Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/448 E. 2026/214 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/448
- Karar No
- 2026/214
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 503-64
I. HUKUKÎ SÜREÇ Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2-2. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.11.2022 tarihli ve 223-244 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı, sanık ... sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 02.03.2023 tarih ve 557-484 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.11.2023 tarih ve 10508-7176 sayı ile; "Mağdurun maruz kaldığı eylemleri ilk olarak anlattığı ve soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen, yine dosyamız sanığı tarafından cinsel istismara uğraması nedeniyle Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/320 Esas, 2019/346 Karar sayılı dosyasında karar verilen kuzeni ...'ın mağdurun beyanları ve sanık savunmaları kapsamında duruşmada dinlenip ayrıca dosyası da getirtilip incelenerek taraflardan diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiği halde, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince 23.02.2024 tarih ve 19-116 sayı ile zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın TCK’nın 103/2-2. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53... . maddelerince neticeten 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.10.2024 tarih ve 4899-8559 sayı ile; ''Sanık savunması, tanık beyanları ile katılan mağdur beyanlarının alınan doktor raporu ile doğrulanmamış olması karşısında, sanığın katılan mağdura yönelik cinsel istismar eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut hâliyle sübuta eren eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.02.2025 tarih ve 503-64 sayı ile; bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı, sanık ... sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2025 tarihli ve 55735 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.09.2025 tarih ve 3998-6364 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdura yönelik eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa basit cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 30.06.2007 doğumlu olan katılan mağdur ...'ın, intikal tarihinde ortaokul 6. sınıf öğrencisi olduğu, annesi katılan ... ile süreçte şikâyetçi olmadığını bildiren ve müşteki/tanık sıfatıyla beyanı alınan babası ...'un boşanmaları nedeniyle suç tarihlerinde dedesi, babaannesi, halaları ve amcaları ile birlikte yaşadığı, önce Kocaeli’ndeki ikamette ilkokul 3. sınıfı bitirinceye kadar kaldığı, bilahare aile fertleriyle birlikte İstanbul’a taşındığı ve burada 4 ve 5. sınıfları okuduğu, yaz tatillerinde Yalova’da ikamet ettiğini, güzellik uzmanı olduğunu bildiren ve UYAP Bilişim Sisteminde yapılan sorgulamada suç tarihlerinde SGK kayıtlarında masöz/masaj uygulayıcısı olarak çalıştığı bilgisi bulunan annesi katılan ...’in yanına gidip geldiği, 5. sınıfı bitirdiği yaz tatilinde tekrar annesinin yanına gittiği ve sonrasında da İstanbul’a dönmediği, 05.12.2018 tarihli aileye teslim tutanağına göre olayın intikali sonrası beyanının teminine müteakip annesine teslim edildiği; nüfus kayıtlarından katılan ... ile 26.07.2007 tarihinde evlendiği ve 01.04.2010 tarihinde boşandığı, sonrasında 01.03.2019 tarihinde bir başkasıyla evlendiği ve 10.11.2023 tarihinde de bu kişi ile boşandığı anlaşılan, Çocuk İzlem Merkezinde 05.12.2018 tarihinde katılan mağdurun alınan ifadesinde görevli uzman tarafından herhangi bir işte çalışmadığı, sınır zekâ ve antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla engelli raporunun bulunduğunun ifade edildiği babası müşteki/tanık ...'a verilen velayetinin Yalova Aile Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 1187-615 sayılı kararıyla değiştirilerek annesi katılan ...'e verildiği; anılan kararda, davacı ...'in katılan mağdurun yaklaşık bir yıldır kendisinde kaldığını, davalı ...'un bedensel ve zihinsel engelli olduğunu, 2018 yılı Mayıs ayında bakamayacak durumda olduklarından müşterek çocuğu kendisinin yanına gönderdiklerini; katılan mağdurun yedinci sınıfa geçtiğini, bir buçuk yıldır annesinin yanında iki teyzesiyle birlikte yaşadığını; davalı ...'un ise 23.05.2019 tarihli dilekçesiyle müşterek çocuğun velayetinin eski eşine verilmesine muvafakat ve davayı kabul ettiğinin belirtildiği; süreçte başkaca istismar olaylarına maruz kalan katılan mağdurun Çanakkale Çocuk Destek Merkezinde yerleştirildiği, 22.08.1998 doğumlu sanık ...’nın, katılan mağdurun öz amcası olduğu, askerken muayenesi nedeniyle sevk izni alarak geldiği 07.12.2018 tarihinde yakalandığı ve gözaltına alındığı, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinin aynı tarihli raporunda yapılan psikiyatri muayenesinde aktif bir psikopatolojik bulgu saptanmadığı ancak annesi tanık ...’nin 12.12.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgeler ve Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04.02.2019 tarihli yazısıyla temin edilen raporlarda; Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Personel Randevu Formunda 12.12.2018 tarihinde PDR Merkezine gönderildiği; intikal tarihi öncesine ait Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29.02.2012 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu raporunda hafif derecede mental retardasyon, hafif zekâ geriliği tanısıyla özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının %50 olarak belirlendiği, ağır özürlü sayılmadığı; 07.03.2014 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda zihinsel gelişimde orta düzeyde gerilik, ailesel akdeniz ateşi tanısıyla kişinin engel oranının %76 olarak belirlendiği, ağır engelli sayılmadığı; Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.02.2012 tarihli hasta epikriz raporunda ön tanı ve tanı olarak hafif zeka geriliği; 28.01.2014 tarihli hasta epikriz raporunda ön tanı ve tanı olarak orta zeka geriliği; 31.03.2015 tarihli hasta epikriz raporunda ön tanı ve tanı olarak aktivite ve dikkat, davranış bozuklukları teşhisleri konulduğu; diğer taraftan, özel bir rehabilitasyon merkezinin 25.01.2019 tarihli yazısında kaydı bulunmadığı bildirilen sanığın, 01.02.2019 tarihli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yazısında ise özel bir eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 2012 yılı Ağustos ile 2015 yılı Haziran ayları arasında eğitim gördüğünün bildirildiği, UYAP Bilişim Sisteminden yapılan incelemede SGK kayıtlarına göre 26.09.2016-09.06.2017 tarihleri arasında ...'de Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde stajyer öğrenci olduğu, ikametgah bilgilerinde 28.09.2016 tarihinde Kocaeli'nin Körfez ilçesinden İstanbul ili Bağcılar ilçesine taşındığı bilgisinin bulunduğu, Katılan mağdur ...'