Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/597 E. 2026/3173 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/597
Karar No
2026/3173
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/932 E., 2025/2117 K. DAVA TARİHİ : 22.01.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/6 E., 2025/107 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı Şirket arasında 07.04.2018 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından, çalışma süresince ücretlerinin gecikmeli ve eksik ödenmesi nedeni ile haklı olarak feshedildiğini, ücret ödeme borcunu yerine getirmeyen davalı Şirket aleyhine bakiye ücret alacağı ve fer'ileri için Bakırköy 12. İcra Dairesinin 2020/12457 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı Şirket tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini belirterek, davalı Şirketin Bakırköy 12. İcra Dairesinin 2020/12457 Esas sayılı takip dosyasında borca ve fer'ilerine ilişkin itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, davalı borçlu Şirket aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde imzalanan hizmet sözleşmesi bulunmadığını, davacının ücretinin ... Kurumuna bildirilen tutarda olduğunu, bunun dışında davacının muaccel hâle gelmiş herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının iş sözleşmesini fesih hakkını 6 günlük yasal süre içinde kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine devam edilen yargılama sırasında davacı vekili tarafından 12.02.2025 tarihli beyan dilekçesi ve ekinde e-imzalı protokol sunulduğu, sunulan protokole göre toplam alacağın 1.489.324,57 TL olarak 6 taksite bölündüğü ve 28.07.2022 tarihinden başlayan taksitler ile 22.12.2022 tarihinde borcun ödenerek kapandığının anlaşıldığı, ödeme ile de ifa edilmiş konusu kalmamış borç nedeniyle hüküm kurulamayacağı, 25.07.2022 tarihli protokol uyarınca tarafların dava dışı sulh olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin Dairece kaldırılan ilk kararı sonrası davalı ile davacı taraflar arasında protokol imzalandığı, dava konusu borcun varlığını protokol ile kararlaştırdıkları ve ödeme ile de ifa edildiği, konusu kalmamış borç nedeniyle hüküm kurulamayacağına ilişkin mahkeme kabulünün yerinde olduğunun anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1. İlk Derece Mahkemesince görev yönünden değerlendirme yapılmadan işin esasına girilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, 2. Taraflarca imzalanan protokolün icra takibine konu borcun ödenmesine ilişkin olduğu, söz konusu protokolde davadaki savunmalardan vazgeçildiğine veya istinaf hakkından vazgeçildiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, 3. Taraflar arasında imzalanan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, buna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, 4. Taraflar arasında derdest olan ve başka bir mahkemede yargılaması devam eden dava ile eldeki dava birleştirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, 5. Ücret hesabı ile faiz alacağına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan protokolün dava konusu alacaklar yönünden dikkate alınıp alınmayacağına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/597, K. 2026/3173, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-597-e-2026-3173-k-9da9e4142b38