Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/436 E. 2022/346 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2020/436
Karar No
2022/346
Karar Tarihi

Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Sanık ...'nın kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 11.11.2015 tarihli ve 71-172 sayılı resen temyiz yoluna tabi hükmün sanık müdafileri ile katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 04.02.2020 tarih, 660-320 sayı ve oy çokluğuyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş; Daire Üyesi T.Ateş; "...Sanığın, maktulü kasten silahla ateş ederek öldürdüğü anlaşılan dosyada yerel mahkemece ...nin 81, 62. maddeleri gereği verilen cezanın Dairemiz çoğunluğunca onanmasına dair görüşüne dosyada eksik araştırma yapıldığı ve dosya kapsamına göre ...nin 25, 27, 29. maddelerinin tartışılmaması nedeniyle bozulması gerektiğinden bahisle muhalifim. Şöyle ki; taraflar tarla komşusu olup ortak su kaynağını kullanmakta ve sondaj kuyusunun yerinin belirlenmesi ile ilgili anlaşmazlık içindelerdir. Maktul olay günü kepçe operatörü ...'i getirerek bir yerde su kuyusu kazmak istemektedir. Sanık da oraya gelerek daha önce kendilerinin aynı şekilde kazı yapmasına engel olduğu için sen bize niye engel oldun şimdi sen aynı yeri kazıyorsun diye tartışmaya girmiştir. Tartışma devam ederken sanık ruhsatsız tabancası ile maktule iki kez ateş etmiş baş ve batın bölgesinden vurarak ölümüne neden olmuştur. Olayın bu oluş şekli doğru ise yerel mahkemenin TCK 81, 62 maddelerinden verdiği ceza bizce de doğrudur. Dosyada olay yerinde olduğu söylenen kepçe operatörü ... ve yine Arapali isimli tanık beyanları dosyada önemli olup dikkatle incelenmelidir. Öncelikle olay saatini net belirlemek gerekir ise 09.10.2014 tarihli saat:19.00'da olay yerine ilk gelen jandarma görevlileri .... tuttukları tutanaktan olay saati 17.30 olarak belirlenmiş, kendilerinin de 17.40'da (10 dakika içinde ) olay mahallinde olduklarını orada jandarma dışında maktulün birkaç yakını, kepçeci tanık .... ve 112 ekibinin olduğunu ve maktulün ambulansla hastaneye götürüldüğünü, tutanak altına almışlardır. Olayın oluşuna ait resmi evraka yansıyan ilk ifadeyi tanık ... burada kolluğa vermiştir. '..., olayın her iki tarafında da tabanca olduğunu kolluğa söylemiş ve bu tutanağa bağlanmıştır. 'Tutanağın bitirildiği saat olaydan 1,5 saat (90 dakika ) sonradır. Olay mahallinde sanığın yakınları veya tanık Arapali bulunmamaktadır. Yani tanık Arapali, Tanık ...'in jandarmalara maktul ile sanığın her ikisinde de tabanca olduğunu söylediğini bilmeden kendisi de tanık sıfatı ile jandarmaya olaydan bir gün sonra verdiği ilk ifadesinde kendisinin yanına gelen kepçeci ...'in kendisine hitaben 'Abi sen burada ne yapıyorsun adamlar birbirlerini vurdular' dediğini söylemiştir. Yani tanık ... iki farklı zamanda ama olaydan hemen sonra ilk gördüğü kepçeci Arapali'ye ve olaydan 10 dakika sonra gelen jandarma görevlilerine ayrı ayrı tarafların ikisinde de silah olduğunu söylemiştir. (Aynı beyanı iki kez farklı kişilere söylemiştir.) Olayın sıcağı sıcağına verilen iki farklı ifadeden tanık Arapali kendi hazırlıktaki ifadesinden vazgeçmemiş üstüne savcılık beyanında olay mahalline tanık ... ile geldiğinde olay mahallinde maktule yakın yerde bir tabanca da gördüğünü söylemiştir. Soruşturma aşamasında; 1- Olay yerine ilk gelen jandarma görevlileri ... tanık olarak dinlenip ...'in her iki tarafta silah vardı beyanları detaylı irdelenmelidir. 2- Tanık ... Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında; ...'le gittiğinde yerdeki maktulün yanında tabanca olduğunu söylemiş, ancak; bu ...'e sorulmamıştır. (Maktulün yanına ilk gelenler onun yakınları olup bu tabancayı alıp almadıkları, kovan toplayıp toplamadıkları sorulmamıştır.) 3- Olaydan bir gün sonra teslim olan sanık önce maktulün kendisine sıktığını söylemiş ve boynumdan yaralandım demiştir. Dosyada mevcut raporda sanığın boyunundaki 1 cm'lik çiziğin ateşli silah yarasından olup olmadığına dair detaylı inceleme için Üniversite hastanesinden rapor istenmiş en çok acil serviste pratisyen hekimden alınan ve ne şekilde oluştuğu anlaşılmamıştır şeklindeki cevapla yetinilmiştir. Boğazdaki yaranın ateşli silah yarası olup olmadığı anlaşılmamıştır. 