ın ilkokul 3. sınıfta Kocaeli’nde, 4 ve 5. sınıfta İstanbul’da yaşadıkları süreçte gerçekleştiğini ifade ettiği olayların, katılan ...' in 05.12.2018 tarihinde Bağcılar Çocuk Büro Amirliğine müracaatı üzerine adli mercilere intikal ettiği, Taraflar arasında önceye dayalı husumet iddiasında bulunulduğu; sanık ... tanıkların süreçte katılan mağduru annesinin yönlendirdiğini, daha önce de benzer nitelikte iftiralarda bulunduğunu ileri sürdükleri, Adli Tıp Uzmanınca düzenlenen 05.12.2018 tarihli mağdur muayene tutanağında; katılan mağdurun yapılan muayenesinde, anal mukoza ve anüs çevresinde pililer ve sfinkter tonusu doğal bulunduğu, anüs çevresinde hafif hiperemi görüldüğü, bunun anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin tıbbi delili kabul edilemeyeceği, livataya maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkan bulunmadığı ile ''sınırda zeka-zeka geriliği ? Çocuk Psikiyatrisi kliniği konsültasyonu yapılması gerektiğinin'' belirtildiği, Çocuk İzlem Merkezinde 05.12.2018 tarihinde katılan mağdurun alınan ifadesinde görevli uzman tarafından, babaya teslimi hâlinde katılan mağdurun olayların geçtiğini bildirdiği aile ortamına götürülme ihtimalinin bulunduğu, Mayıs-Haziran 2018’den beri Yalova’da annesi katılan ...’in yanında kaldığı ve katılan mağdurun da annesiyle kalmak istediğini beyan ettiğinin ifade edildiği, Sanığın soruşturma aşamasında 08.12.2018 tarihli ifadesi sırasında, müdafii tarafından katılan mağdurun babasınca ulaştırıldığı ve katılan mağdurun yazdığı bildirilen, 08.12.2018 tarihli tutanaklarda muhafaza altına alınan, müşteki/tanık ...'un kardeşine iftira atıldığını, böyle bir şey yapmadığını ve yapacağına inanmadığını, katılan mağdurun annesinin baskısıyla başvuruda bulunduğuna inandığını, evinde katılan mağdurun kitaplarını karıştırırken bulduğu yazılardan bu kanaate vardığını bildirdiği dilekçesi ekinde sunduğu el yazılı belgelerde; ''... günlük, ben ... annem beni hiç sevmiyor, hata yaptığımda bana çok kötü şeyler yaptı. Annem korktuğum için ordan bir an önce kaçıp kurtulmak istiyorum'', "masaj salonunda beni bir tane adam boğazladı ve az daha ölüyordum ... amcamı arayacaktım ama onlar benden telefonu benden alıp birisine verdi'', "Benim başıma mum vurdu sonra beni yakmaya çalıştı sonra beni mezarlığa götür çöpaz daha ellerimi bağlayacaktı ben kaçtım bana inanmadı bana ... para çalmaya öğreti'',''Ver amcama yalan attı iftira çok beni istemiyor beni göndermek istediği için böyle bir şeye başvurdu zaman geçtikçe para çalmaya başladım'', "Eğer ben ölürsem bunların hepsini okumalarını istiyorum. Annem beni sevmiyor'' şeklinde yazılarının olduğu, Katılan mağdura on bir yıldır baktığını, dört aydır asker ve psikolojik tedavisi nedeniyle izinli olarak gelen oğlu olan sanıkta 20 12... tarihli raporlarla zekâ geriliği ve zihinsel gelişimde orta düzeyde gerilik tespit edildiğini de belirttiği 12.12.2018 tarihli dilekçesiyle tanık ...'nin, sanığın kendisini savunacak yetiye sahip olmadığını, katılan ...’in, eski eşi ...’un evlenmesi nedeniyle iftira attığını ileri sürdüğü, Soruşturma aşamasında sunduğu 19.12.2018 tarihli dilekçesiyle müşteki/tanık ...'un, sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini bildirdiği, 19.01.2019 tarihli telefon görüşme tutanağında; katılan mağdurun beyanlarında adı geçen teyzesi ...'nın Yalova'da ikamet ettiği için ifade vermeye gelemeyeceğini beyan ettiği, Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzlem Merkezinin 05.12.2018 tarihli adli görüşme değerlendirme raporunda; katılan mağdurun gerçek- yalan ayrımını yapabilir yeterliliğe sahip olduğu, yapılan adli görüşmenin temel unsurlarının ön görüşme ile uyumlu olduğu, söylem ve davranışlarının yaşına ve gelişim düzeyine, bilişsel gelişiminin de gelişme dönemiyle uygunluk gösterdiği, kendini ifade etmede sorun yaşamadığı, sözel beceriye sahip olduğunun düşünüldüğü, ayrıca anlattığı olayın içeriği ile verdiği duygusal tepkilerin örtüştüğü, verdiği bilgilerin tutarlı olduğunun belirtildiği, 26.09.2019 tarihli duruşmada görevli psikolog tarafından, katılan mağdurun ön görüşmede istismardan çok kısaca bahsettiği, duruşmada anlattıklarını kısa bir şekilde söylediği, her ikisinde de söylediğinin birbiri ile tutarlı olduğu, kendisini ifade edebildiği, etki altında olduğuna dair herhangi bir izlenim edinmediği, zihinsel ve fiziksel gelişiminin yaşıtları ile uyumlu olduğunu ifade ettiği, 14.04.2022 tarili Adli Görüşme Raporunda; katılan mağdurun fiziksel ve bilişsel gelişiminin içerisinde bulunduğu gelişme dönemi ile uygunluk gösterdiği, gerçek-yalan ayrımını yapabilir yeterliliğe sahip olduğu, halen Çocuk Destek Merkezinde kaldığı, ön görüşme ve adli görüşme esnasında feminen konuşma ve davranışlarda bulunmakla birlikte flörtöz davranışlar sergilemediği, babaannesi, halası ve babasına karşı tepki içinde bulunduğu, kurum öğretmeni ile yapılan görüşmelerde rehabilitasyon süreci bittikten sonra bakımevine gönderileceğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29.01.2020 tarihli sanık hakkındaki raporunda; 05.03.2018 tarihinde sanığı bulunduğu çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu