Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/575 E. 2025/550 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/575
- Karar No
- 2025/550
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosuna İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/125 E., 2024/7 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.05.2023 tarihli ve 2022/5114 Esas, 2023/3047 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı kadastro müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, dâhilî davalılar yönünden açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın dâhilî davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı dâhilî davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı dâhilî davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıllar dava dilekçelerinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde kâin ve paydaşı oldukları eski 601 sayılı parselin (yeni 191 ada 23 sayılı parsel) 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan yenileme çalışmaları sırasında 15.485,00 m2 olan yüzölçümünün 14.755,75 m2’ye düşürüldüğünü, bu eksilmenin sebebini anlayamadıklarını, hatalı tespite karşı yaptıkları itirazın da komisyon tarafından reddedildiğini ileri sürerek kadastro tespitinin iptaline, dava konusu taşınmazın eski çap, yüzölçüm ve tapu kayıtlarına göre tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP 1. Dâhilî davalı ... vekili; 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan çalışmalarda sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataların giderilmesinin amaçlandığını, çalışmalar sırasında mülkiyet, vasıf değişikliği, intikal, harici taksim ve ifraz gibi işlemlerin yapılmadığını, evvelce yapılan kadastroya kapsam ve içerik yönünden hiçbir şey katılmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan çalışmaların hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Dâhilî davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Dâhilî davalı ... Belediye Başkanlığı; dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 2018/67 Esas, 2020/41 Karar sayılı kararıyla; dinlenilen tespit ve mahalli bilirkişilerin taşınmazın kuzeyinde yer alan taş duvar kalıntısı dışında sabit bir nokta veya sınır göstermedikleri, mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu uyarınca dava konusu taşınmazın yüzölçümünde 729,25 m2’lik bir azalma meydana geldiği, fen bilirkişi raporundaki krokide (A) harfi ile gösterilen kısım dışındaki azalmanın ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü tekniği ve teknolojisi ile alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı gerekçesiyle kadastro müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, dâhilî davalılar yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, dava konusu 191 ada 23 sayılı parselin uygulama kadastro komisyon tutanağının iptaline, 02.09.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 554,67 m2’nin ayrılarak dava konusu taşınmaza eklenmesi suretiyle 191 ada 23 sayılı parselin 15.310,42 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dâhilî davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2021 tarihli ve 2021/1572 Esas, 2021/1517 Karar sayılı kararıyla; 02.09.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın 1988 yılında yapılan tesis kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı, ancak uygulama kadastrosu sırasında davacılar tarafından verilmiş bir muvafakat da bulunmamasına rağmen bu kısmın yol olarak bırakıldığı, İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile uygulama kadastro paftasının tesis kadastro paftasına uygun hâle getirildiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dâhilî davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 23.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında temyize konu (A) alanının tesis paftası ile uygulama sınırı arasında kalan bölüm olduğu belirtilmiş ve yalnızca 2009 tarihli ortofoto üzerinde tesis ve uygulama sınırları çakıştırılarak gösterilmek suretiyle düzenlenen işbu raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu söylenemez. Tesis kadastrosunun yapıldığı 1988 tarihi itibariyle davacı taşınmazının sınırında bulunan ve davacı taşınmazı ile sınır oluşturan bu yolun nereden geçtiği, 1988 tarihinden bilirkişi raporunda esas alınan ortofotonun düzenlendiği 2009 tarihine kadar yolun güzergah değiştirip değiştirmediği, yolda genişleme olup olmadığının üzerinde durulmamış, diğer bir anlatımla; davacı taşınmazının tesis tarihi itibariyle sınırının belirlenmesi amacıyla tesis tarihine en yakın hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto haritaları üzerinde çakıştırma yapılmak suretiyle yolun konumunun ve davacı taşınmazının yol ile olan sınırının belirlenmesi gerektiği düşünülmemiş, raporun son sayfasının son paragrafında "Yol tarafından 22/a uygulama ekiplerince oluşturulan hattın doğru uygulandığı hava fotoğraflarında yaptığım incelemede anlaşılmıştır" ibaresi bulunmakta olup bu beyan üzerinde dahi durulmamış, bilirkişi tarafından haricen yapılan bu incelemenin rapor içeriğinde de haritalar üzerinde çakıştırma yapılarak göstermesi yönünde ek rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Hâl böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle, tesis kadastrosu sırasında zeminde sabit sınırın bulunup bulunmadığı; sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı; tesis sırasında zeminde var olan yolun tam olarak nereden geçtiği, genişliğinin ne kadar olduğu, zamanla güzergah değiştirip değiştirmediği, eğer tesis paftasından ayrılıp uygulama kadastrosu oluşturulan paftaya değer verilecek ise tesis kadastrosu paftasına neden üstünlük sağlanmadığı hususlarını açıklar mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak düzenlenen rapora dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, bozma ilâmında dosya arasında olmadığından bahsedilen ek raporun dosya arasında bulunduğu, ana raporun sonuç kısmının ek rapor ile açıklandığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde dâhilî davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Dâhilî davalı ... vekili; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarladıktan sonra, özel mülkiyete konu olamayacak nitelikte olan dava konusu yerin davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek direnme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesine dayalı yapılan uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkin eldeki davada, dava konusu taşınmazda uygulama kadastrosu ile meydana gelen yüzölçümündeki azalmanın