Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/5511, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/5511
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

YASİN YILDIRIM VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/5511)

Karar Tarihi: 10/3/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri

tarafından 13/2/1991 tarihinde Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan mülkiyetin

tespiti davasının halen sonuçlanmadığını, bu süreçte ağır yargılama

masraflarına katlandıklarını, söz konusu davanın derdest oluşu nedeniyle

mülkiyetlerinden mahrum kaldıklarını belirterek, adil yargılanma hakları ile

mülkiyet haklarının ayrıca Anayasa’da güvence altına alınan kanun önünde

eşitlik ilkesinin, hukuk devleti ilkesinin ve hak arama hürriyetlerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/7/2013 tarihinde

Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 6/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 10/7/2014 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisleri,

13/2/1991 tarihinde Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları mülkiyetin

tespiti davasında, Şanlıurfa ili Bozova ilçesi Lidar

köyünde bulunan bir kısım taşınmazların miras yoluyla maliki olduklarını, söz

konusu taşınmazların Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına Atatürk Barajının

yapımı için kamulaştırıldığını, ancak kamulaştırma için takdir edilen bedelin

mülkiyetin itirazlı olması nedeniyle faizsiz olarak bankada bloke edildiğini,

davanın açılmasına kadar geçen yaklaşık altı yıllık zamanda enflasyon nedeni

ile bu bedelin değer kaybına uğradığını belirterek, mülkiyet durumlarının

tespitini talep etmişlerdir.

8. Başvurucuların murisleri

tarafından açılan dava dosyası ile birleşen beş ayrı dava dosyasında yapılan

yargılama sonunda, Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi 4/6/2014 tarih ve E.1991//71,

K.2014/338 sayılı kararı ile başvurucuların her birinin mülkiyet hisselerinin

ayrı ayrı isabet ve aidiyetini tespit etmiş, bunun dışında tüm taraflar açısından

kanıtlanamayan taleplerin reddine karar vermiştir.

9. İlk Derece Mahkemesinin

kararına karşı, başvurucular tarafından temyiz talebinde bulunulmuş olup temyiz

aşaması halen devam etmektedir.

10. Başvurucular, 18/7/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

11. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/11/2001 tarih ve 4271

sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 716., 717. ve 754. maddeleri ile 4/11/1983 tarih

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 18/7/2013 tarih ve 2013/5511

numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

13. Başvurucular, 13/2/1991

tarihinde murisleri tarafından açılan mülkiyetin tespiti davasının halen

sonuçlanmadığını, yargılamada makul sürenin aşıldığını ve yargılamanın sona

ermemesi nedeniyle kamulaştırma bedeli olarak ödenen meblağ üzerinde tasarrufta

bulunamadıklarını belirterek, adil yargılanma haklarının, mülkiyet haklarının,

hukuk devleti ilkesinin, kanun önünde eşitlik ilkesinin ve hak arama

hürriyetlerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

14. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucuların, başvuruya konu yargılama sürecinin uzun sürmesi

nedeniyle Anayasa’da güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin, kanun

önünde eşitlik ilkesinin ve hak arama hürriyetinin ihlali iddialarında

bulundukları anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Anılan ihlal iddiaları, başvuruya konu yargılamanın devam ettiği hususu da

dikkate alındığında, makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

15. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

16. Başvurucular, 13/2/1991

tarihinde murisleri tarafından açılan mülkiyetin tespiti davasında yargılama

sürecinin halen devam etmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

17. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

18. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

19. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan mülkiyetin tespit davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk usulü Muhakemeleri

Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlere göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

20. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, 13/2/1991 tarihidir.

21. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldığı an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

22. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

23. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan mülkiyetin

tespiti davasında Mahkemece, dava dosyası ile aralarında hukuki ve fiili

bağlantı bulunan beş ayrı dava dosyasının birleştirildiği, yargılamada nihai

olarak davalı ve davacı toplam yüz doksan altı tarafın yer aldığı, dava konusu

taşınmazlara ait 14/2/1980 tarihli Tapulama Komisyonu kararının dosyaya

alınması için Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı ancak uzun süre bu

belgenin dosyaya eklenemediği, taraflarca bu konu ile ilgili olarak Cumhuriyet

Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, yargılama boyunca ara kararlar gereği

birçok kez resmi kurumlara müzekkereler yazıldığı, uzun süreler müzekkerelere

cevap alınamadığı, taraf teşkilinin sağlanamadığı, birçok kez bilirkişi

raporlarının aldırıldığı, veraset konusunun netleştirilebilmesi için ilgili

Mahkemelerden veraset ilamlarının beklendiği, tüm bu süreçlerin ardından İlk

Derece Mahkemesinin esas hakkındaki kararını 4/6/2014 tarihinde verebildiği

anlaşılmış, bu kararın taraflarca temyiz edildiği ve temyiz incelemesinin halen

devam ettiği belirlenmiştir.

24. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

25. Başvuruya konu davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama

sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve halen devam etmekte olan yirmi dört yılı

aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle kamulaştırma

karşılığı olarak bankaya yatırılan bedelden yararlanamadıkları gibi aradan

geçen uzun zaman nedeniyle söz konusu bedelin değerinin erimeye uğradığını da

belirterek, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Başvuruya

konu dava, taşınmazın mülkiyetine yönelik bir dava olup, başvurucuların

mülkiyet haklarının bulunup bulunmadığı dolayısıyla kamulaştırma bedeli

üzerinde mülkiyet haklarının doğup doğmadığı yargılama sonucunda verilecek

kararla ortaya çıkacaktır. Taşınmazın mülkiyetine yönelik yargılama devam

ettiği sırada ve başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, yargılamanın uzun

sürmesi sonucu kamulaştırma bedelinin alınamaması nedeniyle mülkiyet haklarının

ihlal edildiği yönündeki iddialarının bu aşamada değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

28. Başvurucular, yaklaşık yirmi

dört yılı aşkın yargılama süreci dikkate alınarak yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesince takdir edilecek hakkaniyete

uygun tutarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

29. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucuların, miras yolu

ile kendilerine intikal ederek tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin yirmi dört

yılı aşkın yargılama süresi ve mirasçı sayısı da nazara alındığında, yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında, her bir başvurucuya ayrı ayrı net 500,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

32. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

33. Başvuruya konu yargılamanın

yirmi dört yılı aşkın süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği

açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven

ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın

mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.Makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Her bir başvurucuya ayrı ayrı net 500,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerine

gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Yasin YILDIRIM

2. Zeynep YILDIRIM

3. Feride YILDIRIM

4. Fidan YILDIRIM

5. Mustafa YILDIRIM

6. Mehmet Şükrü YILDIRIM

7. Ahmet YILDIRIM

8. Abdülkadir YILDIRIM

9. Ramazan UYAR

10. İzzettin UYAR

11. İbrahim Halil UYAR

12. Mehmet CİVCİ

13. Ali CİVCİ

14. Yıldız SUBAŞI

15. Yahya YILMAZ

16. Halime CİVCİ (TOK)

17. Anzılha DEMİRAL

18. Kamile KULAK

19. Hadice ZAHİT

20. Nebahat ÇELİK

21. İhsan SAVACAK

22. Makbule DOĞAN

Vekilleri

:

Av. Güldal BEYAZAĞAÇ TUNCEL

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/5511, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-5511-basvuru-10-03-2015-64b1f0335f50