Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/27003 E. 2022/7562 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/27003
- Karar No
- 2022/7562
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN; İtiraz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi: 23.06.2022 İtiraz Edilen Daire Kararı : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.10.2021 gün ve2021/3238 Esas, 2021/9389 sayılı kararı İtirazla ilgili Mahkeme Kararı : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.10.2019 tarih ve 2019/1949 - 2019/1812 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm:Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; TCK'nın 314/2, 3713 SK 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63, Cumhurbaşkanına hakaret suçu yönünden; TCK'nın 299/1,299/2, 53/1-2-3, Katılan ...'ya tehdit suçu yönünden; TCK'nın 106/1, 53/1-2-3 Katılan ...'ya karşı 06.08.2016 tarihinde kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu yönünden; 125/1, 125/3-a, 125/4, 53/1-2-3, Katılan ...'ya karşı 16.10.2015 tarihinde kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu yönünden; 125/1, 125/3-a, 125/4, 43/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin İstinaf başvurularının esastan reddi Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma,Cumhurbaşkanına hakaret, hakaret ve tehdit Cumhurbaşkanına hakaret suçu yönünden; 06.08.201Katılan ...'ya hakaret suçları yönünden; 16.10.2015, 06.08.2016 Katılan ...'ya tehdit suçu yönünden; 06.08.2016 Dosya incelenerek gereği düşünüldü: I-)İTİRAZ KONUSU: Silahlı terör örgütüne üye olma, Cumhurbaşkanına hakaret, hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'un atılı suçtan mahkumiyetine dair İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/07/2018 tarih ve 2017/136 Esas, 2018/385 Karar sayılı kararı istinaf edilmiş ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28/10/2019 gün ve 2019/1949 Esas, 2019/1812 Karar sayılı kararı ile istinaf istemi esastan reddedilmiştir. Bu karar sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07/10/2021 gün ve 2021/3238 Esas, 2021/9389 sayılı kararı ile "7201 sayılı Tebligat Kanununun 11/1. maddesinde yazılı olduğu üzere "vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." hükmü uyarınca, gerekçeli kararın sanık tarafından vekaletname verilen sanık müdafii Av. ...'ya usulüne uygun olarak 02.12.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, sanık müdafiinin 18.12.2019 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu görülmekle, gerekçeli kararın sanık müdafiine tebliğinden sonra sanığa tebliğinin ayrıca temyize imkan vermeyeceğinden süre geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE" gerekçesine istinaden temyiz isteminin reddine ve dosyanın ilk derece mahkemesine tevdiine oy birliği ile karar verilmiştir. İtirazın konusu uyuşmazlık, ilk derece mahkemesi mahkumiyet hükmünü müdafiinin yanında ayrıca istinaf eden sanığın temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir. II-İTİRAZ NEDENLERİ: İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/07/2018 tarih ve 2017/136 Esas ve 2018/385 Karar sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma, Cumhurbaşkanına hakaret, görevli memura görevi nedeniyle hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin, sanık müdafiinin yanında ayrıca sanık tarafından 17/07/2018 tarihli dilekçe ile istinaf istemine konu edildiği ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince sanık istinafı da dikkate alınarak verilen kararın, 02/12/2019 tarihinde vekaletnameli sanık müdafiine, 04/12/2019 tarihinde de tutuklu sanığa tebliğ edildiği, sanığın ve sanık müdafiinin 18/12/2019 tarihli dilekçeleri ile kararı temyiz ettikleri anlaşılmıştır. Müdafiinin yanında ayrıca istinaf isteminde bulunan sanık için temyiz süresinin, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlaması gerektiği, tebligat işlemlerinde tarih farklılıkları olabileceği nazara alındığında aksi yöndeki kabulün, kanun yolu başvuru hakkının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek bir hukuka aykırılık oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Vekile ve kanuni mümessile tebligat kenar başlıklı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11’nci maddesinin birinci fıkrasında ”Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan düzenleme karşısında, kural olarak vekil ile takip edilen işlerde kanun yolu başvuru süresi vekile yapılan tebliğ ile başlayacaktır. Ancak, 7201 sayılı Kanunun 11. maddesindeki bu düzenlemenin, sanık tarafından ayrıca kanun yoluna başvurulmuş olması halinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bilindiği gibi, 20.07.2016 tarihinden itibaren faaliyete geçen adli yargı ikinci derece bölge adliye mahkemeleri ile ülkemizde de istinaf sistemi benimsenerek üç dereceli bir yargılama sistemine geçilmiştir. İstinaf kararlarına yönelik temyiz istemi üzerine Yargıtay tarafından yapılacak incelemelerde, 5271 sayılı Kanun’un 288, 294 ve 295. maddeleri uyarınca gösterilmesi zorunlu temyiz nedenleri ve buna bağlı olarak temyiz olağan kanun yolu sürecinde “hukuki sebep” olgusu çok daha önemli bir hale gelmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuruda, istinaf nedenlerinin gösterilmesinde zorunluluk bulunmamakla birlikte, Ceza Genel Kurulunun 14.09.2021 tarih ve 2021/6-13 esas 2021/392 karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi, sanığın ve müdafisinin ayrı ayrı kanun yoluna başvurma hakkına sahip olmaları, farklı istinaf ve temyiz neden ve gerekçeleriyle hükmü istinaf ve temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunması, kanun koyucunun amacının sanığın haklarını korumaya yönelik olup, 7201 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı düzenlemesinin sanığın aleyhine olacak şekilde yorumlanamayacak olması karşısında, sanık için temyiz süresinin, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlaması ve süresinde temyiz talebinde bulunan sanığın temyiz talebi gereğince dosyanın esastan incelenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca dosyanın esastan yapılan incelenmesinde ise, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerden ötürü Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07/10/2021 tarih ve 2021/3238 Esas - 2021/9389 Karar sayılı kararına karşı sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulmuştur. III-İTİRAZ HAKKINDA HUKUKİ DEĞERLENDİRME: CGK'nun 24.02.2022 tarih 2019/16-573 Esas-2022/119 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere bölge adliye mahkemesi kararının ayrıca sanığa tebliğinin zorunlu olması karşısında sanık yönünden temyiz süresinin sanığa yapılan gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerektiği, dosyada yapılan incelemede sanığa istinaf kararının 04.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın ise kararı 18.12.2019 tarihinde temyiz ettiği ve sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla; 1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2)Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.10.2021 gün ve 2021/3238 esas 2021/9389 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3) Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanığın duruşmalı inceleme isteminin 01.02.2018 tarih ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK'nun 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre, çocuğunu örgüte müzahir okula gönderme müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; I)Sanık hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemesinin kararı, verilen cezanın tür ve süresine göre CMK'nın 286/2-a, 286/3 maddeleri gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan sanık ve müdafiinin bu suç yönünden temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE, II)Diğer suçlar yönünden verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5235 sayılı Kanunun 33. maddesi gereğince adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamakla görevli olan bölge adliye mahkemelerinin, adli yargı ilk derece mahkemelerine ve sulh ceza hakimliklerine nazaran yüksek görevli mahkeme olduğunda tereddüt bulunmamasına, 5320 sayılı Kanunun 11. maddesinin CMK'nın 23/2 maddesinin uygulanma alanı ile ilgili olmasına, bir karar veya hükme katılan hakimin, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamayacağına ilişkin aynı yasanın 23/1 maddesi sarahatine ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.02.2014 tarih 1-538, 29 sayılı kararlarına nazaran; soruşturma aşamasında İzmir 6.Sulh Ceza Hakimliğinin 01.11.2016 tarih ve 2016/4387 D.İş, 21.09.2016 tarih ve 2016/3163 D.İş, 23.03.2017 tarih ve 2017/1548 D.İş, 29.12.2016 tarih ve 2016/4958 D.İş, 02.09.2016 tarih ve 2016/2968 D.İş sayılı kararlar ile sanıklar hakkında el koyma, iletişimin tespiti ve tutukluluk halinin devamı kararları veren 39888 sicil numaralı hakim Kenan Türkmen'in mahkemenin kanuna uygun şekilde teşekkül ettirilmemesi sonucunu doğuracak biçimde (CMK. m. 289/1-a) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinde yapılan istinaf incelemesine mahkeme üyesi sıfatıyla katılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 23/1 maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.