. Anılan kitaplardan “Kürdistan

Devrim Manifestosu, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunma)” isimli kitabın, İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin

21/9/2012 tarihli ve 2012/156 sayılı kararı ile toplatılmasına ve bu kitaplara

el konulmasına ilişkin kararına karşı yapılan bireysel başvuru konusunda

Anayasa Mahkemesi, Abdullah Öcalan ([GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014)

kararında Anayasa’nın 26. maddesinde tanımlanan ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğine karar vermiştir. Bunun üzerine Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliği,

2/9/2014 tarihli ve 2014/467 Değişik İş sayılı kararı ile Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin

4/10/2012 tarihli toplatma ve el koyma kararının kaldırılmasına karar

vermiştir.

16. Başvurucuya gelen Demokratik

Modernite dergisinin 2013 yılı 7.

sayısında, Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin 4/10/2012 tarihli kararı ile el

konulmasına ve toplatılmasına karar verilen kitabın bazı bölümleri

yayımlanmıştır.

17. Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 9/10/2013 tarihli ve K.3013/159 sayılı

kararında, anılan kitabın bölümlerinin yayımlandığı derginin ilgili

sayfalarının başvurucuya verilmesini uygun görmemiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"Kurumumuzda yukarıda

isimleri yazılı hükümlü/tutuklulara gelen "Demokratik Modernite

(Demokratik Çözüm ve Özgür Yaşam) dergi Eylül- Ekim- Kasım sayı:7" dergi

incelenmek üzere Ceza İnfaz Kurumumuz Eğitim Kuruluna gelmiştir. Derginin

incelenmesi neticesinde 6-19 sayfalar arası, Abdullah Öcalan'ın yazdığı,

Diyarbakır 3 Nolu Hakimliğinin 4/10/2012 tarih ve

2012/102 D.İş sayılı "El Konulması ve

Toplatılmasına" kararı bulunan Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü

(Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak) Beşinci Kitabın 442-465

sayfalar arasından birebir alıntılar olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu

dergi sahibi hükümlülerin dilekçesi ile talep etmesi halinde, derginin 6. 7. 8.

9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. ve 19. sayfalarının çıkarılarak

kendisine verilmesine, herhangi bir talebi olmaması halinde derginin kütüphane

deposuna kaldırılmasına, 5275 sayılı Kanun'un 62/3 ile Tüzük'ün

87/3 maddeleri gereğince, karara tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde

Sincan İnfaz Hakimliğine itiraz edebileceğinin tebliğine oy birliği ile karar

verilmiştir.

"

18. Başvurucu, anılan karara karşı Sincan İnfaz Hâkimliğine

şikâyette bulunmuştur. Şikâyeti inceleyen Hâkimlik 25/10/2013 tarihli ve

K.2013/5266 sayılı kararı ile başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir.

19. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği

kararının "... usul ve yasaya uygun

olduğu ..." gerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine karar

vermiştir. Bu karar başvurucuya 15/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucu 3/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. Anayasa Mahkemesinin 8/4/2015 tarihli ve B. No: 2013/3614

sayılı kararında belirtilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 3/12/2013 tarihli ve 2013/9395 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, dergide mahkemece yasaklanmış bir kitaptan

alıntılar olmasına rağmen dergi hakkında herhangi bir yasaklama kararı

olmadığını belirterek Eğitim Kurulunun dergiye ilişkin kararı nedeniyle

iletişim araçlarına ulaşma hakkının engellenmesini Anayasa’nın 26. maddesinde

düzenlenen ifade özgürlüğünü, ayrıca anılan işleme karşı başvurduğu kanun

yollarında etkin bir savunma yapma imkânı verilmemesinin ve başvurularının

dosya üzerinden sonuçlandırılmasının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma

özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve

“başka yollar” ifadesiyle her

türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §

43).

25. İfade özgürlüğü, insanın haber, bilgi ve başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve

yayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın,

§ 40).

26. Haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün, ifade

özgürlüğünün norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır.