4- Tanık ... mahkemedeki beyanında taraflardan önce maktulün silahından ateş çıktığını gördüğünü söylemiştir. (Ancak ilk beyanında maktulde tabanca olmadığını söylemiştir.) yani tanık ...'in tüm beyanları karşılaştırılmamış, diğer tutanak tanıkları ile tanık Arapali ile tanık ... yüzleştirilmemiştir. Sanık ... maktulün kendisine bir el sıktığını söylemiş, ancak; maktulün el svaplarında atış artığı çıkmamış olup, 112 ekibi tarafından acil müdahele sırasında damaryolu açılırken ellerinden açılması halinde ellerinin silinme ihtimali de mümkün olup tıbbi belgelerin tamamı getirtilip bir bilirkişiye verilerek, maktulün el svabı alınmadan ellerinin herhangi bir nedenle temizlenip temizlenmediği de araştırılmalıdır. Ceza yargılamasında yargı merciileri dosyadaki tüm delilleri eksiksiz toplayıp karar vermek zorundadır. Ayrıntılı şekilde belirttiğim bu eksiklikler giderilmeden yerel mahkemenin kararının onaylanmasına katılmıyorum..." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 17.04.2020 tarih ve 113924 sayı ile; "...Mahkemece, olay tarihinden önce sanığı tehdit ettiği anlaşılan maktulün, tarlasına gelen sanık ...'nun karşısına çıkarak tartışmaya başladığı, aksi ispatlanamayan sanık savunmalarına göre küfrettiği dikkate alınarak sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup, Mahkemece önceki tehdit olayı da araştırıldıktan sonra TCK'nin 29. maddesinin derecesi belirlenmelidir..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.10.2020 tarih, 1271-2307 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanığın maktul ...'ya yönelik kasten öldürme suçu nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında, haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; uyuşmazlığın esasına geçilmeden önce, bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyelerince Özel Dairece temyiz incelemesi sırasında yapılan oylamanın usulüne uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğine dair ön sorunun çözüme kavuşturulması gerektiği ileri sürülmüş olmakla öncelikle bu husus değerlendirilmiştir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesince 04.02.2020 tarih ve 660-320 sayı ile hükmün TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına oy çokluğuyla karar verildiği, Daire Üyesi T.Ateş'in ise; "...Soruşturma aşamasında; 1- Olay yerine ilk gelen jandarma görevlileri ...... tanık olarak dinlenip ...'in her iki tarafta silah vardı beyanları detaylı irdelenmelidir. 2- Tanık ... ... Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında; ...'le gittiğinde yerdeki maktulün yanında tabanca olduğunu söylemiş, ancak; bu ...'e sorulmamıştır. (Maktulün yanına ilk gelenler onun yakınları olup bu tabancayı alıp almadıkları, kovan toplayıp toplamadıkları sorulmamıştır.) 3- Olaydan bir gün sonra teslim olan sanık önce maktulün kendisine sıktığını söylemiş ve boynumdan yaralandım demiştir. Dosyada mevcut raporda sanığın boyunundaki 1 cm'lik çiziğin ateşli silah yarasından olup olmadığına dair detaylı inceleme için Üniversite hastanesinden rapor istenmiş en çok acil serviste pratisyen hekimden alınan ve ne şekilde oluştuğu anlaşılmamıştır şeklindeki cevapla yetinilmiştir. Boğazdaki yaranın ateşli silah yarası olup olmadığı anlaşılmamıştır. 4- Tanık ... mahkemedeki beyanında taraflardan önce maktulün silahından ateş çıktığını gördüğünü söylemiştir. (Ancak ilk beyanında maktulde tabanca olmadığını söylemiştir.) yani tanık ...'in tüm beyanları karşılaştırılmamış, diğer tutanak tanıkları ile tanık Arapali ile tanık ... yüzleştirilmemiştir. Sanık ... maktulün kendisine bir el sıktığını söylemiş, ancak; maktulün el svaplarında atış artığı çıkmamış olup, 112 ekibi tarafından acil müdahele sırasında damaryolu açılırken ellerinden açılması halinde ellerinin silinme ihtimali de mümkün olup tıbbi belgelerin tamamı getirtilip bir bilirkişiye verilerek, maktulün el svabı alınmadan ellerinin herhangi bir nedenle temizlenip temizlenmediği de araştırılmalıdır. Ceza yargılamasında yargı merciileri dosyadaki tüm delilleri eksiksiz toplayıp karar vermek zorundadır. Ayrıntılı şekilde belirttiğim bu eksiklikler giderilmeden yerel mahkemenin kararının onaylanmasına katılmıyorum..." düşüncesiyle karşı oy kullandığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 17.04.2020 tarih ve 113924 sayı ile; "..Mahkemece, olay tarihinden önce sanığı tehdit ettiği anlaşılan maktulün, tarlasına gelen sanık ...'nun karşısına çıkarak tartışmaya başladığı, aksi ispatlanamayan sanık savunmalarına göre küfür ettiği dikkate alınarak sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup, Mahkemece önceki tehdit olayı da araştırıldıktan sonra TCK'nin 29. maddesinin derecesi belirlenmelidir..