Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/472 E. 2026/233 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/472
- Karar No
- 2026/233
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 59-61
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.02.2020 tarihli ve 258-32 sayılı hükme yönelik sanık müdafileri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 29.05.2020 tarih ve 955-529 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 08.02.2022 tarih ve 15320-994 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delille desteklenmeyen ifadeleri, tanık beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi ise 11.05.2022 tarih ve 59-61 sayı ile; "Her ne kadar Yargıtay tarafından bozma yönünde karar verilmiş ise de soruşturma aşamasında olayın ilk haliyle alınan tanık beyanları, sanığın da tevil yollu ikrar içeren beyanlarda bulunmuş olması, mağdurenin aşamalarda beyanlarının birbiriyle uyumlu ve tutarlı olması, olayın kolluk birimlerine yansıma şekli, okul tarafından tutunak dahil olmak üzere mağdure beyanlarındaki anlatımların aynı doğrultuda olması, cinsel istismar suçlarının özü gereği doğrudan görgüye dayalı tanık bulunmasının beklenemeyeceği, dosya içeriğinde birbiriyle çelişen delilin bulunmaması gözönüne alındığında sanığın TCK’nın 103/1-3.cümle, 103/3-c, 43, 62 maddelerince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmekle usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilen sanığın beraatine karar verilmesine dair ilama, bozma öncesi kararda detayıyla açıklanan deliller ve gerekçeye dayanılarak direnilmesine..." gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün, sanık müdafileri ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.08.2022 tarihli ve 103185 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.05.2023 tarih ve 11866-2929 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olup Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; soruşturma aşamasında beyanına başvurulan tanık ... ...'un kovuşturma evresinde CMK’nın 48. maddesine göre dayısı olan sanık hakkında tanıklıktan çekinme hakkını kullanması karşısında, anılan tanığın soruşturma aşamasındaki beyanının hükme esas alınıp alınamayacağının da değerlendirilmesi gerekmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Şikâyet tarihinde on iki yaşında ve yedinci sınıf öğrencisi olan, velayeti altında bulunduğu babası katılan ... ile birlikte İstanbul ilinde üvey annesi ve iki kardeşiyle ikamet eden katılan mağdur ...'un, altıncı sınıf yaz tatili döneminde öz annesi ...'in Gümüşhane'deki konutuna giderek burada yaklaşık iki ay kaldığı, suç tarihi itibarıyla sanık lehine yapılan değerlendirme neticesinde on bir yaş içerisinde olduğu anlaşılan katılan mağdura yönelik iddiaya konu istismar eylemlerinin, bu dönemde aynı konutta birlikte yaşadığı yirmi iki yaşındaki dayısı olan sanık tarafından gerçekleştirildiğinin iddia edildiği, Katılan mağdur ile sınıfta yaşadığı bir tartışma sonrası öfke kontrolü amacıyla okulun rehber öğretmeni tarafından 29.04.2019 tarihinde gerçekleştirilen görüşmede, bir önceki yaz tatilini geçirmek için gittiği Gümüşhane'de, dayısı olan sanığın kendisine yönelik cinsel içerikli eylemlerde bulunduğunu ve durumu paylaştığı öz annesinin kendisine inanmadığını beyan etmesi üzerine aynı gün tanzim edilen tutanakla kolluk birimlerine ihbarda bulunularak soruşturma işlemlerine başlandığı, 05.11.2019 tarihli İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuna göre katılan mağdurun, akıl hastalığı ya da zekâ geriliğinin bulunmadığı, Soruşturma evresindeki ifadesinde katılan mağdura eşlik eden adli görüşmeci tarafından; katılan mağdurun kendisine yöneltilen sorulara kurgudan uzak doğallıkla yanıtlar verdiğinin, yapılan görüşmenin güvenilir olduğunun belirtildiği, kovuşturma evresindeki ifadesi sırasında hazır bulunan psikolog bilirkişi tarafından ise katılan mağdurun yoğun kaygı içinde olması sebebiyle detaylı anlatımda bulunamadığının, zihinsel ve fiziksel herhangi bir sorununun olmadığının ve beyanlarına itibar edilebileceğinin değerlendirildiği, 13.05.2019 tarihli adli görüşme raporunda da benzer şekilde katılan mağdurun ifadelerinin geçerli ve güvenilir olduğuna dair kanaat bildirildiği, Anlaşılmıştır. Katılan Mağdur ..., soruşturma evresinde; altıncı sınıfın yaz tatilinde annesinin isteği ile gittiği Gümüşhane'de dayısı olan sanığın kendisine çok samimi