Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/73 E. 2025/148 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/73
Karar No
2025/148
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 34-124 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.02.2015 tarihli ve 200-49 sayılı hükmün, katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.12.2020 tarih ve 349-5489 sayı ile; "Katılan ...’nın özde değişmeyen istikrarlı iddiaları ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...’un, katılan ...’dan olan alacağını almak amacıyla arkadaşları sanıklar ... ... ve ... ile anlaştığı, olay tarihinden önce sanıklar ... ... ve ...’un katılana 'imzalamazsan arabayı elinden alırım, seni döverim' diyerek boş kağıda imza attırdığı, olay günü ise sanıklar ... ... ve ...’ın katılanı borcunu ödemesi hususunda darp ettikleri, bu nedenle katılanın 14.05.2013 tarihli adli tıp raporuna göre '...kişinin yaşımını tehlikeye sokan bir durum olduğu ve birden fazla kırık olması nedeniyle şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek nitelikte...', Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu’nun 07.11.2014 günlü raporuna göre ise '...organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilmediği...' şeklinde yaralandığının anlaşılması karşısında; sanık ...’un eyleminin hukuki alacağını tahsil etmek amacıyla yağma suçunu, sanık ...’ın ise yağmaya teşebbüs ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaralama suçunu oluşturduğu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 25.03.2021 tarih ve 34-124 sayı ile; "...Davaya dayanak 23.05.2013 tarihli iddianamede ... ... ve ...'un bu olaydan önce ...'ya ...'a olan borcundan dolayı zorla senet imzalattırdıkları iddiası ile ... ...'in TCK'nın 149/1-c, ...'un ise TCK'nın 38. maddesi göndermesi gereği TCK nun 149/1-c maddesi uyarınca cezalandırılmaları istenmiş ise de, zorla imzalatıldığı iddia edilen senet ele geçmediği gibi, buna ilişkin tek kanıt ...'nın hazırlık aşamasındaki anlatımlarıdır. Müdahil mahkememizde ... ile ...'un yanlarında tanımadığı 3-4 kişi daha olduğu halde kendisini kandırıp bir arabaya bindirdiklerini, Sırapınar tarafında gezdirdiklerini, arabadan atlamak isterken kazağının yırtıldığını, ağzının ve burnunun kanadığını, kendisine 2.000-3.000 TL borcu olduğuna ve arabasını ...'a vereceğine dair senet imzalattırdıklarını, polise veya jandarmaya korkusundan başvuramadığını ileri sürmüş ise de, söz konusu olayın nezaman, nerede, ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin bir kanıt veya somut bir iddiada bulunmamaktadır. Ayrıca zorla imzalatıldığı iddia edilen söz konusu senette ele geçmediği gibi, imzalatıldığı iddia edilen senet nedeni ile müdahil aleyhine bir icra takibi yapılmamış veya bu senet dayanak yapılarak davada açılmamış olduğundan sanıkların söz konusu işlemediklerine ilişkin savunmalarının aksini gösteren kanıtın olmayışı nedeni ile beraatlerine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2021 tarihli ve 83274 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.12.2022 tarih ve 2878-18013 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMI Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan kurulan beraat hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamede katılana karşı tehdit ve cebir eylemlerini gerçekleştirdiği belirtilen inceleme dışı sanık ... hakkında beraat kararları verildiği ve bu hükümlerin kesinleştiği, ayrıca Özel Dairece inceleme dışı sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan açılmış kamu davası bulunmadığının kabul edildiği anlaşılan dosyada; sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 2013 yılı Nisan ayı içerisinde bir gün sanık ve inceleme dışı sanık ...'ın Sarıpınar köyündeki ... benzin istasyonunda katılanı görmeleri üzerine sanığın katılandan alacağını talep ettiği, bu sırada inceleme dışı sanık ...'ın; "Parayı vermezsen arabana el koyarım, haczettiririm!" diyerek katılandan boş bir kâğıda imza atmasını istediği, imza atmayacağını söylemesi üzerine de katılanın yüzüne tokat attığı, bu nedenle katılanın inceleme dışı sanık ...'ın hazırladığı boş kâğıdı imzalamak zorunda kaldığı, sanığın da aynı kâğıdı şahit olarak imzaladığı, bu olaydan iki hafta kadar sonra da 29.04.2013 tarihinde inceleme dışı sanıkların Sarıpınar köyünde bulunan ... benzin istasyonunda alkol aldıkları sırada buraya gelen katılan ile karşılaştıkları, inceleme dışı sanık ...'ın katılan ile daha önce yaşanmış olan alacak verecek meselesi ile ilgili olarak konuşmak istediği, bu sırada inceleme dışı sanık ...'ın yanlarına gelerek katılana yumruk attığı, yumruğun etkisiyle katılanın yere düştüğü, inceleme dışı sanıkların da katılanı tekmeledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, 17.05.2013 tarihli arama tutanağında; inceleme dışı sanık ...'