bakımından, sanığın cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, cezai sorumluluğunun tam olduğunun mütalaa olunduğu; 20.01.2020 tarihli muayene kaydında sanığın olayın iftira olduğunu, abisinin boşanıp ikinci evliliğini yaptığı için yengesinin kızarak kendisine iftira attığını, zeka sorunu nedeniyle özürlü raporu olduğunu, psikiyatrik bir tedavi görmediğini ve ilaç kullanmadığını beyan ettiğinin ve suçla ilgili kendisini savunabildiği, görüşmeye fazla katılımcı olmadığı, kendisini kötü gösterme çabasında olduğu, düşünce ve algı bozukluğu tarif etmediği, cezai sorumluluğunu etkileyecek psikopatoloji saptanmadığının da belirtildiği, Adli Tıp Birinci Üst Kurulunun 20.10.2020 tarihli raporunda; Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinin raporu ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor arasında çelişkiler bulunduğundan, bu çelişkileri de giderecek şekilde ceza ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunda rapor düzenlenmesi istemiyle gönderilen sanıkta, cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir aklî arızanın içinde olduğuna delalet edecek bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, 05.03.2018 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun mütalaa olunduğu, Katılan ...'in Yalova Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne sunduğu 07.09.2020 tarihli dilekçesinde özetle; amcası tarafından istismara uğraması nedeni ile çocuğunun velayetini aldığını ama süreçte bakımını üstlenmekte zorlandığını, 06.09.2020 tarihinde çocuğunun tekrar istismara maruz kaldığını, tüm çabalarına rağmen koruyamadığını, acilen kurum bakımına alınmasını talep ettiği, 27.10.2020 tarihinde kuruluşa nakli gerçekleştirilen katılan mağdurla yapılan görüşmede önceki adli işlemlerde yer almayan ayrıntılar beyan ettiğinin tespiti üzerine, hukuki sürecin devam ettiği ilgili mahkemelere iletilmek üzere düzenlenen ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 15.12.2020 tarihli yazısı ekinde gönderilen 04.12.2020 tarihli durum değerlendirme raporunda; 04.10.2019 tarihinde velayeti annesine verilen katılan mağdurun danışmanlık tedbiri kapsamında takip edilirken 06.09.2020 tarihinde Yalova’da annesi ile yaşadığı evin yakınlarında Afganistan uyruklu biri tarafından istismara uğraması üzerine suç duyurusunda bulunulduğu, 09.09.2020 tarihinde koruma ve bakım altına alındığı, 27.10.2020 tarihinde kuruluşa naklinin gerçekleştiği, 03.12.2020 tarihinde yapılan görüşmede, katılan mağdurun daha önce korktuğu için altı kez sanık ... tarafından istismara maruz kaldığını söylemiş ise de aslında iki yıl süresince her gün bazen de bir gün ara ile istismara uğradığını, ayrıca halası ...'in de kendisini ve ...’u istismar ettiğini, halasının ...'un cinsel organını genital, kendisinin cinsel organını ise anal bölgesine duhul ettirdiğini, bunun bir kez yaşandığını, bir kez de yalnızken halasının istismarına maruz kaldığını ifade ettiğinin bildirildiği, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2021 tarihli yazısı ile 2018/39174 sayılı soruşturma dosyanın bir örneğinin UYAP Bilişim Sisteminden gönderildiği; bu kapsamda, sanık hakkında katılan mağdurun beyanlarında adı geçen ...'a yönelik eylemleri nedeniyle hazırlanan dosyanın yetkisizlik kararıyla Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 12.12.2018 tarihli mağdur ifade tutanağında tanık ...'un, ortaokul 5. sınıf öğrencisi olduğunu, Körfez'de annesi, babası ve kardeşiyle birlikte yaşadığını, dayısı sanık ...'un kendilerine kalmaya geldiğinde fırsat buldukça ve yalnız kaldıklarında kendisine anal yolla organ sokmak suretiyle istismarda bulunduğunu, bir seferinde yan yatakta annesi ve kardeşi uyurken organ sokmak suretiyle istismarda bulunduğunu, kendisine "Sen de bana aynısını yap." dediğini ama yapmadığını, birden fazla kez istismarda bulunduğunu, kendisi 2 ya da 3. sınıftayken katılan mağdur ...'ın kendisine de dayısının böyle şeyler yaptığını anlattığını ancak bunları görmediğini, kendisine yapılanları katılan mağdur ...'a anlattığını ama ...'ın da bunları görmediğini, dayısının katılan mağdur ...'a bunları nerede yaptığını bilmediğini fakat katılan mağdurun eskiden anneannesinde kaldığını, katılan mağdurun olayları anlatması üzerine bunların ortaya çıktığını beyan ettiği; ifade sırasında görevli adli görüşmecinin ...'un gelişim dönemiyle uyumlu olmayan cinsel bilgiye sahip olduğunu, detaylarıyla olayı anlattığını, tutarlı bilgiler verdiğini ve ifadenin güvenilir olabileceğini; 08.12.2018 tarihli şikâyetçi ifade tutanağında ise ... ...'ın 03.12.2018 tarihinde abisinden boşanan yengesi katılan ...'in telefonda sanık ...'un oğluna ve ...'a istismarda bulunduğunu katılan mağdur ...'dan öğrendiğini söylediğini, oğluna sorduğunda dayısının iki yıl kadar önce Körfez'de ikamet ettikleri evlerinde bulunduğunda, herkes uyuduğu zaman istismarda bulunduğunu, bağırdığını fakat dayısının kendisini korkuttuğundan kimseye söyleyemediğini, değişik zamanlarda hem kendi evlerinde hem yaz tatilinde İstanbul'da anneannesinin evinde istismarlarına devam ettiğini söylediğini; bilgisine başvurulan katılan ...'in ise 08.12.2018 tarihli ifadesinde, eşinden yaklaşık sekiz yıl önce ayrıldığını, üç dört gün önce oğlunun amcası ...'un kendisini taciz ettiğinden dolayı İstanbul'daki eşinin evine gitmek istemediğini, iki sene kadar önce babaannesinin Körfez'de bulunan eski evde istismara maruz kaldığını, daha sonraları değişik zamanlarda bunun devam ettiğini ayrıca ...' a da istismarda bulunduğunu bildiğini söylemesi üzerine polise durumu bildirdiğini, eski görümcesi ...'e telefonla durumu anlattığını, beyan ettikleri, Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli yazısı ile 2019/320 esas sayılı dosya suretinin UYAP Bilişim Sistemi üzerinden gönderildiği; tanık ... ile ilgili davaya ilişkin evraklarda özetle; 13.12.2018 tarihli adli görüşme raporunda ifadesinin güvenilir olabileceğinin belirtildiği; 18.09.2019 tarihli duruşmada, sanık ...'un hatırladığı kadar 2016 yılında Kocaeli'nde kaldığını ve sonra geri İstanbul'a döndüğünü de beyanla atılı suçlamaları kabul etmediğini; müşteki ... ...'