davrandığını, göğüslerine dokunduğunu, annesinin olmadığı bir sırada sanık ve üvey iki kardeşi ile evde bulundukları sırada tabletle oynarken göğüslerine dokunmaya çalışan sanığa izin vermeyerek kardeşlerinin yanına gittiğini, durumu anlattıysa da annesi ...'nin kendisine inanmadığını, yaylada aynı odada kalıp yer yatağında yan yana yattıklarını, uyurken sanığın kendisine dokunduğunu tahmin ettiğini, zira uyandığında sanığın da uyanık ve yüzü kendisine dönük vaziyette olduğunu, uyumuş numarası yaptığı bir seferde sanığın yanına yatarak yorganı üzerine çektiğini, göğüslerini okşadığını, bunun üzerine hemen yataktan kalktığını, bu olayı annesine anlattığını, köyde oldukları bir gün yine sanığın göğsüne dokunmaya çalıştığını ancak kalkarak anneannesinin yanına yattığını, annesinin misafirliğe gittiği bir gün tablet oynarken de sanığın aynı şekilde göğüslerine dokunduğunu, birlikte gezdikleri sırada sanığın sürekli kendisine sarılıp dudağından öptüğünü, iki aylık süreçte sanığın göğüslerine birkaç defa dokunduğunu ve sayamayacağı kadar dudağından öptüğünü, Kovuşturma evresinde ise; çocuk izlem merkezindeki beyanından farklı olarak sanığın cinsel bölgesine de dokunduğunu, Katılan ...; velayet hakkına sahip olduğu kızı katılan mağdurun annesi ile Gümüşhane'ye gittiğini, olaydan intikal üzerine haberdar olduğunu, Gümüşhane'den döndükten sonra kızında bazı tuhaflıklar hissettiğini, dönüşünden yaklaşık bir ay sonra kızının bileklerini kesmeye teşebbüs ettiğini, soruşturma aşamasında ifade verdikten sonra kızına olayı sorduğunda ağladığını ve bir şey anlatmadığını, Katılan ...; katılan mağdurun kızı, sanığın ise kardeşi olduğunu, yazın memleketlerine gittiklerinde akşam yaylada evde otururlarken sanık, kendisine video izletmeyince kızının alınarak yatağa gittiğini, kendisinin de yanında olduğunu, daha sonra sanığın kızının yanına gelerek gönlünü almak için ona sarıldığı, bu sırada elinin kızının göğsüne değdiğini, daha sonra sanıkla birlikte video izlediklerini, sabah kızının yüzünün asık olması nedeniyle kendisine sorması üzerine sanığın göğsüne dokunduğunu söylediğini, ısrarla sormasına karşın yalnızca akşamki dokunmadan bahsettiğini, kardeşinin böyle bir şey yaptığını düşünmediğini, çünkü kendisinin de yanlarında olduğunu, onları yüzleştirdiğini ve kızının sanıkla ilgili başka bir şey anlatmadığını, kızının psikolojik sorunları olduğunu düşündüğünü, Tanık ... ve ...; iki yıl kadar önce teyzelerinin kızı olan ve annesi ile birlikte köye gelen katılan mağdurun ifade ettiği hiçbir olaya tanık olmadıklarını, Tanık ...; katılan mağdurun, torunu; sanığın ise oğlu olduğunu, yayladaki evlerinde bulundukları sırada sanığın internetten bir şeyler izlerken katılan mağdur da bakmak isteyince sanığın beklemesi gerektiğini söylediğini, ancak katılan mağdurun sanığa küserek kenara çekildiğini, daha sonra sanığın katılan mağdurun yanına giderek gönlünü almak için omzundan tutarak onu yanına doğru çektiğini, bu esnada elinin göğsüne değdiğini, uyku vakti geldiğinde de herkesin uyuduğunu, yayla evi olduğu için hep birlikte tek bir odada uyuduklarını, sanığın odanın bir tarafında, kendisinin de onun yan tarafında en köşede; kızı ...'nin ise torunu katılan mağdur ve diğer çocuğu ile birlikte uyuduğunu, sabah yüzü asık olunca annesinin katılan mağdura bunun nedenini sorduğu, onun da sanığın kendisine dokunduğunu söylediğini, sanığın ise akşam internet olayı üzerine küstüğünü ve bu nedenle yüzünün asık olabileceğini söylediğini, tahminine göre katılan mağdurun üvey annesinin dolduruşuna geldiğini, kendilerine bir defasında akrabasının saldırısından bahsettiğini, İfade etmişlerdir. Sanık ...; yeğeni olan katılan mağdurun 2018 yılının yaz aylarında kendisinin de ablası olan annesi ile ziyaretlerine geldiklerini, babası ve tanık olan annesi ... ile birlikte köyde yaşadıklarını, yaz aylarında yaylaya çıktıklarını, İstanbul'da babası katılan ile yaşayan yeğenini uzun zamandır görmediği için ona sevecen davrandığını, ancak katılan mağdurun bu durumu yanlış anladığını, istismarda bulunduğu gerekçesiyle kendisini annesine ve ablasına şikâyet ettiğini sonradan öğrendiğini, yaylada bulundukları sırada katılan mağdurun kendisinden çizgi film açmasını istediğini, açmayınca küsen katılan mağdurun gönlünü almak için yanına gittiğini, elini omzuna atarken yanlışlıkla göğsüne çarpması üzerine yeğeninin evden uzaklaştığını, peşinden giden annesine "Dayım göğsüme elledi!" dediğini, durumu izah edince katılan mağdura kızdıklarını, yanlışlıkla olan bir şeyi neden abarttığını sorduklarını, yaylada bulunduklarında ev küçük olduğundan hep birlikte aynı odada kaldıklarını, katılan mağdurun kaldığı dönemde de kendisinin annesi ile odanın bir tarafında katılan mağdurdan uzakta uyuduğunu, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE 1. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Soruşturma aşamasında kollukta bilgi sahibi sıfatıyla beyanına başvurulan ... ...'un İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada sanığın yeğeni olduğu tespit edildikten sonra CMK'nın 48. maddesi uyarınca tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılması üzerine bu hakkını kullanarak tanıklık yapmak istemediğini beyan etmesi karşısında bu tanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarının hükme esas alınıp alınamayacağının, ceza muhakemesi hukuku kuralları bakımından ele alınması zorunludur. CMK'nın; "Tanıklıktan çekinme" başlıklı 45. maddesi; "(1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir: a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı. b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi. c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu. d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları. e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar. (2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez. (3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.", "Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme" başlıklı 48. maddesi; "(1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.", Soruşturma aşamasında çekinme hakkını kullanmayan tanıkların kovuşturma evresinde tanıklıktan çekinme haklarını kullanmaları, "Duruşmada okunmayacak belgeler" başlıklı 210. maddesinde; "(1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. (2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.", "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin birinci fıkrasında da; "Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.", "Duruşmada okunması zorunlu belge ve tutanaklar" başlıklı 209. maddesinin ilk fıkrası; "Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur.", Şeklinde düzenlenmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluk tarafından "bilgi sahibi" sıfatıyla alınan ifadenin, tanık beyanı olarak kabulü mümkün değildir. Şu hale göre; CMK'nın 45... . maddeleri uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı olmasına karşın bu hakkını soruşturma evresinde kullanmayan bir tanık kovuşturmada tanıklıktan çekindiğinde önceki ifadesine ilişkin tutanaklar da okunamayacak, aynı Kanun'un 217. maddenin birinci fıkrasındaki hüküm uyarınca, hâkim kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği için tanığın daha önceki aşamada tanıklıktan çekinme hakkını kullanmayarak verdiği beyanlar hükme esas alınamayacaktır. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Sanık hakkında yapılan yargılamada, sanığın yeğeni olan tanık ... ...'un 02.08.2019 tarihinde kollukta bilgi sahibi sıfatıyla beyanının alındığı; kovuşturma evresinde talimat ile alınan ifadesinde 10.02.2020 tarihli duruşmada tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılması üzerine tanıklık yapmak istemediğini beyan ettiği, yargılama neticesinde tesis edilen hükmün gerekçesinde; "...mağdurun dayısından uzak durduğunu, kuzeni olan ... ile bu konuyu konuştuklaırnı, kuzeninin bize de yapıyor diyerek cevap verdiğini, ... mağdurenin beyanında bahsettiği kuzeni olan ... ...’un tanık olarak dinlendiği, tanığın soruşturma aşamasında 02.08.2018 tarihinde alınan beyanında özetle ...’in teyzesinin kızı olduğunu, bir gün kendisine dayım bana sarkıntılık yapıyor dediğini, ...’in dayısından uzak durmaya çalıştığını ve onla aynı ortamda bulunmak istemediğini, kendisinin de ...’e annene anlat dediğini ve onun da anlattığını, bunun üzerine teyzesinin konuşmak için dayısını yanlarından alıp götürdüğünü beyan ettiği, tanık ...’in kovuşturma aşamasında tanıklıktan çekinerek beyanda bulunmadığı, sanığın da mahkeme huzurunda alınan beyanlar okunduğu sırada tanığın Torul’da verdiği bu ifadeleri reddettiğini söylediği, tanığın mahkemede vereceği ifadeden haberdar olup aradaki akrabalık ilişkisi de gözetildiğinde tanıklıktan çekinmiş olmasında sanığın etkisi bulunabileceği, ... mağdurun annesi olan ...’in de aynı yönde beyanda bulunduğu, tanık beyanları