ın ikametinde yapılan aramada, katılanın adını ya da imzasını taşıyan herhangi bir belgeye rastlanmadığının belirtildiği, Katılanın 23.12.2013 tarihli oturumda inceleme dışı sanık ... hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiği, Yerel Mahkemece inceleme dışı sanık ... hakkında yağma ve kasten yaralama suçlarından beraat kararları verildiği, bu kararların katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince katılanın temyiz hak ve yetkisi olmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verildiği ve bu şekilde beraat kararlarının kesinleştiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.12.2022 tarih ve 2878-18013 sayılı karara; "Sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan açılmış bir dava ve verilmiş bir hüküm bulunmadığı, davaya konu direnme kararının da sanığın kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu ve bu nedenle sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçuna ilişkin bir direnme kararı da bulunmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı içinde sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan suç duyurusunda bulunarak işlem yapılması mümkün görülmüştür." hususlarının şerh düşüldüğü; Anlaşılmaktadır. Katılan kollukta; 29.04.2013 tarihinde yakıtı bittiği için tanık ... ile birlikte aracını çekme halatıyla Sırapınar köyünde bulunan ... Benzin İstasyonuna getirdiklerini, benzin aldıkları esnada köyden komşusu olan inceleme dışı sanık ...'ın yanına geldiğini, alkollü olan inceleme dışı sanık ...'ın anlam veremediği birkaç kelime sarf ettiğini, bu sırada köy halkından olan inceleme dışı sanık ...'ın yanlarına gelerek önce inceleme dışı sanık ...'a, sonra da tanık ... ve kendisine vurduğunu, aldığı darbenin etkisiyle yere düşüp kendisini kaybettiğini, sanığa 2.300 TL ve 100 Dolar borcunun olduğunu, bu borca ilişkin herhangi bir senet düzenlenmediğini, parası olduğunda ödemek kaydıyla sözlü olarak anlaştıklarını ve ödeme tarihini belirlemediklerini, olay tarihinden bir ay öncesinde inceleme dışı sanık ...'ın Sırapınar ... Benzin İstasyonunda bulunduğu sırada yanına gelerek boş kâğıda imza atmasını istediğini ve "İmzalamazsan arabayı elinden alırım, seni döverim!" diyerek kendisini tehdit ettiğini, kâğıda ödeme yapılmazsa aracının kendi üzerine geçeceğini yazdığını, bu sırada sanığın da orada olduğunu, normalde sağ eliyle imza attığını ancak kendisini tehdit edip zorla imza atmasını istedikleri için kâğıdı sol eliyle imzaladığını, aynı kâğıda sanığın da şahit olarak imza attığını, bu kâğıdın inceleme dışı sanık ...'da kaldığını, inceleme dışı sanık ...'ın aralıklarla yanına geldiğini ancak hiç para istemediğini, inceleme dışı sanıklarla hiçbir zaman ve hiçbir yerde para konusunu konuşmadıklarını, 29.04.2013 tarihinde başına sert darbe aldığı için yukarıda belirttikleri haricinde bir şey hatırlamadığını, 29.04.2013 tarihinden önce inceleme dışı sanıkların kendisine vurmadıklarını, olay günü de inceleme dışı sanık ...'ın kendisine vurduğunu, Mahkemede; 2013 yılı Şubat ayında paraya sıkıştığı için sanıktan borç para aldığını, daha sonra inceleme dışı sanıkların borcunu ödemesi için kendisini tehdit etmeye başladıklarını, hatta olaydan 15-20 gün önce ... tarafında bulunan bir lokantada alkol aldığı sırada sanık ve inceleme dışı sanık ...'ın tanımadığı 3-4 kişi ile birlikte yanına gelerek bir yere gideceklerini söyleyip kandırarak kendisini arabaya bindirdiklerini, Sırapınar tarafında arabayla gezdiklerini, bu sırada da borcu ödemesi konusunda adı geçenlerin kendisini tehdit ettiklerini, arabadan atlamak istesede sanık ve yanındakiler tarafından tutulduğunu, kazağının yırtıldığını, ağzının ve burnunun kanadığını, korkusundan bu olay nedeniyle kolluğa başvuruda bulunmadığını, ayrıca 2.000-3.000 TL borcunun olduğuna ve arabasını sanığa vereceğine dair zorla senet imzaladığını, bu sırada inceleme dışı ...'ın olay yerinde olmadığını, inceleme dışı sanıkların olay günü bir anda kendisine saldırıp vurduklarını, sonrasını hatırlamadığını, İfade etmiştir. Sanık; kasaplık yaptığını ve katılan ile bir kasapta birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını, 2013 yılının Şubat ayında katılana 3.000 TL ve 700 Dolar borç verdiğini, katılanın 22.02.2013 tarihinde borcunu ödemesi gerektiği hâlde ödemediğini ve kendisini oyaladığını, uzaktan akrabası olan inceleme dışı sanık ...'a bundan bahsettiğini, kendisinin de inceleme dışı sanık ...'a borcunun olduğunu, inceleme dışı sanık ...'ın alacağını istemesi üzerine ona katılandan alacağının olduğunu söylediğini, sonraki gelişmelerden haberinin olmadığını ve zorla senet imzalatılması olayını bilmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38 ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Katılanın soruşturma ve yargılama evrelerinde müsnet yağma eyleminin gerçekleştiği yer, eylemin gerçekleşme biçimi ve sanığın bu konudaki rolüne ilişkin önemli hususlarda çelişkili ifadelerde bulunması, inceleme dışı ...'ın ikametinde yapılan aramada iddia olunan senedin ele geçmemesi, sanık ile inceleme dışı sanık ...'ın suçlamayı kabul etmemeleri, inceleme dışı sanık ... hakkında kasten yaralama ve yağma suçlarından verilen beraat kararlarının kesinleşmesi, 29.04.2013 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylem bakımından sanığın olay yerinde bulunmadığının anlaşılması, Özel Dairece inceleme dışı sanık ... hakkında yağma suçundan açılmış kamu davası bulunmadığının kabul edilmesi, gerek Yerel Mahkemenin gerekçesinden gerekse iddianamedeki sevk maddesi ve anlatımdan söz konusu eylemin nitelikli yağma değil kasten yaralama suçu olarak kabul edildiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet nitelikli yağma suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve hükmün onanmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 34-124 sayılı hükmündeki, sanığa isnat edilen teşebbüs aşamasında kalan yağma suçunun sabit olmadığına ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA ve hükmün ONANMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/73, K. 2025/148, T. 09.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-73-e-2025-148-k-864045717a20