Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/169 E. 2026/98 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/169
- Karar No
- 2026/98
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza SAYISI : 1185-1137
I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.02.2022 tarihli ve 228-56 sayılı resen istinafa tabi hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 04.04.2022 tarih ve 1185-1137 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.09.2023 tarih, 8678-5638 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; ''...Sanığın soruşturma sırasındaki '...'e 'Sen ne yapıyorsun utanmıyor musun evli kadını götürmeye, kızımın peşini bırak' şeklinde konuşmaya başladım, o da bana diklendi, bana küfür etmeye başladı, senin 'Diğer kızlarını da kaçıracağım satacağım, sen ne karışıyorsun' dediğini ifade etmesi, yargılama sırasındaki 'Kuaförün önünde kaldırımda oturan maktul ...'i gördüm. Konuşmaya başladık. Kendisine kızımın evli olduğunu, evli birisi ile birliktelik yaşamasının yanlış olduğunu söyledim. Maktul ise bana 'Senin a...a koyacağım, kızın ... gibi diğer kızlarında sinkaf edeceğim' dedi. Ağza alınmayacak küfürler etti. Bu sırada ben zaten evden sinirli olarak çıktığımdan daha da sinirlendim ve aramızdaki konuşma boğuşmaya dönüştü. Bu sırada maktul bana küfürler etmeye devam ediyordu.' şeklindeki savunmasına karşılık olayın görgü şahitleri oldukları anlaşılan tanıklardan ...'in dışarda bağrışma sesleri duyması üzerine dışarı çıktığında 55 yaşlarındaki bir şahsın 30 yaşlarındaki bir şahsa bıçakla vurduğunu, tekme ve yumruklar attığını, genç olan çocuğun yaralanarak yere düştüğünü, üzerinden kan aktığını, yaşlı şahsın motosiklete bindiğini, bu adam evli kadını kaçırdı diyerek kaçtığını ifade etmesi, tanık ...'in iş yerinin önünde kaldırımdaki oturaklarda otururken bağrışmalar duyduğunu maktulün kanlar içerisinde yerde olduğunu, bir şahsın maktulü yerde sürüklediğini, tekme ve yumruklar attığını, daha sonra kaçtığını ifade etmesi, yani bu iki tanığın sanık ile maktul arasında bağrışmalara neden olan konuşmaların başlangıcına ve seyrine şahit olmadıkları, olayın sanığın maktulü bıçaklaması bölümüne şahit oldukları, dolayısıyla sanığın maktulle aralarında geçen konuşmalara ilişkin savunmasının tanık beyanlarıyla aksinin kanıtlanamadığı, gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve gerekse Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay diğer ceza dairelerinin müstakar içtihatlarına göre haksız tahrik nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde ve dosyaya uygun olmayan gerekçeyle karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği görüşündeyim.'' düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.11.2023 tarih ve 102709 sayı ile; "...Sanığın ilk haksız hareketin olaydan önce çıkan tartışma sırasında kendisine sinkaflı ve küfürlü sözlerle hakaret eden maktulden kaynaklandığı ve eylemini maktulün kendisine yönelik sinkaflı ve küfürlü sözleri üzerine gerçekleştirdiğine ilişkin savunmasının aksine dosya kapsamında herhangi bir delil mevcut olmadığı gibi görgü tanıklarının, yalnızca sanığın maktulü bıçakladığı anı gördükleri, öncesinde dışarıda bağrışma sesleri duyduklarını ifade ettikleri, başkaca bilgilerinin bulunmadığı, dolayısıyla sanığın savunmasının aksine tanık beyanı da bulunmadığı, tanıkların bağrışma sesleri duydukları şeklindeki beyanlarının ise sanık ile maktul arasında olaydan önce bir tartışma yaşandığına delalet etmesi bakımından sanığın savunmasını destekler mahiyette olduğu dolayısıyla sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Buna göre, sanığın ilk haksız hareketin maktulden kaynaklandığına ilişkin aksi kanıtlanamayan savunmasına itibar edilerek, eylemini maktulün hakaret mahiyetindeki sözlerinin yarattığı öfke ve elemin etkisi altında gerçekleştirdiğinin kabulü ile lehine 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi uyarınca, haksız tahrik oluşturan eylemin ulaştığı boyuta göre asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği hâlde, haksız tahrik hükmü uygulanmadan verilen mahkûmiyet hükmünün hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 04.03.2024 tarih ve 8935-1414 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme, sanığın maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 01.10.2021 tarihli otopsi raporuna göre; maktulün vücudunda üç adet kesici-delici, dört adet de kesici olmak üzere toplam yedi adet kesik vasıflı yara tespit edildiği, göğüs solda sol meme başı alt iç kısımda bir açısı dar bir açısı geniş olan 2,7 cm uzunluğundaki kesici delici alet yarasının öldürücü nitelik taşıdığı, maktulün ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kalp harabiyetinden gelişen perikard içi kanama sonucu meydana geldiği, Sanığa ait adli rapora göre; sağ el üçüncü parmak iç yüzde ve beşinci parmak tırnak yatağında dermabrazyon, sol el avuç içi el bileğine yakın yerde lineer çizik, batın sağda üç adet ve sol üst tarafta birer, batın sol alt tarafta ise üç adet 4 cm uzunluğunda dermabrazyon görüldüğü, mevcut yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan ...; oğlu olan maktulün planlanarak öldürüldüğünü, önceki bir tarihte sanığın kendisini arayıp, oğlunun nerede olduğunu sorarak ''Onu kurşun manyağı yapacağım!'' dediğini, Katılan ...; tanık ... evden her kaçtığında sanığın kendilerini arayıp tehdit ettiğini, Tanık ...; bağrışmalar duyması üzerine dışarı çıktığını, maktulü yerde gördüğünü, başında da elinde bıçak ile sanığın durduğunu, sanığın yerde bulunan maktulü sürüklemeye başladığını ve on dakika kadar tekme ve yumruklarla dövdüğünü, bu sırada maktulün ''Kalbime bıçağı sapladın, ölüyorum!'' diye bağırdığını, bıçaklama anını görmediğini, Tanık ...; gürültü üzerine dışarı çıktıklarını, maktulün yerde yattığını, sanığın da yerde yatan maktulü sürükleyip ona tekme attığını gördüğünü, sanığın elinde herhangi bir cisim görmediğini, olay sonrasında sanığın yerde yatan şahsı göstererek ''Bu adam evli bir kadın ile konuşuyor.'' şeklinde sözler söyleyerek olay yerinden ayrıldığını, Tanık ...; olay günü evine gelen maktulün konuşmak istediğini ve bir daha karşısına çıkmayacağını söylediğini, bu sebeple tartıştıklarını, tartışma sırasında eşi ve kızlarının eve geldiklerini, maktul evde olduğundan kapıyı biraz geç açtığını, maktulün telefonla konuşmak için içerideki odaya gittiğini, eşi ve kızlarını içeri aldığını, tedirgin tavırlanırdan şüphelenen kızının odaları gezdiğini, bu sırada eşi ile balkonda oturduklarını, bir süre sonra çığlık atan kızının yanlarına gelerek maktulün evde olduğunu söylediğini, kızının araması ile babası olan sanık ile annesi ve kız kardeşi ...'