ın sanığın ablası olduğunu, sanığın hatırladığı kadarıyla 2016 yılında annesi ve babası ile Kocaeli'nde yaşadığını; katılan mağdur ...'un ise dayısı olan sanık tarafından 2016 yılında üçüncü sınıfa giderken birden fazla kez istismarına maruz kaldığını, bunları korktuğu için anne ve babasına anlatmadığını, sadece arkadaşı ...'a anlattığını beyan ettikleri; süreçte temyiz aşamasında gönderdiği dilekçelerle müşteki ...'in sanıktan şikâyetçi olmadığını, eşinin psikolojik ve fiziksel baskısı sonucunda şikâyette bulunduğunu, isnat edilen suçun gerçekleşmediğini bildirdiği, Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 26.04.2019 tarihli raporunda tanık ...'un yapılan muayenesinde anal yolla vücuduna organ veya sair cisim sokulmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, yapılan yargılama neticesinde Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesince 18.09.2019 tarihli ve 320-346 sayı ile sanık ...'un kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ise mahkûmiyetine; bu kararın istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 05.12.2019 tarih ve 2109-2033 sayı ile de istinaf başvurularının esastan reddine; iş bu kararın temyizi üzerine de Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 04.02.2021 tarih ve 2870-928 sayı ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hükümlerin onanmasına karar verildiği, 24.11.2019 tarihli dilekçesinde sanığın, 2016 yılında Endüstri Meslek Lisesinde okuduğunu, katılan mağdurun istismarda bulunduğunu beyan ettiği tarihlerde İstanbul'da yaşamadığını, okulu bittiğinde ailesinin yanına geldiğini ve sonrasında askere gittiğini, katılan mağdura babası ceza evinde bulunduğundan, abi kardeş gibi davranmaya çalıştığını, katılan mağduru annesinin yedi aylıkken kendilerine bırakıp gittiğini, katılan ...'in babasına, annesine, ablası ...'e de benzer iftiralarda bulunduğunu, askerde iken katılan mağdurun kendisine annesi ve halasının masaj salonunda çalıştığını, orada bir adamın kendisini boğazladığını ve dövdüğünü, nedenini sorduğunda anne ve halasının isimlerini kullanmadıklarını farklı isimle çalıştıklarını söylediğini, UYAP Bilişim Sisteminden resen yapılan incelemelerden, Kocaeli 2. Aile Mahkemesince 19.01.2010 tarih, 1186-29 sayı ile katılan ... ile müşteki/tanık ...'un boşanmalarına ilişkin kararda; ''...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... sayılı hazırlık evrakının incelenmesinde, davacının eşi hakkında şiddet, tehdit, saldırı, küfür ve öldürmeye teşebbüs eylemleri nedeniyle şikâyette bulunduğu, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... takipsizlik kararında müştekinin iddialarının tespit edilemediği, bu nedenle takipsizlik kararı verildiği... ..davacı tanıkları beyanlarında; davacının davalı ile davalının ailesi tarafından şiddete maruz kaldığını anlattığını, geceleri zorla köprü altlarına götürdüklerini ve kötü yola sevk ettiklerini söylediğini, bu nedenle kadın sığınma evine gittiğini, ancak davalı ... ailesi tarafından tehdit edildiğini, davacının vücudunda dayaktan kaynaklanan izler bulunduğunu, davalıyı tanımadıklarını ve hiç görmediklerini, tarafların yaklaşık iki yıldır ayrı yaşadıklarını, müşterek çocuğa davalının annesinin baktığını beyan etmişlerdir. Davacı evden atıldığı ve babasının da kendisini kabul etmemesi nedeniyle kadın sığınma evinde kaldığı, müşterek çocuğu da bu nedenle bıraktığı, çocuk için uygun bir ortam sağlamasının şu anda mümkün bulunmadığı, çocuğa şu anda babaanne tarafından bakıldığı ve davacının velayet talebinden de bu nedenle vazgeçtiği tespit edildiğinden, aslında anne şefkatine muhtaç çocuğun annenin uygun bir ortam sağlayamaması nedeniyle velayeti babaya verilmiş... ...tüm dosya münderecatına göre; davalının davacıya şiddet uyguladığı, evden kovduğu, sokağa attığı, davacıya karşı kötü davrandığı, bu nedenle davacının kadın sığınma evine sığınmak zorunda kaldığı, davacının geçimsizlikte kusurunun tespit edilemediği, davalının tam kusurlu olduğu ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı...,'' belirtilmiştir. Katılan mağdurun halası ... hakkında, mağdurlar ... ve ...'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 15.06.2021 tarih ve 166-213 sayı ile sanığın atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verildiği ve dosyanın temyiz incelemesinde olduğu; dosya kapsamında, 18.04.2020 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde sanık ...'in, abisi ...'un yaklaşık iki yıl öncesinde öz ablası ...'in oğlu ... ve abisi ...'un oğlu ...'a istismarda bulunduğundan dolayı tutuklandığını, o dönem tanık olarak beyanını verdiğini, ifadesinde de bu olaylar ortaya çıkmamışken abisi ...'u ...'dan uzak durması yönünde çok defa uyardığını, bu uyarılarının gördüğü bir şeyden değil şüphelerinden kaynaklandığını, bu olaydan sonra diğer olayın ortaya çıktığını, aile büyükleri arasında bu konuyu ... ile konuştuklarını, abisinin "Bir şey yapmadım.'' dediğini ifade ettiği; ...'un mağdur sıfatıyla verdiği ifadesinde dedesi ...'ın annesi ve diğer teyzelerine tecavüz ettiğini sığınma evinde annesinin teyzesiyle konuşması sırasında duyduğunu, ... amcasının kendisine bir şey yapmadığını, ...'ın neden amcası hakkında beyanda bulunduğunu bilmediğini; katılan mağdur ...'ın ise halası ...'in sürtünmek suretiyle bir kez, ... ile birlikte iken de sürtünmek suretiyle bir kez istismarda bulunduğunu, ... amcasının ...'a organ sokmak suretiyle istismarda bulunduğunu, aynı zamanda ... amcasının kendisini istismar ettiği zamanlarda halası ...'in poposuna baktığını ve "Sen başka çocuklar ile sevişiyorsun.'' dediğini, amcası ...'u bir defa yeğeni ...'a istismarda bulunurken gördüğünü, ayrıca ...'un da bir defa bu durumu kendisine anlattığını ifade ettikleri; beyanlarına istinaden ... ve katılan mağdurun dedesi ... haklarında başlatılan tahkikat evraklarının tefrikine karar verildiği; kovuşturmada verdiği ifadesinde katılan ...'in nasıl bir aile içerisine düştüğünü anlamadığını belirterek aile içerisinde çarpık ilişkilerin olduğu; müşteki ...'in ise ses kaydının alınmasını ... ile birlikte planladıklarını, oğlunu ve katılan mağdur ...'ı yönlendirdiğini ve sanığa iftira attığını ifade ettiği;
Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Çocuk Mahkemesi sıfatıyla) 08.12.2025 tarih ve 16-708 sayı ile katılan suça sürüklenen çocuk ... G. hakkında, katılan mağdur ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verildiği, katılan suça sürüklenen çocuk ... hakkında ise cinsel istismar suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2021 tarih ve 287-247 sayı ile ... ... N. hakkında katılan mağdur ...'a yönelik cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih ve 2378-2038 sayı ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine, iş bu kararın da temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.09.2022 tarih ve 198-8070 sayı ile bozulmasına, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 25.01.2023 tarih ve 2109-184 sayı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine dair verilen hükümlerin de Yargıtay 9. Ceza Dairesince 22.05.2024 tarih ve 2201-4948 sayı ile onanmasına karar verildiği; dava dosyasında, 22.12.2020 tarihli Adli Tıp Uzmanınca verilen raporda katılan mağdurun dava konusu olayla ilgili beyanlarına itibar edilmesine engel teşkil edebilecek tıbbi bir husus saptanmadığının bildirildiği, 18.02.2021 tarihli duruşmada katılan ...'in amcasının olayından dolayı travma geçirdiği için katılan mağdurun algılamasının düşük olduğunu Kocaeli'de söylediklerini, herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını, travmalardan dolayı hastaneye götürdüğünü, oğlunda biraz saflık bulunduğunu, tedavileri yaptırdığını beyan ettiği; Özel ... Tıp Merkezinin 05.03.2021 tarihli yazısı ve eki evraklarla katılan mağdurun 03.09.20 19... .09.2019 tarihinde aktivite ve dikkat bozukluğu tanısıyla tedavisinin başlatıldığının, 06.09.2019 tarihli psikolog değerlendirmesinde katılan mağdur ...’a uygulanan zeka testi sonuçlarına göre genel zihinsel yeteneğinin yaş grubuna kıyasla çok düşük düzeyde olduğu, hafif düzeyde mental retardasyon tanısı bulunduğunun belirtildiği, katılan mağdurun ... Hastanesinde travma sonrası stres bozukluğu, bipolar duygulanım bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, Yalova Devlet Hastanesinde ise aktivite ve dikkat bozukluğu tanılarıyla yapılan tedavi evraklarının celp edildiği; 19.02.2021 tarihli adli görüşme raporunda fiziksel ve bilişsel gelişiminin, içerisinde bulunduğu gelişme dönemi ile uygunluk gösterdiği, adli görüşmeye başlamadan önce gerçek- yalan ayrımını yapabilir yeterliliğe sahip olduğu, çocuğa refakat eden kurum görevlisi psikolog tarafından çocuğun birden çok yakını tarafından uzun süre boyunca istismar öyküsüyle geldiğini, akademik becerilerinin düşük olduğunu, algı ve kavrama sorunlarının bulunduğunu, çok kolay yönlendirilebilir bir çocuk olduğunu, esasen yüksek düzeyde hiperaktif olup çok sayıda ilaç kullandığını, kurumda kaldığı süre içerisinde cinsel anlamda dürtüsel davranış ve yönelimlerde bulunmadığını ifade ettiği, öngörüşme ve adli görüşme esnasında feminen konuşma ve davranışlarda bulunmakla birlikte çocuğun flörtöz davranışlar sergilemediği, iletişime açık görünmekle birlikte rahat olmadığı, gergin bir durumda olduğu zaman yöneltilen soruları algılamakta zorlanabildiği, adli olaya ilişkin kendiliğinden anlatımlarının ayrıntıdan uzak olduğu ve açıklayıcı, ayrıntılı bir bilgi veremediği, adli olay dışında geçmişte kalan somut bir olayı anlatırken dahi ayrıntılamakta sorun yaşayabildiğinin ifade edildiği,
Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesince 12.07.2021 tarih ve 89-337 sayı ile katılan ... hakkında 20.05.2020 tarihinde tanık ... ...’a yönelik olarak, ... ... veya eski eşi ... tarafından kullanılan telefona gönderdiği mesajla tehdit ettiğinden cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Gerek katılan ...'in gerekse müşteki/tanık ...'un, UYAP Bilişim sisteminde muhtelif suçlardan taraf kayıtlarının bulunduğu,
Anlaşılmıştır. Katılan mağdur ... soruşturma aşamasında verdiği ifadesi ve izlenen görüntü kayıtlarında özetle; 11 yaşında ve Yalova da 6. sınıfta öğrenci olduğunu, anne ve babasının bebekken boşandığını, Kocaeli'nde babası ..., dedesi ..., babaannesi ..., halaları ... ve ..., amcaları ... ve ... ile birlikte kalmaya başladığını, ilkokul 3. sınıfı bitirene kadar Kocaeli'nde kaldıklarını, sonra İstanbul Bağcılar'a taşındıklarını, 4 ve 5. sınıfı Bağcılar'da okuduğunu, babasının çok fazla evde kalmadığını, daha çok arkadaşlarında ve ayrı oturan ... amcasının evinde kaldığını, zaman zaman eve geldiğini, yaz tatillerinde Yalova'da bulunan annesi ...'in yanına gittiğini, 5. sınıf bitince yaz tatilinde yine annesinin yanına gittiğini daha sonra dönmediğini, hâlen annesinin yanında kaldığını, sanık ... amcasının askerde ve 20 yaşında olduğunu, ... halasının ... isimli çocuğunun olduğunu, üzüldüğünde halası ... ile durumunu paylaştığını, ilk kez Kocaeli'nde bulundukları sırada 3. sınıfta iken akşam üzeri eve geldiğinde sanık tarafından poposuna organ sokmak suretiyle istismara maruz kaldığını, canının yandığını ve bağırdığını, Kocaeli'nde bunun bir defa gerçekleştiğini, Bağcılar'a taşındıktan sonra aynı biçimde cinsel organını poposuna sokmak suretiyle yirmiden fazla eylem gerçekleştirdiğini, bunları yaparken genellikle babaannesinin ve ... halasının, küçük çocuğu hasta olduğu için hastanede olduklarını, amcasının ve diğer halasının işte olduklarını, bazen ise dedesinin odasında uyumakta olduğunu, bazen de sabah herkes uyurken sanığın bunları yaptığını, sanığın bir defa 4. sınıfa giderken cinsel organını zorla ağzına soktuğunu, midesinin bulandığını, bir defa