Bu bağlamda Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin olarak daha ayrıntılı

düzenlemeler de yer almakla birlikte mevcut koşullar altında başvurunun,

iletişim araçlarına ulaşım hakkının engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün

ihlal edildiği iddiası yönünden ifade özgürlüğüne ilişkin temel düzenleme olan

ve madde metninde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün haber veya fikir

almak özgürlüğünü de kapsadığının açıkça düzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesi

kapsamında incelenmesinin gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

28. Başvurucu her ne kadar başvurduğu kanun yollarında etkin

bir savunma yapma imkânı verilmemesi ve başvurularının dosya üzerinden

sonuçlandırılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşse de iddialarının soyut nitelikte kaldığı ve ihlalin ne şekilde

gerçekleştiğinin somut olarak ortaya konamadığı, dolayısıyla ihlal iddiasını

kanıtlamaktan uzak olduğu anlaşıldığından adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının kanıtlanmamış şikâyet kapsamında kaldığının kabulü gerekir.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasının kanıtlanmamış şikâyet niteliğinde olduğu

görüldüğünden başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası Yönünden

30. Başvurunun incelenmesi neticesinde ifade özgürlüğüne

ilişkin iddiaların, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet

resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri

yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,

kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti

ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,

başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun

öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun

olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına

ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,

düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10.

maddesi şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu

makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat

özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde,

Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi

tutmalarına engel değildir.

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin

kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin,

toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması

ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve

haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı

erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı

formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

33. Başvuru konusu olayda dergide yayımlanan bazı yazıların,

Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin 4/10/2012 tarihli ve 2012/102 Değişik İş sayılı

kararı ile el konulması ve toplatılmasına karar verilen Abdullah Öcalan’ın

kitabından alıntılar olması nedeniyle Eğitim Kurulu tarafından derginin anılan

bu kısmının ayrılarak başvurucuya verilmemesi söz konusudur.

34. Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin anılan toplatma kararına

konu olan kitap; İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin kararı ile farklı bir toplatma

ve el koyma kararına, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi nezdinde başka bir bireysel

başvuruya konu olmuştur. Anayasa Mahkemesi bu

kararında kitaba ilişkin değerlendirme yapmış ve İstanbul 2 No.lu

Hâkimliğinin toplatma kararının Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade

özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir (Abdullah

Öcalan).

35. Anılan karar gözetilerek Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu,

Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin anılan toplatma kararına konu kitabın bazı

bölümlerinin yayımlandığı Azadiya Welat

gazetesinin ilgili sayfalarının hükümlüye verilmemesini Kamuran Reşit Bekir (B. No: 2013/3614,

8/4/2015) kararında ayrıca değerlendirmiştir. Başvuru konusu olayda Eğitim

Kurulu, Sincan İnfaz Hâkimliği ve Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ortaya

koyduğu gerekçeler gözetildiğinde anılan kararda ortaya konulan ilkelerden ve

yapılan değerlendirmelerden somut olay açısından ayrılmayı gerektirecek bir yön

bulunmamaktadır.

36. Mahkemenin anılan kararlarda ortaya koyduğu ilkeler

temelinde Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Eğitim

Kurulu ve Sincan İnfaz Hâkimliğinin

Demokratik Modernite dergisinin, bazı

sayfalarının yasaklanmış bir kitaba ait olması gerekçesiyle başvurucuya

verilmesinin engellenmesi kararı ile ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin toplatma kararı ile bir bütün olarak

değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle Sincan İnfaz Hâkimliğinin ret

kararlarına konu derginin bazı sayfalarının çıkartılarak verilmemesi nedeniyle

başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü çerçevesinde

haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılması

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

38. Başvurucu ihlal nedeniyle maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. Bununla birlikte tazminat taleplerine ilişkin olarak

herhangi bir meblağ belirtmemiştir.

39. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili

olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin

maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların, uğradıklarını iddia

ettikleri maddi zarar ile tazminat talepleri arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan

başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.

41. Başvurucunun haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün

kısıtlanması nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya 1.300 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

42. Adli yardım talebinin kabul edilmesiyle başvurucunun muaf

tutulduğu yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağından

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesi

uyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemeden tamamen muaf tutulması

gerekir.

43. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası

uyarınca kararın bir örneğinin bilgi için Bakanlığa gönderilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça

dayanaktan yoksunluk nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 1.300 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucunun yargılama giderlerinden tamamen MUAF

TUTULMASINA,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca Bakanlığa gönderilmesine,

4/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hasan Tahsin GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucu

:

Mehmet Çelebi ÇALAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/9395, T. 04.11.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-9395-basvuru-04-11-2015-76239920b658