İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/653 E. 2022/503 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/653
Karar No
2022/503
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/653 Esas - 2022/503 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/653 KARAR NO : 2022/503 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : ... - ... DAVALI : 1- ... LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALI : 2- ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALI : 3- ... - ... VEKİLİ : ... - ... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/09/2021 KARAR TARİHİ : 11/05/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülen Tazminat (Rücuen Tazminat) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin aldıkları ihale sonucu davacı idare ile Hizmet Alımlarına İlişkin Sözleşme imzalandığını, imzalanan sözleşmeler gereğince davacı adına işi yürüttüğünü, söz konusu işleri yürütmek üzere personel çalıştırdığını, sözleşmeye göre sözleşme konusu iş ile ilgili çalışan personele ilişkin sorumlulukların tamamının yükleniciye ait olduğunu, davalı şirketlere bağlı olarak çalışan işçilerden ...'ın davalı şirketlerde çalıştığı süre ile ilgili olarak müvekkili ... Genel Müdürlüğü'ne karşı işçilik alacakları konusunda başvuru yaptığını, yapılan uzlaşma neticesinde 21.446,93 TL ödenmesi yönünde uzlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından işçiye kıdem tazminatı olarak 21.446,93 TL ödeme yapıldığını belirterek davalıların sorumluluğuna düşen 10.867,53 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı .... Ltd. şti. Vekili cevap dilekçesi ile, dava dışı işçinin 01/11/2015-31/03/2018 tarihleri arasında müvekkile ait işyerinde çalıştığını, kamu işçiliğine geçmesi sebebiyle iş sözleşmesinin kendisi tarafından sonlandırıldığını, şirket nezdindeki tüm alacaklarının maaş hesabına yatırıldığını, bakiye herhangi bir alacağının kalmadığını, işçinin davacı kurum işçisi olduğunu, davacı tarafından işe alındığını, emir ve talimatların kurumca verildiğini, işçinin 696 sayılı KHK kapsamında işçinin kamu işçiliğine geçtiğini, işçinin müvekkili şirketten iş kanunu kapsamında alacağı olmadığını, işçinin belirli süreli hizmet sözleşmeleri kapsamında çalıştırıldığını, kıdem tazminatı talep hakkı olmadığını belirterek davanın müvekkili açısından reddini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan ödemelerin hangi alacak kapsamı içerisinde yapıldığının açıklanması gerektiğini, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, derdest bir davanın da olmadığını, soyut iddialara dayanıp rücu hakkında bahsedilemeyeceğini, davacının yapılan ödemenin hukuki anlamda doğmuş bir alacaktan kaynaklandığını ispatlaması gerektiğini, işçinin hizmet ilişkisinin müvekkili şirket tarafından sonlandırılmadığını, istenilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçinin alt işveren nezdinde belirli süreli hizmet akitlerine dayanarak çalıştırıldıklarını, işçinin müvekkili şirket nezdinde belirli süreli hizmet ilişkisinin sonlanmasından kaynaklı bitirildiğini, bu durumun hukuki anlamda kıdem tazminatını gerektirmediğini, aksine düşüncede dahi işyeri devri hükümleri kapsamında değerlendirmenin yapılması gerektiğini, dolayısıyla sorumluluğun devir tarihinden itibaren 2 yıl için söz konusu olduğunu, bu iki yıllık sürenin de geçtiğini,kamu kurum ve kuruluşlarının asıl işveren oldukları durumlarda alt işverene yöneltilecek rücu taleplerinde yarı oranda sorumluluk ilkesinin bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinde sorumluluğun kime ait olduğuna ilişkin hükümler bulunmadığını, kamu ihale kanununda alt işverene bırakılan işlerde çalışan işçilerin kıdem tazminatının son kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödeneceği düzenlemesinin getirildiğini, temerrüt şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı herhangi bir savunmada bulunmadığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Dava dışı işçiye ait hizmet sözleşmesi, işe giriş bildirgeleri, devir sözleşmesi, işçiye yapılan ödemelere ait belgeler, belediyenin hizmet alımlarına ilişkin ihale evrakı, teknik şartnameler ve sözleşmeler ibraz edilmiştir. Davacı tarafından bazı birimlerde personel çalıştırılması amacıyla değişik tarihlerde açılan ihaleler davalılar tarafından alınmış ve ihaleyi alan firma ile davacı arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalanmıştır. Bu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan dava dışı işçi ... işçilik alacakları nedeniyle kıdem tazminatı ödenmesi için kuruma başvuru yapmış, yapılan başvuru sonucunda 10.867,53 TL tutarındaki kıdem tazminatı davacı tarafından dava dışı işçiye ödenmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; dava dışı işçi ...'