Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/6567 E. 2026/5262 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/6567
Karar No
2026/5262
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/277 E., 2026/428 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/175 E., 2025/392 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin başvuru üzerine davalı ...'nın (Bakanlık) 05.06.2025 tarihli ve 494859 sayılı olumlu yetki tespiti yazısı ile davalı ... Sendikasının (Sendika) toplu iş sözleşmesi imzalamak için gerekli çoğunluğu sağladığının tespit edildiğini, söz konusu yetki tespitinin davalı Sendikanın başvuru tarihi itibarıyla 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda (6356 sayılı Kanun) aranan şartları taşımadığını, müvekkili nezdinde sendikalı işçi çalışmadığını, davalı Sendikanın yarıdan fazla çoğunluğu sağlayamadığını, dava dışı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile müvekkili arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında çalışan işçilerin asıl işvereninin dava dışı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle ... Çalışma Genel Müdürlüğünün 05.06.2025 tarihli ve 494859 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından 6356 sayılı Kanun'un 43/3 hükmü uyarınca dava dilekçesi ekinde herhangi somut bir delil sunulmadığını, davacı işveren tarafından müvekkili Sendikanın toplu iş sözleşmesi imzalamasını geciktirmek amacıyla kötü niyetli bir şeklide açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; yetki tespit başvuruları karşılanırken, işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, sendika yetki sistemine SGK kayıtlarından yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, yetki tespit kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, alt işveren tarafından yürütülen faaliyet ayrı bir iş organizasyonuna tâbi olduğundan aynı fizikî ortamda faaliyet yürütülse dahi alt işverene ait işyerinin bağımsız bir işyeri teşkil ettiği, bu nedenle davacının işveren olmadığı yönündeki itirazına itibar edilmediği, dava dışı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı davacı arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62/1-(e) hükmü kapsamında olmadığı, başvuru tarihinde çalışan işçi sayısı yönünden SGK kayıtları ile Bakanlık kayıtlarının uyumlu olduğu, davacıya ait yetki tespitine konu 2 işyerinde toplam 223 çalışan bulunduğu davalı Sendikaya üye olan işçi sayısının ise 99 olduğu, davalı Sendikanın işletme düzeyine toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gereken çoğunluğa sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde belirttiği ve istinaf dilekçesinde tekrarladığı sebepleri ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun'un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/6567, K. 2026/5262, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-6567-e-2026-5262-k-b8f5705e1928