gözetildiğinde mağdurun anlatımını destekler yönde olduğu, nitekim soruşturma aşamasında olayın ilk haliyle alınan tanık ...’in beyanında mağdurun sanıktan uzak durduğunu da belirttiği..." şeklindeki anlatımla tanık ... ...'nın soruşturma aşamasındaki beyanının katılan mağdurun beyanını doğrular mahiyetteki delillerden kabul edildiği anlaşılmıştır. Soruşturma evresinde kolluk tarafından bilgi sahibi sıfatıyla dinlenen, bu itibarla CMK'nın 45... . maddeleri uyarınca tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılması ve tanıklığa ilişkin usul güvencelerinin uygulanması olanağı bulunmaksızın beyanı alınan, kovuşturma evresinde ise istinabe yoluyla yapılan duruşmada hatırlatılan tanıklıktan çekinme hakkını kullanan sanığın yeğeni olan ... ...'un, kollukça bilgi sahibi sıfatıyla alınan bu beyanının delil olarak değerlendirilmesinin ve hükme esas alınmasının, CMK'nın 45, 48... . maddelerindeki açık düzenlemelere nazaran mümkün olmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin uygulamasında isabet görülmediği ve anılan tanığın beyanları değerlendirme dışı bırakılarak mevcut delillere göre suçun sabit olup olmadığının tartışılması gerektiği kabul edilmelidir. 2. Sanığa İsnat Edilen Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunun Sabit Olup Olmadığının Belirlenmesine İlişkin Asıl Uyuşmazlık Konusu Yönünden İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294 sayı, 22.04.2025 tarih ve 308-180 sayı ile müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrinde ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığın cezalandırılması, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmadan hüküm verilmesi anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Asıl Uyuşmazlığa Dair Hukuki Değerlendirme; Olay tarihi itibarıyla on bir yaşlarında olan katılan mağdurun, annesi ve üvey kardeşleri ile birlikte yaz tatilini geçirmek üzere gittiği Gümüşhane ilinde birlikte kaldıkları evlerde yalnız kaldıkları zamanlarda, dayısı olan sanık tarafından sarılma, göğüslerine dokunma ve dudağından öpme gibi davranışlarla cinsel istismara maruz bırakıldığı iddia ve Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Katılan mağdur yaz tatilinde ve yaklaşık iki aylık süreçte devam eden iddia konusu eylemleri dokuz ay kadar sonra okulda yaşadığı başka bir tartışma ile ilgili yapılan görüşmede ilk kez anlatmış ve "dayısı olan sanığın kendisine sevgilisiymiş gibi davranmaya başladığı, göğüslerine dokunmaya çalıştığı, rahatsız olduğu söyleyerek ileri gitmesine engellediği, yeğeni olarak sevdiğini söylerken dudağından öpmeye çalıştığı, kaçtığı, yapmasına müsaade etmediği" hususlarına yer vermek suretiyle sanığın fiziksel temaslarından kaçındığını açıklamıştır. Soruşturma evresinde tabletle oynadığı sırada sanığın yanına gelerek göğüslerini ellemeye çalışsa da buna izin vermediğini, kovuşturma evresinde ise sanığın göğsüne ve cinsel bölgelerine dokunduğunu öne sürerek çelişkiye düşmüştür. Kendisine yönelik bir kısım eylemin uyurken gerçekleşmiş olduğunu tahmin ettiğine ve bu olayı annesine anlattığına yönelik anlatımının katılan ... tarafından kabul edilmemesi ve istismarın gerçekleştiğini iddia ettiği iki aylık yaz tatili sonunda Gümüşhane'den ikameti ettiği İstanbul'a sanık tarafından götürülmesine bir itirazının bulunmaması da katılan mağdurun iddialarının inandırıcılığına dair kuşku uyandırmıştır. Sanık ise bu olayın tabletten istediği filmi açmadığı için küsen katılan mağdurun gönlünü almak isterken elini omzuna attığı esnada yanlışlıkla göğsüne dokunması şeklinde gerçekleştiğini savunmuş, şikâyetçi ... ve tanık ... de anlatımlarıyla bu savunmayı doğrulamışlardır. Yaklaşık iki aylık süreçte ve kalabalık olarak yaşanan aile ortamında birçok kez gerçekleştiği ileri sürülen istismar iddialarının soyut nitelik taşıması ve sanığın tüm aşamalarda katılan mağdura cinsel istismarda bulunmadığına dair aksi kanıtlanamayan savunmaları ve katılan ... ile tanıkların savunmayı destekleyen ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığına ve buna dair mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli ve 59-61 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, katılan mağdur ...'a yönelik sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesine, ilamın bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede, ön sorun yönünden oy birliğiyle, asıl uyuşmazlık konusu bakımından ise oy çokluğuyla karar verildi.