tespitinde yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı, bozma ilâmında belirtilen hususlarda yeniden araştırma ve inceleme yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi 2. Değerlendirme 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 22.02.2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanun ile getirilen 22/2-a maddesi; "Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir. Ancak; a)Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, …. Birinci fıkra hükmü uygulanmaz. İkinci fıkranın (a) bendinin uygulanacağı alanlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün onayı ile belirlenir ve çalışmalara başlanmadan en az onbeş gün önce çalışma alanında, bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alışılmış vasıtalarla duyurulur, ayrıca varsa yerel gazete ile ilân edilir. Yapılacak çalışmalarda 2, 4, 14, 17, 19 ve 21 inci maddeler ile 13 üncü maddenin (B) ve 20 nci maddenin (B), (C) ve (D) bentleri hükümleri uygulanmaz…" şeklindedir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik (25.10.2018 tarihli ve 30576 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi Ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yönetmeliğin adı "Kadastro Güncelleme Yönetmeliği” olarak değiştirilmiştir) hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı; tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek; uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarını yeniden üretip ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılmasını sağlamaktır. 3. Uygulama kadastrosundan kaynaklanan davalar, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Uygulama kadastrosunda, tesis kadastrosu sırasında yapılan teknik hataların belirlenerek haritaların zeminle uyumlu, teknik ihtiyaçlara cevap verir şekilde güvenli hâle getirilmesi amaçlanır. 4. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi gereğince yapılan tespitte taşınmazın mülkiyeti, çapı ve yüzölçümü tartışma konusu edilemez, bu işlemde uygulama kabiliyeti bulunmayan ve harita tekniğine uymayan haritalar yerine, ülke koordinat sistemine uygun sayısal haritaları düzenlenerek, bu tespitin kesinleşmesi hâlinde tapu malikleri adına tapuya tescil edilir. 5. Uygulama kadastrosunun amacı mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek olmadığından, yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işleminin yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığı savıyla açılan davada, taşınmazın mülkiyetine ve niteliğine ilişkin ihtilaflar inceleme konusu yapılmaz. 6. Somut olaya gelince; 16.02.1988 tarihinde yapılan tesis kadastrosu ile Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde kâin 601 parsel sayılı taşınmazın 15.485 m2 olarak senetsizden zilyedi lehine tespit gördüğü, 11.05.2018 tarihinde yapılan uygulama kadastrosu ile kök 601 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden 729,25 m2'lik bir düzeltme yapılarak 14.755,75 m2 olarak yeni 191 ada 23 parsel sayılı taşınmaz olarak tescilinin yapıldığı, paydaş ... tarafından taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmaya yönelik yapılan itirazın kadastro komisyonunun 29.05.2018 tarihli kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır. 7. Davacılar ... ve ... uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, mahallinde keşif icra edilerek eksikliğin ne sebeple doğduğu konusunda fen bilirkişisinden 23.08.2019 tarihli ana rapor ve tarafların itirazı üzerine 02.09.2020 tarihli ek rapor alınmış ise de, alınan raporların hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. 8. Şöyle ki; fen bilirkişinin ana raporunda tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosuna ilişkin dava konusu taşınmazın kadastral paftadaki yeri ayrı ayrı gösterildikten sonra üst üste çakıştırılmış, sadece bu yöntem uygulanmak suretiyle 729,25 m2'lik azalmanın krokide (A) harfi ile gösterilen 554,67 m2'lik kısmının taşınmazın bitişiğindeki yol tarafında uygulama ekiplerince oluşturulan hattın doğru uygulanmasından kaynaklandığı, bu durumu hava fotoğraflarında yaptığı inceleme ile tespit ettiği, (A) harfi dışındaki kısmın ise esasen parselin sınırlarının değiştirilmesinden değil ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ve teknolojisi ile alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığını bildirmiştir. Tarafların yaptığı itiraz neticesinde sunduğu ek raporda da ana rapordaki tespitlerini tekrar etmiştir. 9. Ancak, uyuşmazlığın sağlıklı ve tereddüte mahal vermeksizin çözümlenebilmesi için tesis kadastrosunun yapıldığı 1988 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın sınırında bulunan yolun nereden geçtiği, tesis kadastrosunun yapıldığı 1988 tarihinden uygulama kadastrosunun yapıldığı 2018 tarihine kadar yolun güzergah değiştirip değiştirmediği, yolda genişleme olup olmadığı hususları üzerinde durulmamış, dava konusu taşınmazın tesis tarihi itibarıyla sınırının belirlenmesi amacıyla tesis tarihine en yakın hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto haritaları üzerinde çakıştırma yapılmak suretiyle yolun konumunun ve dava konusu taşınmaz ile olan sınırının belirlenmesi gerektiği düşünülmemiş, fen bilirkişisi tarafından hava fotoğrafları üzerinde haricen yapıldığı belirtilen ve denetimi mümkün olmayan inceleme ile yetinilmiştir. 10. O hâlde; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilâmları ve eki olan haritalar, yine varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dâhil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle, tesis kadastrosu sırasında zeminde sabit sınırın bulunup bulunmadığı; sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı; tesis sırasında zeminde var olan yolun tam olarak nereden geçtiği, genişliğinin ne kadar olduğu, zamanla güzergah değiştirip değiştirmediği, eğer tesis paftasından ayrılıp uygulama kadastrosu oluşturulan paftaya değer verilecek ise tesis kadastrosu paftasına neden üstünlük sağlanmadığı hususlarını açıklar mahiyette taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. 11. Öte yandan, Özel Daire bozma kararında ek rapor alınmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerektiğinden bahsedilmiş ve direnme kararında ek rapor alındığı hususunda gerekçe genişletilmiş ise de, bozma kararında bahsedilen ek raporun yukarıda yer verilen eksiklikler tamamlandıktan ve mahallinde yeniden keşif icra edildikten sonra alınacak yeni bir rapor olduğu ortadadır. 12. Hâl böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Dâhilî davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.