Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/842 E. 2026/2600 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/842
- Karar No
- 2026/2600
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3460 E., 2025/2384 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/270 E., 2024/582 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.03.2018-31.01.2020 tarihleri arasında beton kalıp ustası olarak net 700,00 KWD ücretle çalıştığını, üç öğün yemek ve barınmanın işveren tarafından sağlandığını, ücretlerinin bir kısmının banka kanalıyla ödendiğini, kalan kısmının elden verildiğini, çalışma saatlerinin haftanın yedi günü 07.00-22.00 saatleri arasında olduğunu, ulusal ... ve genel tatil günlerinde fazla çalışmasının sürdüğünü ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının 09.03.2018-31.01.2020 tarihleri arasında beton kalıp ustası olarak net 700,00 KWD ücretle çalıştığını, üç öğün yemek ve barınmanın işveren tarafından sağlandığını, iş sözleşmesinin haksız feshi üzerine ... 40. İş Mahkemesinde işe iade davası açıldığını ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacı tarafından 02.05.2023 tarihinde işe başlatılma başvurusunda bulunulduğunu; ancak aynı şartlarda ve aynı ücretle iş teklif edilmediğinden işe iadenin gerçekleşmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davalara verdiği cevap dilekçesinde; ... hukuku yönünden de bir yıllık sürenin geçmesi nedeniyle ilgili alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 08.03.2018 tarihinde kalıpçı olarak işe başladığını, uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunduğunu, davacının çalıştığı inşaat şantiyesinin ... İnşaat ...'ye ait olduğunu ve davacının davalı Firmada çalışmadığını, iddia edilen çalışma saatlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının fazla çalışması ile ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatillerindeki çalışmalarının karşılığının ödendiğini, ücret iddialarının fahiş olduğunu ve davacının son net ücretinin 473,00 KWD olduğunu, ...'teki işin tamamlanması nedeniyle davacının başka bir yerde görevlendirilmek istendiğini ancak bunu kabul etmediğini, davacının devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının hukuken mümkün olmadığını, davacıya "diğer ödeme" başlığı altında 121,00 KWD yıllık ücretli izin alacağı ödemesinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerini düzenleyen 144. maddesindeki sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığı, iş sözleşmesinin ilk fesih tarihinin 31.01.2020 olduğu ve asıl davanın 19.04.2023 tarihinde açıldığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 06.02.2024 tarihli ve 2024/1216 Esas, 2024/1563 Karar sayılı ilâmında ... hukukunda işe iade düzenlemesi bulunmadığından açılan işe iade davalarının reddedilmesi gerektiğinin belirtildiği, feshe bağlı olmayan ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ... İş Kanunu'nun 144. maddesi uyarınca bir yıl içinde talep edilmesi gerektiği, bu nedenle söz konusu alacaklara ilişkin asıl davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği; birleşen davaya konu feshe bağlı alacaklar yönünden ise davacı hakkında kesinleşmiş işe iade kararı bulunduğundan ve kazanılmış hak söz konusu olduğundan davanın ikinci fesih tarihine göre hak düşürücü süre içinde açıldığı, davalının işe davet bildiriminde samimi olmadığı, davacının iş sözleşmesinin geçerli fesih tarihi olarak 31.08.2022 tarihinin esas alındığı, 16.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda ... hukukuna göre ikinci fesih tarihine göre hesaplanan net 473,00 KWD = brüt 542,87 KWD kıdem tazminatı, net 1.419,00 KWD ihbar tazminatı, net 1.025,66 KWD yıllık ücretli izin, brüt 2.170,20 KWD boşta geçen süre ücreti ve brüt 1.986,60 KWD işe başlatmama tazminatı alacaklarının bulunduğu, davacı talebiyle bağlı kalınarak kıdem tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatına 31.08.2022 tarihinden, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağına ise arabuluculuk son tutanak tarihi olan 16.09.2022 tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine dair kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen davaya konu feshe bağlı alacaklar yönünden ise kesinleşmiş işe iade kararı ve kazanılmış hak gözetilerek davanın ikinci fesih tarihine göre hak düşürücü süre içinde açıldığı, kıdem tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının kabulünün yerinde olduğu, bilirkişi tarafından yapılan ücret tespiti ve hesaplamaların dosya kapsamıyla örtüştüğü, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın, iş sözleşmesi askıda iken, yani işe iade davası devam ederken açıldığını, işe iade davasında Türk hukuku uygulanarak kararın kesinleştiğini, iş sözleşmesi askıda iken belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada da Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, b. ... Özel Sektör İş Kanunu'nun 144. maddesinin açıkça yanlış yorumlandığını ve huzurdaki davanın zamanaşımına uğramadığını, c. Anayasa Mahkemesi kararında vurgulandığı üzere uyuşmazlığa işçi lehine daha yüksek standartta koruma sağlayan Türk hukukunun uygulanmasının anayasal zorunluluk olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Husumet itirazının dikkate alınması gerektiğini, b. ... hukukunda işe iade, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve benzeri hakların bulunmadığını, c. Alacakların zamanaşımına uğradığını, işe iade dışındaki talepler hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiğini ve dört aylık süre eklenmesinin kabul edilemeyeceğini, d. Davacının işe başlama talebinde samimi olmadığını, e. Asıl davanın reddi karşısında davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, vekâlet ücreti ile faiz ve yargılama giderine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Somut uyuşmazlıkta asıl dava tarihi itibarıyla ... Özel Sektör İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafından da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalıdır. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur. 3. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince Yargıtayın görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı değerlendirmesi ile davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin istinaf başvurusu, yerinde görülmeyerek, esastan reddedilmiştir. Ancak eldeki dava, 19.04.2023 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında, davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesince karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre reddedilen miktar üzerinden davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve 6100 sayılı Kanun’un 3 23... . maddeleri dikkate alınarak yargılama gideri konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir. 4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesine göre, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Öğretide 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesinde geçen "vade tarihi" ifadesinin, borcun muaccel olacağı tarihi ifade ettiği, "ödeme gününde ödenmemesi" ifadesinden anlaşılması gerekenin de vade (muacceliyet) tarihi olduğu belirtilmektedir. Buna göre temerrüdün oluşması için ihtara gerek olmayan hâllerde; muacceliyet ile temerrüt, diğer koşullar da oluşmuşsa aynı anda doğar. Fakat temerrüt için ihtara gerek olan, ancak henüz ihtar olmadığı için temerrüdün oluşmadığı hâllerde, muacceliyet tarihi ile temerrüdün doğumu farklı tarihlerde gerçekleşmektedir (Serkan Ayan, "Yabancı Para Borçlarının İfası" https://dergipark.org.tr/tr/download/article-fil e/... 1, [Erişim Tarihi: 06.01.2025], s.511-570). 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi yabancı para borcunun ifasına yönelik olup yabancı para borcuna hükmedilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin değildir. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir. Somut dosyada ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve işe başlatmama tazminatı yönünden arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi ve kıdem tazminatı ile boşta geçen süre ücreti yönünden ise hem "fesih tarihi" hem de "vade tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar" ibaresi yazılmak suretiyle infazda tereddüte yer verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca hüküm fıkrasında, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacaklarına ait miktarların sehven birbiri yerine yazıldığı görülmektedir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ve davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı ve davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "hak düşürücü süre nedeniyle" ibaresinin hükümden çıkartılması, Hüküm fıkrasının "Asıl Dava Yönünden" bölümünde yer alan (2) numaralı bendin hükümden çıkartılarak yerine, "2-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin yazılması,
(3) numaralı bendin hükümden çıkartılarak yerine, "3- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 77.866,67 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin yazılması, Hüküm fıkrasının "Birleşen Davanın Kabulü İle" başlıklı (2) numaralı bendinde yer alan "Brüt 609,36 KWD kıdem tazminatı alacağının iş akdinin fesih tarihi olan 31.08.2022 tarihinden tarihinden itibaren vade tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının KWD ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklindeki birinci paragrafta yer alan "vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar" ibaresinin hükümden çıkartılması, "Brüt 1.489,95 KWD ihbar tazminatı alacağının arabuluculuk son tutanak tarihi olan 16.09.2022 tarihinden itibaren itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına," şeklindeki ikinci paragrafta yer alan "yasal faiziyle" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Devlet bankalarının KWD ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile" ibaresinin yazılması; "Brüt 825,00KWD yıllık izin ücreti alacağının arabuluculuk son tutanak tarihi olan 16.09.2022 tarihinden itibaren itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına," şeklindeki üçüncü paragrafta yer alan "yasal faiziyle" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Devlet bankalarının KWD ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile" ibaresinin yazılması, "Brüt 2.139,00 KWD işe başlatmama tazminatı alacağının 31.08.2022 tarihinden tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," şeklindeki dördüncü paragrafta yer alan "2.139,00 KWD" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "1.992,40 KWD" ibaresinin yazılması, "yasal faiziyle" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Devlet bankalarının KWD ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile" ibaresinin yazılması, "Brüt 1.992,40 KWD boşta geçen süre ücretinin 31.08.2022 tarihinden tarihinden itibaren vade tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının KWD ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," şeklindeki beşinci paragrafta yer alan "1.992,40 KWD" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "2.139,00 KWD" ibaresinin yazılması ve "vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar" ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.