ın 26/05/2015-28/06/2019 tarihleri arasında 4 yıl 1ay 2 günlük çalışması karşılığı kıdem tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, bu hizmeti karşılığında 15.638,27 TL'si kıdem tazminatı, 5.808,65 TL ihbar tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, işçinin fesih gerekçesinin toplu işten çıkartılma olarak gösterildiğini, ... Ltd. şti.'nde 26/05/2015-30/06/2015 arası gerçekleşen çalışmasından dolayı tam sorumluluk kabul edilmesi durumunda 366,85TL, yarı nispetinde sorumluluk kabul edilmesi durumunda ise 183,42 TL, .... Ltd. Şti.'nde 01/07/2015-31/01/2016 arası gerçekleşen çalışmasından dolayı 2.232,54 TL tam nispette sorumluluk bulunduğunu, ... A.Ş.'nde 03/02/2016-31/03/2018 arası gerçekleşen çalışmasından dolayı 8.269,84 TL'de tam nispette sorumluluk bulunduğunu belirtmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf, hizmet alım sözleşmeleri gereğince çalıştırılan dava dışı işçiye yapılan ve yukarıda açıklanan işçilik alacakları ile yargılama giderlerinden hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınmalıdır. Gerek 4857 sayılı İK'nun 2/6 maddesinde gerekse 1475 Sayılı İK'nun 1/son maddesinde, asıl işveren- alt işveren tanımlanmış olup yasa işçilik haklarının korunması amacıyla asıl ve alt işvereni birlikte sorumlu tutmuştur. Ancak bu sorumluluğun işçiye karşı düzenlenmiş bir sorumluluk olduğu, işcilik haklarını güvenceye almayı amaçladığı, rücu ilişkisini etkilemeyeceği açıktır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesine, 6552 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen fıkralarda, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları bakımından idarenin sorumluluğu düzenlenmiş isede kamu asıl işvereninin alt işverenlere rücu işlemine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu kanunun 120. md. gereğince halen yürürlükte olan 1475 sayılı yasanın 14'üncü maddesine göre; işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre; kıdem tazminatından asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunun söz konusu olduğu ve sözü edilen hükümde bir değişiklik yapılmadığı halde, Kamu İhale Mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesi, işçi açısından seçimlik hakkı bertaraf etmeyeceği gibi davalı asıl işverenin rücu hakkını da ortadan kaldırmayacaktır. Diğer taraftan değişiklik işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte değildir. (Yargıtay 22. HD 2017/582 E. 2020/7597 K. , 9. HD 2017/24649 E. 2020/19067 K., Yargıtay 13. HD. 2016/7178 E. 2016/11227 K., 2016/15019 E. 2018/7581 K. , 23. HD. 2016/4603 E. 2019/394 K. , 2019/2366 E. 2021/227 K.) 7166 sayılı Yasanın 11.maddesi ile, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. Maddesine eklenen 6. fıkrasında; " 4134 sayılı Kanunun 62.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/09/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverene rücu edilemez." hükmü bulunmaktadır. 7166 sy. Kanunun 12. Maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9. Maddede ise; 112/6. fıkranın yürüyen davalara etkisi düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin E: 2019/42, K: 2019/73 Sayılı Kararı ile, 4857 sy. Kanunun 112/6. Fıkrası ve geçici 9. Maddesinin 1. cümlesi iptal edilmiştir. Hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan rücu davalarının temyiz inceleme merci olan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi; Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun olmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabildiği, bu halde işyeri devri suretiyle işçilerin yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam ettiği ve işçilik alacaklarının da bu doğrultuda hesaplandığı, işçiye ödenen kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplandığı ve tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları, yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğü, sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu olacağı, ihbar tazminatından da son işverenin sorumlu olduğu, bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, işveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği (Yargıtay 23 HD 2016/9323 E. 2020/543 K. ,2019/1267 E.2020/1418 K.) İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu, işverinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı, ayrıca iş mahkemesince işveren ve yüklenici müteselsilen sorumlu tutulduğundan ve hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de yoksa işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerektiği(Yargıtay 23 HD 2019/1088 E. 2020/2054 K , 2019/523 E. 2020/526 K.) esasları benimsenmiştir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Yıllık izinler de kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son işveren olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olacaktır. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ve yıllık izin ücretini ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler'' rücu davalarında hükme esas alınamaz. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılmalı, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın ve bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirtilmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür." denilmektedir. Davalılar ile davacı arasında yapılan her bir teknik şartnamelerde muhatabın davalı ... Bilişim dışında yükleniciler olduğu belirtilmiş, davalı ... ile yapılan sözleşmede böyle bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Şu halde, asıl işveren olan davacının, sorumluluk alanındaki işin bir kısmını, değişik zamanlarda açtığı ihaleler sonucu imzaladığı hizmet alım sözleşmeleri ile farklı alt işverenlere verdiği, dava dışı işçinin bu sözlemelere konu iş kapsamında alt işverenler yanında çalıştığı, iş akdinin feshi nedeniyle işçinin asıl işverene karşı açtığı davada hüküm altına alınan işçilik alacaklarının, davacı tarafından ödendiği, ödemeye ilişkin dekontların dosyada mevcut olduğu, asıl ve alt işverenlerin yasa gereğince işçiye karşı birlikte sorumlu oldukları, işverenler arasındaki rücu ilişkisinde İK'nun 2/6.maddesinin uygulanamayacağı, öncelikle sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım sözleşmelerinde dava dışı işçiye yapılan ödemelerden yüklenicilerin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği yıllık izin ücreti ile ihbar tazminatlarından son alt işverenin, kıdem tazminatı, hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, düzenlenen bilirkişi raporun usule denetime ve esasa uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alındığı, her ne kadar davalı ...A.Ş vekili tarafından dava dışı işçinin kamu işçiliğine geçiş sebebi ile sözleşmesinin tek taraflı olarak sonlandırıldığı bu bakımdan kıdem tazminatına hak kazanmadığı iddia edilmiş ise de bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak incelendiği üzere kadroya geçişin iş sözleşmesini sonlandırmadığı, bu geçişin fesih olarak değerlendirilemeyeceği devir olarak yorumlanması gerektiği dava dışı işçinin kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak şekilde bir feshin bulunduğuna dair kanıt ve belgenin de dosyada bulunmadığı gözetilerek, yukarıda açıklandığı üzere davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne, 366,29 TL alacağın davalı ... .... Ltd. Şti.'nden, 2.231,98 TL alacağın davalı ... LTd. Şti.'den,8.269,28 TL alacağın davalı ... A.Ş.'den davalıların dava tarihinden önce temerrüte düşürülmediği anlaşıldığından, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilerek yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne; 366,29 TL alacağın davalı ... .... Ltd. Şti.'nden, 2.231,98 TL alacağın davalı ... Tic. LTd.. Şti.'den, 8.269,28 TL alacağın davalı ... A.Ş.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 742,36 TL'den peşin alınan 185,60 TL harçların mahsubu ile bakiye 556,76 TL harcın kabul oranlarına göre 18,76 TL 'sinin davalı ... .... Ltd. şti.'nden, 114,30TL 'sinin davalı ... San. Tic. Ltd. şti.'nden, 423,69TL 'sinin davalı ... A.Ş. 'nden tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 3-Davacının peşin olarak ödediği 185,60TL harcın ve 1.271,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 4-AAÜT gereğince hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin 171,87 TL 'sinin davalı ... .... Ltd. şti.'nden, 1.047,03 TL 'sinin davalı ... San. Tic. Ltd. şti.'nden, 3,881,10TL 'sinin davalı ... A.Ş. 'nden tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 5- Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul oranlarına göre 44,48TL 'sinin davalı ... .... Ltd. şti.'nden, 270,10TL 'sinin davalı ... San. Tic. Ltd. şti.'nden, 1.004,52 TL 'sinin davalı ... A.Ş. 'nden tahsil edilerek hazineye irat kaydına, Davalılar ... Ltd. Şti. İçin miktar itibariyle kesin davalı ... A.Ş. Ve davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/05/2022 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/653, K. 2022/503, T. 11.05.2022, www.arakarar.com/karar/adana-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-653-e-2022-503-k-765b10235148