hatırlamadığı tarihte poposuna cinsel organını soktuğu olaydan sonra akşam tuvalete gittiğinde poposunun çok ağrıdığını ve kan geldiğini, ayrıca sivilceler çıktığını ve hâlen sivilcelerin bulunduğunu, en son 5. sınıfa giderken ikinci dönemde olduğunu hatırladığı bir zamanda sanığın kendisine aldığı döneri yedikten sonra cinsel organını poposuna sokmak suretiyle yaptığını, Kocaeli'nde babaannesine ve ... halasına olayları anlattığını, inanmadıklarını, hatta babaannesi ve halasının amcası sanık ile görüştüklerini ancak kendisine ''Biz sana inanmıyoruz, sen yalan atıyon.'' diye söylediklerini, İstanbul'a taşındıktan sonra da babaannesi ve halasına anlattığını, inanmamakta ısrar ettiklerini, 4. sınıfta teyzesi ...'ya da anlattığını ancak inanmadığını, sinirli ve hasta olduğundan babasına ayrıca katliam çıkmasından korktuğu için de annesine olanları anlatamadığını, bir kez evde çıkan bir kavgada ... halasının kendi vücuduna bıçak sokar gibi yaptığını, bu olaydan dolayı korktuğunu, 6. sınıfta iken tekrar teyzesi ...'ya amcasının yaptığı olayları anlattığını, teyzesinin bir hafta kadar önce olayı anlatması üzerine annesinin durumdan haberdar olduğunu, ayrıca Kocaeli'nde kaldıkları sırada ... halasının oğlu ve şu anda on yaşlarında olan ... isimli kuzeni ile birlikte sanığın odasında uyuduklarını, sanığın ve ...'un üst ranzada uyuduklarını, gece ...'un bağırması üzerine uyandığını, baktığında sanığın ...'un üstünde olduğunu, altlarının inik olduğunu, sanığın cinsel organını ...'un poposuna temas eder biçimde gördüğünü, ...'un elinden tutup ranzadan indirdiğini ve diğer odaya götürdüğünü, orada beraber uyuduklarını, ...'un ertesi gün kendisine her şeyi anlattığını ve canının yandığını söylediğini, Kovuşturma aşamalarında ise ayrıca; sanığın kendisine İzmit'te bir iki kez tecavüz ettiğini, İstanbul'da bir çok kez tecavüz ettiğini, yirmi defa olduğunu düşündüğünü, daha fazla da olabileceğini, başkalarına söylememesi için tehdit ettiğini, "Ben hapise girersem evinizi de yakarım, sizi de öldürürüm." gibi şeyler söylediğinden kimseye olayları anlatamadığını, önce halasına sonra babaannesine anlattığını, en sonunda okulun son haftasında annesine anlattığını ve durumun açığa çıktığını, babasının İstanbul'da kendisine darp uyguladığını, daha önceden hatalarının olmuş olabileceğini, ancak baba ve babaannesinin zorla bir şeyler imzalattırdıklarını ve yazdırdıklarını, olaylar duyulduktan sonra babasının kendisini annesinin yanından zorla almaya çalıştığını, annesinin halası ile birlikte Kocaeli'nde yaşadığını, babası almaya gelince annesinin tek başına bir şey diyemediğini, babası ile gitmek zorunda kaldığını, babasının kendisini ölümle tehdit ettiğini, "Seni öldürürüz bunu yazmazsan.'' dediklerini, bu sırada babaannesi, halası ve babasının aynı odada olduklarını, bahse konu yazıları tehdit ederek zorla yazdırdıklarını, ..., ... ve babasından şikâyetçi olduğunu, "Beni annem hiç sevmiyor, amcamın hiçbir suçu yok, annem bana baskı uyguluyor." gibi şeyler yazdığını, annesinin sanık hakkında şikâyette bulunmasıyla ilgili bir baskı yapmadığını, bulundukları evin dört odası olduğunu ve evde iki halası, üç amcası, babaannesi, dedesi ile kendisinin yaşadığını, sanığın hareketinin istismar olduğunu önceden bilmediğini, evde kimse yokken veya evdekiler uyurken sürekli istismar ettiğini, evdekilerin kendisini duymadığını, cinsel istismar olayının gerçekleştiği İstanbul'da ki evde zorla mektubu yazdırdıklarını, bozma ilamını kabul etmediğini, sanığın küçük yaşta hayatını kararttığını, Katılan ... soruşturmada verdiği ifadesinde; 2018 yılı Mayıs ayı içerisinde katılan mağduru ikametine getirdiğini, beraber yaşamaya başladıklarını, hal ve hareketlerindeki değişiklikler ile okuldaki uyumsuzluklarının nedenini üç gün önce sorduğunda katılan mağdurun şu an askerden izne gelen sanığın farklı tarihlerde hediyeler verdikten sonra ağzını kapatıp, çamaşırlarını çıkarıp, organ sokmak suretiyle istismarda bulunduğunu, durumu babasına anlatamadığını söylediğini, Kovuşturma aşamalarında ise ayrıca; katılan mağdurun ''Amcam bana taciz ediyor.'' dediğini, sorduğunda, ''Pantolonunu indirip cinsel organını sokuyor'' deyince şok olduğunu, ilgili Bakanlığı aradığını, babaannesine haber verdiğini, babasıyla konuştuğunu, bunun üzerine İstanbul'a taşındıklarını, sanıkla aynı evde olduğunu öğrenince de karakola gidip şikâyette bulunduğunu, sanık ile alıp veremediği bir şeyin olmadığını, kendisini kardeşi gibi gördüğünü, sanığın annesi, babası ve kardeşi hakkında herhangi bir hususi şikâyette bulunmadığını, katılan mağdurun yanına geldikten sonra başka kişiler tarafından tekrar tecavüze uğradığından yurtta kaldığını, dışarıdaki insanların çocuğunun hâlini görüp kullanmaya çalıştıklarını, daha önce evde ensest ilişki olduğunu gördüğünü ve boşanma davasında bunu belirttiğini, sığınma evinde olduğu için çocuğun devlet korumasına alınmasını istediğini ancak babaannesinin vermediğini, boşanma davasında verdiği dilekçesinde her şeyi anlattığını, Müşteki sıfatıyla soruşturmada verdiği ifadesinde ..., şayet oğlu istismar edildiyse kardeşinden davacı ... şikâyetçi olduğunu; mahkemede ise ne diyeceğini bilmediğini, şikâyetçi olup olmadığı hususunda takdiri mahkemeye bıraktığını; bozma üzerine de şikâyetçi olmadığını, Tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde; psikolojik olarak rahatsız olduğundan evde çok durmadığını, sokakta kaldığını, evde olduğu sıralarda katılan mağdurun sanığın istismar ettiğine dair kendisine bir şey söylemediğini, iki buçuk yıl önce başkasıyla evlendikten sonra katılan ...'in bu şekilde şeyler söylemeye başladığını, katılan mağdurun amcası olan sanığı kendisinden çok sevdiğini ayrıca herhangi bir konuda evde bağırıp yardım da istemediğini, katılan mağdurun kız kardeşi ile aynı odada kaldığını, olaylar olduğunda da katılan mağdurun el yazısını yazdığında da evde bulunmadığını, yazıyı kendisine annesinin gösterdiğini, katılan mağdurun