ın eve geldiklerini, olay nedeniyle tartıştıklarını, sanığın daha önceden maktul ile olan ilişkisini bilmediğini, tartışmadan sonra sanığın kendi evine gitmek için evden ayrıldığını, olay öncesinde ...'a maktulden ayrılmak istediğini ancak peşini bırakmadığını söylediğini, Tanık ...; olay günü yeğeni Melike'nin kendisini arayarak maktulün eve geldiğini, kapıları kırdığını söylemesi üzerine ...'nın evine gittiğini, daha sonra eve annesi ve sanık olan babasının da geldiklerini, aralarında tartışma çıktığını, babasının biraz sinirli olduğunu, bağrışmalar üzerine polisin geldiğini, annesi fenalaşınca kendisine ait motorla annesini alıp ayrıldığını, babasının da kendi motoruna binerek eve gitmek üzere yola çıktığını, olay öncesinde konuştuğu maktulün kendisine küfür ettiğini ve ablasını bırakmayacağını söylediğini, Tanık ...; Haziran ayında eşinin evi terk ettiğini, geri geldiğinde ise ayrılmak istediğini söylediğini ve kendisine ayrı bir ev tuttuğunu, doğum günü olduğu için pasta alıp olay tarihinde ...'nın evine gittiklerini, kapının üç dört dakika sonra açıldığını, eşinin tedirgin olduğunu, konuşmak için balkonda oturduğu sırada içeriden ''Baba!'' diye bir ses geldiğini, kızının, maktulün içeride olduğunu ve kaçtığını söylediğini, maktulün arkasından giderek "O....ç.... kızımı ve eşimi rahat bırak!" diye bağırdığını, sonra bu konu hakkında eşiyle konuşmaya başladıklarını, kızının dedesi olan sanığı aradığını, sanığın eve gelmesiyle tartışma yaşandığını, hatta polisin geldiğini, sanığın biraz sinirli olduğunu, kayın validesi rahatsızlanınca baldızı ... ile birlikte evden çıktıklarını, sanığın da evden ayrıldığını, maktulün yanında garson olarak çalıştığını, maktul ile eşi arasındaki ilişkiyi olay günü öğrendiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; kızı ...'nın yaklaşık on yedi yıldır evli olduğunu, damadına ait olan restoranda garsonluk yaptığını, olaydan yaklaşık kırk beş gün önce maktulün, kızı ...'yı tehdit ederek kaçırdığını, karakola kayıp müracaatında bulunduklarını, olaydan yirmi gün kadar önce de ...'nın kızına Whatsapp üzerinden ''Beni ...'in elinden kurtarın, beni bırakmıyor!" yazdığını, kızlarının maktul ile telefonda görüşerek ...'yı getirmesini istediklerini ancak maktulün kızlarına; ''Sizleri tek tek sinkaf edeceğim, kötü yola düşüreceğim, uyuşturucuya alıştıracağım.!" dediğini, on beş gün önce ise ...'nın büyük kızı Melike'nin annesine hitaben; "Anne gel, ben yoksa kendimi aşağıya atacağım!" şeklinde bir video çekmesi üzerine maktulün ...'nın gitmesine izin verdiğini, kocası, kızı ve kardeşlerinin Alanya'ya giderek ...'yı alıp Antalya'ya getirdiklerini, ayrı bir ev tutarak çocukları ile birlikte buraya yerleştirdiklerini, olay günü ... evde yalnızken maktulün tehditle kapıyı açtırıp içeri girdiğini, ...'nın maktulü yatak odasına kilitlediğini, akşam saatlerinde kocası ve çocukları eve gelince yatak odasındaki bez gardrobun içerisine saklandığını, torununun yatak odasındaki gardroba bakması üzerine maktulü gördüğünü, maktulün kaçtığını, bunun üzerine ailecek ...'nın evinde toplandıklarını, ... ile ...'in; ''Biz çocuklarımızla birlikte oturup konuşacağız.'' diyerek kendilerini evden gönderdiklerini, motosikletine binerek civarda olduğunu tahmin ettiği maktulle konuşmak amacıyla onu aramaya başladığını, eve giderken yol kenarındaki kaldırımın üzerinde maktulü gördüğünü, motorunu sağa çekince maktulün ayağa kalktığını, maktule; "Sen ne yapıyorsun, utanmıyor musun evli kadını götürmeye? Kızımın peşini bırak!" dediğini, onun da küfrederek "Diğer kızlarını da kaçıracağım, sinkaf edeceğim, satacağım!", ''Sen ne karışıyorsun sana ne?'' dediğini, bunun üzerine aralarında kavga çıktığını, birbirlerine vurduklarını, maktul yere düşünce onu tekmelemeye başladığını, sonra suratına tekme attığını, yerde kan görünce geri çekildiğini, üzerinde veya elinde bıçak veya kesici bir alet olmadığını, sadece yumruk ve tekme ile vurduğunu, maktulde de bıçak veya kesici alet olmadığını, elindeki yaraların