Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/6799, 05.11.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/6799
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

DURSUN SAKAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6799)

Karar Tarihi: 5/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması ve makul sürede yargılamanın

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 38. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 19/7/2013

tarihinde Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 16/1/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı

24/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte

yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay

ve olgular 24/7/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet

Bakanlığı benzer başvurulara ilişkin önceki görüşlerine atıf yaparak görüş

sunulmasına gerek görülmediğini bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Kocaeli

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ekonomik çıkar elde

etmek için kurulmuş suç örgütüne üye olmak, birden fazla kişiyi öldürmek

suçlarından 12/4/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve Kocaeli 3. Sulh Ceza

Mahkemesince 15/4/2006 tarihinde 2006/209 sayılı kararla tutuklanmıştır.

8. Başvurucunun da

aralarında olduğu 20 sanık hakkında, suç örgütü faaliyeti kapsamında işlendiği

iddia edilen suçlarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

11/8/2006 tarihli iddianamesiyle (CMK 250. maddeyle görevli) İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2006/231 Esas sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.

9. Başvurucu vekili

tutukluluğun 7 yıldır devam ettiğini belirterek 2/1/2013 tarihinde İstanbul 10.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/231 E. sayılı dosyasında verilen tutukluluğun

devamına ilişkin karara itiraz etmiştir.

10. İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin 17/1/2013 tarih ve 2013/23 Değişik iş sayılı kararıyla

tutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itiraz reddedilmiştir.

11. Bu tarihten sonra

28/3/2013 ve 28/5/2013 tarihlerinde duruşma yapılarak, “mağdur beyanları, raporlar ve tutanaklar göz önünde

bulunduğunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular, suçlara öngörülen

cezaların alt ve üst sınırlarına göre kaçma şüphesinin varlığını gösteren

olgular ve atılı suçların CMK 100/3 maddesinde gösterilmesi tutukluma

nedenlerinin bulunduğu, ayrıca tutuklama nedenlerine göre de adli kontrol

hükümlerinin uygulanması yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu anlaşılmakla; yine CMK.nun 102. maddesinde

Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren işlerde tutuklu süresinin en çok 2 yıl

olduğu, bu sürenin zorunlu hallerde gerekçesi gösterilmek suretiyle 3 yıl daha

uzatılabileceği, diğer suçlarda tutuklama süresinin 1 yıl olduğu, zorunlu

hallerde 6 ay daha uzatılabileceği düzenlendiği, sanıklara atılı suçlar gerek

765 Sayılı gerek 5237 Sayılı TCK'nunlarında bağımsız

olarak düzenlenmiş, her biri subutu halinde ayrı

cezayı gerektirdiği, Ceza Muhakemesi Kanununa göre her suç ayrı bir kamu

davasına konu olup, kişisel, hukuki ve fiili bağlantılar nedeniyle kamu

davalarının birleştirilerek görülmesi mümkün bulunduğu, dosyamızda da sanıklara

atılı suçlar fiili, kişisel ve hukuki bağlantı nedeniyle birlikte kamu davasına

konu edilmiş ve aynı dosyada da yargılamaları sürdürüldüğü, davaların

birleştirilmesi halinde de suçlar bağımsızlıklarını koruduğundan her suç için

tutukluluk süresinin bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek

bu nedenle sanıkların birden çok Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren

suçlardan tutuklanmış olmaları ve kamu davasının kapsamı, sanık sayısı dikkate

alınarak yargılamanın alacağı zaman nedeniyle kanunda belirtilen tutukluluk

sürelerinin uzatılmasında zorunluluk bulunması, her suç yönünden gerekli olan

tutukluluk sürelerinin dolmamış olması” gerekçesiyle tutukluluk

halinin devamına karar verilmiştir. 16/7/2013 tarihli duruşmada 26/6/2013

tarihinde dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapıldığı belirtilerek yeni bir

karar verilmemiştir.

12. Başvurucu 19/7/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin 8/11/2013 tarihli kararıyla başvurucunun 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 81/1, 82/1 (a), 220/2-3 maddeleri ve 6136 sayılı Kanun’un 13.

maddesi kapsamında toplam 35 yıl 19 ay 30 gün hapis ve 375 TL adli para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81., 82. ve 220. maddeleri, 6136 sayılı Kanun’un

13. maddesi.

15. 4/12/2004 tarih ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi.

16. 5271 sayılı Kanun’un

104. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her

aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 5/11/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 19/7/2013 tarih ve 2013/6799

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Tutukluluğun azami

süreyi aşması ve makul sürede yargılamanın sonuçlandırılmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve uzun tutukluluk nedeniyle hak ihlalinin tespitine karar verilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvurucunun

şikâyetinin özü, kanunda öngörülen azami tutukluluk süresi aşılmasına rağmen

tutukluluk halinin devamına karar verilmesidir. Tutuklu olarak devam eden

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının da ihlal edildiği ifade edilmiş ise de,

başvuru formunun sonuç ve talep kısmında uzun tutukluluk nedeniyle hak ihlaline

karar verilmesi talep edildiğinden, incelemenin kanuni tutukluluk süresinin

aşılması iddiası çerçevesinde kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında yapılması

gerekir.

20. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

22. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir hukuk yoludur. Bu nedenle, kanunlarda

yer alan idari ve yargısal başvuru yollarının bireysel başvurudan önce

tüketilmiş olması gerekir (B. No: 2012/363, 5/3/2013, § 17).

23. Devam eden

tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest

bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel

başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam

ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

24. “Bir

suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

25. Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” durumunda,

tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla

yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun

devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest

bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması gerekir (B. No:

2013/5267, 7/3/2014, § 28).

26. Somut olayda, başvuru

formunda ihlal iddiasına dayanak karar olarak yargılamanın yürütüldüğü İstanbul

10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/231 Esas sayılı dosyasında verilen 16/7/2013

tarihli duruşma ara kararı gösterilmiş, sonrasında eksiklik giderilmesi

bildirimi üzerine sunulan başvuru formunda 17/1/2013 tarihli kararla başvuru

yollarının tüketildiği yazılmıştır. Başvurucu vekili bu kararın 7/10/2013

tarihinde tebliğ edildiğini/öğrenildiğini belirtmektedir.

27. Tutukluluğun devamına

ilişkin karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru üzerine verilen ve başvurucu

tarafından sunulan karar İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/1/2013 tarih ve

2013/23 Değişik İş sayılı kararıdır. Bu karardan sonra ve bireysel başvuru

öncesinde gerçekleşen üç duruşmada da tutukluluk halinin devamına karar

verilmiş olmasına karşın, bunlara itiraz edildiğine dair bir bilgi ve belge

sunulmamıştır.

28. İlk derece yargılaması

devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları

tüketildikten sonra bireysel başvuru yapılabileceği dikkate alındığında,

tutukluluğun devamı kararına itiraz üzerine verilen 17/1/2013 tarihli karar

yönünden süre aşımı olduğu; bireysel başvuruda ilk olarak belirtilen ve

incelemeye esas alınan 16/7/2013 tarihli duruşmada verilen karar yönünden ise

olağan başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu karara ilişkin olağan kanun yolu olan itiraz yoluna

başvurulmadığından, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle, başvurunun “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 5/11/2014 günü OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Muharrem İlhan KOÇ

Başvurucu

:

Dursun SAKAR

Vekili

:

Av. Nazmi KÜÇÜKOSMANOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/6799, T. 05.11.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-6799-basvuru-05-11-2014-9982834acc9f