yazdığını ve mahkemeye vermesini söylediğini, iddialar ortaya çıktığında sanığın askerde olduğunu, katılan mağduru annesi ve babasının büyüttüğünü, Kocaeli'nde de birlikte yaşadıklarını, İstanbul'a da birlikte geldiklerini, olayın yaşandığı süreçte evde altı - yedi kişinin yaşadığını, sanık ile katılan mağdurun aynı anda evde kalıp kalmadıklarını bilmediğini çünkü dışarıda yaşadığını, katılan ... ile sürekli evden gitmesi nedeniyle bu iddialardan önce boşandıklarını, katılan mağdura yazdıklarının doğru olup olmadığını sorduğunda annesinin kendisine kızdığını söylediğini, Soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde Tanık ...; katılan mağdurun kuzeni, sanığın da kendisinin dayısı olduğunu, ikisini de yan yana ve başka bir durumda görmediğini, olaylara şahit olmadığını, sadece tarihini hatırlamadığı bir zamanda adresini hatırlamadığı ancak anneannesinin evinde bulunduğu sırada katılan mağdurun kendisine "... var ya ... dayım bana tecavüz ediyor, yaparken çok acıtıyor." dediğini, bu konuşmadan sonra bir şey sormadığını, korktuğu için hiç kimseye bu olaydan bahsetmediğini, bu konu hakkında başkaca konuşmalarının olmadığını, Mahkemede ise ayrıca; katılan mağdur ile konuşurken güvendiği için başına gelenleri anlattığını, katılan mağdurun aynı şeyleri yaşadığını kendisine söylediğini, şu anda tek hatırladığı şeyin konuşurken "Evet biraz acıtıyordu." demesi olduğunu, sonrasında bu konuyu açmadıklarını ve aralarında sır olmasını istediklerini, katılan mağdurun teyzesine, anneannesine anlattığı şeklinde bir beyanda bulunmadığını, sanığın da engelli olmadığını, engelli bir insanın zaten bunları yapamayacağını, annesin gelirken "Boş ver gitsin bırak uğraşma bunlarla." dediğini ancak olanları anlattığını, Tanık ... soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde; Kocaeli'nde ikamet ettiklerinde aralarında herhangi bir sıkıntının yaşanmadığını, sanığın zaten eve çok az geldiğini ve verem hastalığı olduğunda da hastanede kaldığını, anne ve babası bakımını sağlamadıklarından kendisi ve kızı ...'in katılan mağdurun bakım ve ihtiyaçlarını karşıladıklarını ve büyüttüklerini, katılan mağdurun kendisine bir şey anlatmadığını, aksi hâlde gerekeni yapacağını, evde kavga çıkması ve ... kendini bıçaklar gibi yapmadığını, akşamları katılan mağdurun sanıkla evde baş başa kalmasının imkansız olduğunu, katılan mağdurun Kocaeli'nde iken kızı ... ile aynı odada yatıp uyuduğunu, hatta psikolojik sorunları için ... ile birlikte psikoloğa götürdüklerini, böyle bir ifade vermesinde oğlundan boşanırken de haklarında yalan iftiralarda bulunan katılan ...'in etkili olduğunu, herhangi bir şekilde Kocaeli ilinde veya İstanbul'da böyle bir olayı duymadığını ve görmediğini, Kovuşturmada ise ayrıca, katılan mağdur İstanbul'a geldiğinde sanığın evlerinde çok kalmadığını ve askere gittiğini, katılan ...'in telefonda katılan mağdurun hırsızlık yaptığını söylediğini, el yazısı ile yazıları yazması için baskı yapılmadığını, katılan mağdurun rızasıyla ''Annem beni çok dövüyor.'' diyerek yazıları yazdığını, sürekli annesinden korktuğunu söylediğini, avukat yazıyı mahkemeye sunun dediği için oğlu ...'a verdiğini, kızı ...'in çocuğunun kalp ameliyatı geçirdiğini, ... ve ...'in ise hiç çalışmadıklarını, sanığın Kocaeli'nde staj yaptığını, eve bir iki gün gelip gittiğini, zaten bu sıralarda katılan mağdurun da annesiyle birlikte olduğunu, Tanık ... kovuşturma aşamasında; katılan mağdurun anne ve babasının anlaşamadıklarını, katılan ...'in katılan mağduru yedi aylıkken bırakıp gittiğini ve katılan mağdura kendilerinin baktığını, katılan ...'in beş yıl sonra da gelip katılan mağduru görmeye başladığını, geçmişte katılan ...'in kendisine, eşi ve kızlarına da iftira attığını, sanığın katılan mağdura bir şey yaptığını görmediğini zaten aynı odada kalmadıklarını, İstanbul’a geldikten sonra sanığın iki yıl eve gelmediğini ve Kocaeli'nde bulunduğunu ve Yalova'da okuduğunu, evin kalabalık olduğunu ve sanık ile katılan mağdurun yalnız kalmadıklarını, katılan mağdurun annesi tarafından yönlendirildiğini düşündüğünü, el yazılı belgeleri katılan mağdurun kendisinin yazdığını, neden yazdığını sorduğunda annesinin kendisini Yalova'da tacizcilerin arasında yüzdürdüğünü söylediğini, ayrıca erkek kişilerin ormana götürüp "Seni bu çukura gömeceğiz." şeklinde şeyler söylediğini ancak yazdığı an yanında bulunmadığını, katılan mağdurun halası ...’in odasında ayrı yataklarda yattığını, katılan mağdurun cinsel istismara maruz kaldığına ilişkin ses duymadığını, öyle bir olayın olmadığını, zaten evde herhangi bir şey olduğunda katılan mağdurun kendisine anlattığını, kendisine cinsel istismarda bulunulduğuna dair bir şey söylemediğini, Soruşturma aşamasında bilgisine başvurulan ... (...); konuyu katılan ...'den öğrendiğini, sanık ile katılan mağdurun aynı evde iken uygunsuz bir durumda görmediğini; kovuşturma aşamasında ise, tanık ...'un annesi olduğunu, bu işin içerisinde oğlu ile katılan mağdurun bulunduğu, böyle bir şey olduğuna inanmadığını, ilk başlarda oğlu hakkında da iddiada bulunduklarını, katılan mağdur yedi aylıkken katılan ...'in annesine bırakıp gittiğini ve on bir yaşından sonra gelip görmeye başladığını, evlerinde odaların iç içe olduğunu, misafir olarak o sıralarda annesinin evinde kaldığını, yoldan geçen araba sesini bile evde duyduklarını, kardeşine iftira atıldığını, katılan mağdurun annesine gittikten sonra bu tarz iddialarda bulunmaya başladığını, kendisine herhangi bir şekilde böyle bir şey olduğunu da söylemediğini, bir dönem sanığın Silivri'de kendisinin yanında daha sonra da staj için Kocaeli'nde oturduğunu, cinsel saldırı olayına şahit olmadığını, Soruşturma aşamasında bilgisine başvurulan ..., tanık ...'un babası olduğunu, oğlunun kendisine bu konularda hiç bir bilgi vermediğini, emniyet kanalı ile öğrendiğini, sonrasında hem oğluna hem katılan mağdura etkilenecekleri ihtimali ile bir şey sormadığını, Soruşturma aşamasında bilgisine