mesleği bahçıvanlık olduğu için meydana gelmiş olabileceğini, sabah saat 07.00 sıralarında sitenin önünde polislerin kendisini yakaladıklarını, sonradan kızlarından öğrendiği kadarıyla maktulün elinde kızı ...'nın çıplak resimleri ve videosunun olduğunu, ...'nın bu yüzden ...'in her istediğini yaptığını duyduğunu, pişman olduğunu, Mahkemede önceki ifadelerinden farklı olarak; olay öncesi maktulün kızıyla duygusal bir ilişki yaşadığını bildiğini, olay günü ...'nın evindeki tartışmadan sonra markete sigara almaya gittiğini, bu sırada kuaförün önündeki kaldırımda oturan maktulü gördüğünü, konuşmaya başladıklarını, aralarındaki konuşmanın boğuşmaya dönüştüğünü, maktulün bir ara elini arkaya götürmesi üzerine paniğe kapıldığını, yanında taşıdığı ve kemerinde takılı bulunan çakıyı çıkartarak beş altı defa salladığını, sonra maktulle birlikte yere düştüklerini, kan görünce korkup olay yerinden uzaklaştığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.11.2025 tarih ve 118-479, 15.10.2025 tarih ve 363-407, 01.10.2025 tarih ve 44-366, 23.10.2024 tarih ve 614-322 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. B. Somut Olaya İlişkin Hukuki Değerlendirme Sanığın kızı olan tanık ...'nın, boşanmayı düşündüğü eşi ile birlikte işlettiği lokantada garson ve paketçi olarak çalışan maktul ile duygusal ilişki yaşadığı, bu sebeple maktulle kaçtığı ve eşinden ayrı bir eve yerleştiği, olay günü maktul ile birlikte söz konusu bu evde bulundukları sırada eşi ve çocuklarının gelmesi üzerine maktulün yatak odasına saklandığı, evde olduğunun anlaşılması üzerine maktulün kaçarak uzaklaştığı, bu konuyu konuşmak için tanık ...'nın evine kardeşleri, annesi ve sanığın geldikleri, evde tartışma çıkması üzerine sinirlenen sanığın motosikletiyle evden ayrılarak kızının evinin civarında olabileceğini düşündüğü maktulü aramaya başladığı, kaldırımda oturduğunu görünce durup maktulün yanına gittiği, belirtilen meseleyi konuşurlarken aralarında arbede çıktığı ve sanığın maktule üzerindeki bıçakla saldırarak maktulü birden fazla bıçakladığı, kalbine denk gelen öldürücü mahiyetteki bıçak darbesi nedeniyle maktulün hayatını kaybettiği olayda; Sanık aşamalarda istikrar gösteren ifadelerinde; kızı olan tanık ... ile ilişkisi bulunan maktulün, bu konuyla ilgili konuştukları sırada kendisine hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediğini, bu nedenle tartıştıklarını öne sürmüştür. Sanığın maktulden kaynaklanan hakaret ve tehdit iddiasına ilişkin görgü tanığı bulunmasa da kavga anına ve sonrasına dair savunmaları tanıklar ... ve ... tarafından teyit edilmiştir. Aynı doğrultudaki sanık hakkında düzenlenen adli raporda yer alan yaralanma bulguları da dikkate alındığında; sanık savunmalarının aksinin kanıtlanamadığı ve oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, açıklanan nedenle de maktulden kendisine yönelen hakaret ve tehdit içerikli sözlerin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında müsnet işlediği kabul edilmesi gereken sanık hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25.09.2023 tarih ve 8678-5638 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 04.04.2022 tarih ve 1185-1137 sayılı sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın, sanık hakkında asgari oranda haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca gereği için Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde yapılan ilk müzakerede uyuşmazlık konusu yönünden yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 18.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.