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu, Anlaşılmaktadır. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun ''Dairelerin çalışması'' başlıklı 40. maddesi; "Daireler heyet hâlinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder. Görüşmeye katılan başkan ve üyelerin adları mahallerine gönderilecek karar örneklerine de yazılır. Karar çoğunluk ile verilmişse karşı oy yazısı, kararların asıl ve örneklerinde gösterilir..." şeklinde düzenlenmiş olup maddede Daire heyetlerinin bir başkan ve dört üyeden oluşacağı, müzakerelerin gizli yapılacağı, salt çoğunlukla karar verileceği ve karşı oy ile karar verildiğinde karşı oyun karar örneklerinde gösterileceği hüküm altına alınmıştır. Heyet hâlinde çalışan mahkemelerde oylamanın nasıl yapılacağı hususu ise 5271 sayılı CMK'nın ''Oyların toplanması'' başlıklı 229. maddesinde; "(1) Mahkeme başkanı, kıdemsiz üyeden başlayarak oyları ayrı ayrı toplar ve en sonra kendi oyunu verir. (2) Mahkeme başkan ve üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun üzerinde azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez. (3) Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana gelinceye kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir." şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca toplu mahkemelerde hüküm kurulması sırasında ortaya çıkan herhangi bir konu veya sorunun öncelikle çözülmesi ve sonraki aşamada son (nihai) kararın verilmesi gerekmektedir. Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren kararlarında da açıklandığı üzere, karar verilme sırasında, ortaya çıkan bazı yan sorunların asıl sorundan önce çözülmesi gerekiyorsa, bunlar öncelikle çözümlenmeli, sonraki aşamaya bilahare geçilmelidir. Zira, bir sorunu yargılayan veya inceleyen hâkim sonuç belirtmek zorundadır. Bu nedenle "ön sorun" olarak belirlenen durumlar öncelikle oylanmalı, oylama sonucunda bu konudaki oylar azınlıkta kalmış ise, azınlık oyunu oluşturan üyelerin de katılımı ile davanın esası hakkında nihai (sonuçlandırıcı) oylama yapılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Sanığın kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve resen temyize tabi olan hükmün, sanık müdafileri ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin çoğunluğunu oluşturan dört Üyesinin, sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinin uygulanmasına dair kabulü, gerekçe ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden bahisle hükmün onanması doğrultusunda oy kullandıkları, bir Üyesinin ise yargılama sırasında maddi meselenin çözümü ve TCK'nın 25, 27 ve 29. maddelerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma yapıldığından, uyuşmazlığın esasının temyizen incelenip bu hususlarda bir karar verilemeyeceğini ileri sürdüğü anlaşılan dosyada, Maddi mesele tamamıyla aydınlatılmadan dosyanın temyizen incelenemeyeceği yönündeki düşüncenin, CMK'nın 229. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çözümlenmesi gereken bir ön (tali) sorun olması, öncelikle bu ön sorunun çözümlenmesi, ön sorunun aşılması hâlinde buna ilişkin oylamanın da karar içeriğine yansıtılmasından sonra esas sorunun çözümlenmesine geçilmesiyle tüm üyelerin davanın esası hakkındaki görüşlerinin alınmasının zorunlu olması karşısında, Özel Dairece, maddi meselenin toplanması gereken tüm delillerle birlikte ortaya konulmadığı yönünde ileri sürülen görüş oylanıp karar içeriğine yansıtılmadan ve ön sorun niteliğindeki bu görüşün aşılması durumunda azınlıkta kalan üyeye davanın esasına ilişkin oy hakkı tanınmadan verilen onama kararındaki oylamanın usulüne uygun yapılmadığı, davanın esası konusunda azınlıkta kalan üyenin oyunun alınmamasının toplu mahkemelerde üyelerden birisinin duruşmaya ve hükme katılmaması ile aynı usulsüz sonucu yaratacağı, ayrıca sadece ön sorun ile ilgili görüşü ve oyu alınan Daire Üyesine davanın esası hakkında oy hakkı tanınması hâlinde bildireceği kanaatin sonucu etkileme ihtimali bulunduğundan anılan noksanlığın sonuca etkisiz usul hatası olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının bu değişik gerekçeyle kabulüne ve Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesince verilen 04.02.2020 tarihli ve 660-320 sayılı onama kararının, oylama usulsüzlüğü nedeniyle KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 11.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/436, K. 2022/346, T. 11.05.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2020-436-e-2022-346-k-3c39de9fef20