başvurulan ..., 2013 yılında evlenmeden önce katılan mağdurla Kocaeli'nde bulunan evde birlikte kaldıklarını, olaylarla ilgili herhangi bir şey görmediğini, duymadığını, kendisine de anlatmadığını, katılan mağdurun dokuz yaşına kadar bakımını sağladığını ve büyüttüğünü, başına böyle bir şey gelse ve anlatsa gereğini yapacağını, katılan mağdur okula başladıktan sonra annesinin arayıp sormaya başladığını, okul döneminde hiperaktifliği nedeni ile katılan mağduru psikologa götürdüğünü, hiperaktif ve dikkat eksikliği olduğunun söylediğini, ifade vermesinde annesinin etkili olduğunu düşündüğünü, kavga ve kendisine bıçak sokar gibi yaptığı iddiasının da asılsız olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık soruşturma aşamalarında verdiği ifadelerinde; katılan mağdur ile aynı evde kaldıklarının doğru olduğunu ancak hiçbir zaman aynı evde yalnız kalmadıklarını, cinsel amaçlı yakınlaşmasının olmadığını, abisi ile ayrıldıktan sonra katılan ...'in sürekli olarak aileleri hakkında iftiralar attığını, bu iddianın da katılan ...'in yönlendirmesi ile atılan iftiralardan biri olduğunu, tanık ...'la ilişkisi daha iyi olduğundan katılan mağdurun kıskanmış olabileceğini, asıl mağdurun kendisi olduğunu, abisinin yakın zamanda tekrar nişanlandığını, katılan mağdurun bu durumu çekemediğinden iddiayı dile getirmiş olabileceğini, iki yıldır katılan mağduru görmediğini, katılan ...'in daha önce de iftira attığını, bununla ilgili dava açıldığını, annesinin beraat ettiğini, yeğeninin annesinin yanında kaldığı günden beri değiştiğini, evde yedi kişi kaldıklarını, evin dört odasının bulunduğunu, Kovuşturma aşamalarında ise ayrıca, abisi ile katılan ...'in engelli raporu olduğu için kendisi üzerine oynadıklarını, suçsuz olduğunu, olay ortaya çıkmadan önce sosyal medya hesabından katılan mağdur ile konuştuklarında annesinin bir saunada çalıştığını, oradaki bir adamın boğazına yapıştığını söylediğini, tahliye olduğunda eve gittiğini, katılan mağdur ... ablasının evde olduklarını, katılan mağdura bir şey yapacak olsa yine yapabileceğini, tanık ...'un evinde bir yıl kaldığını, o zaman bir şey yapmış olsa anne ve babasına söyleyeceğini, uzun süren yargılama sürecinde aldığı ceza nedeni ile utancından dilekçe bile yazmadığını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarih ve 52-108, 05.11.2025 tarih ve 288-463 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s.1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-2 94... .04.2025 tarihli ve 308-180 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde: Amcası olan sanığın cinsel istismarına maruz kaldığı ve fakat toplanan deliller nazarında suçun organ sokmak sureti ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda ihtilafın vuku bulunan olayda; Her ne kadar katılan mağdur ...'ın beyanları sanığın eyleminin nitelikli hâli üzerine yoğunlaşmış olsa da; Adli Tıp Uzmanınca düzenlenen 05.12.2018 tarihli muayene tutanağında katılan mağdurda saptanan hafif hipereminin tek başına organ sokmanın tıbbi delili sayılamayacağı ve livatanın tıbben tespitine imkân bulunmadığı belirtilmiştir. Katılan mağdurun 5. sınıfı İstanbul’da 2017-2018 eğitim öğretim yılında okuduğu, sonrasında yaz tatilinde annesinin yanına gidip artık dönmediği, sanığın en son eylemini 5. sınıfın ikinci döneminde gerçekleştirdiğini ve uzun süre maruz kaldığını beyan ettiği olaylara dair intikalin 05.12.2018 tarihinde gerçekleştiği, intikal tarihi öncesinde katılan mağdurun annesi ile sanığın ailesi ve de eski eşi olan müşteki/tanık ... arasında husumetin hasıl olduğu, ayrıca olayın intikali sonrasında katılan mağdur ile tanık ...'un beyanlarına istinaden de başkaca davaların açıldığı gerek dinlenen tanık beyanları gerekse ayrıntılarına yer verilen dava dosyaları içeriklerinden açıkça anlaşılmaktadır. Tanık ...'a yönelik cinsel istismarda bulunması nedeni ile verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık tarafından organ sokmak sureti ile istismara maruz kaldığını detaylıca beyan eden ve kendini ifade etmede sorun yaşamayan, süreçte feminen konuşma ve davranışlar gösterdiği fakat flörtöz davranış sergilemediği, babaannesi, halası ve babasına karşı tepki içinde bulunduğu belirtilen mağdurun, ilişkilerin kalabalık, dağınık ve kırılgan bir yapı arz eden ailenin diğer fertlerine yönelik başka olaylara uzanan anlatımlarını süreç içerisinde genişletmesi, bizzat cinsel istismara maruz kaldığını gördüğünü beyan etmesine rağmen fiilin icrasına bizzat muttali olmayıp yalnızca katılan mağdurun ifadesinin naklinden ibaret bulunan tanık ...'un beyanı, son olay ile intikal arasında geçen müddet, bilhassa 05.12.2018 tarihli muayene tutanağı ile sanığın aşamalardaki savunmaları ve dosya kapsamında toplanan deliller bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; suçun basit şekline delâlet eden delillerin daha ağır cezayı gerektiren organ sokma unsurunu aynı katiyetle ispata kâfi bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın katılan mağdura yönelik eylemini organ sokmak sureti ile gerçekleştirdiğinin sabit olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla isabetsiz bulunan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; Sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun oluştuğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1- Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2025 tarihli ve 503-64 sayılı direnme kararına konu hükmün gerekçelerinin İSABETSİZ OLDUĞUNA, söz konusu hükmün, sanığın katılan mağdura yönelik eylemlerinin şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu değil, basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden oy çokluğuyla BOZULMASINA, 2- Ceza Genel Kurulunca ulaşılan sonuç ve mevcut tutuklama nedenlerinde herhangi bir değişiklik bulunmadığı gözetilerek CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca sanığın tutukluluk hâlinin oy birliğiyle DEVAMINA, 3- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.