Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/5457 E. 2026/4990 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5457
Karar No
2026/4990
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/832 E., 2025/2229 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/80 E., 2023/641 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kasap şefi olan müvekkilinin ilk olarak 1976-1983 yılları arasında davalı bünyesinde çalıştığını, 1982 yılına kadar sigorta bildiriminin yapılmadığını, davacının 1983 yılında askerlik görevi nedeniyle işten ayrıldığını, 1985 yılında tekrar işe başladığını ve bu çalışmasının iş sözleşmesinin müvekkili işçi tarafından sigorta primlerinin düzenli yatırılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedenleriyle haklı olarak feshedildiği 31.10.1992 tarihine kadar devam ettiğini, ardından davacı işçinin 1994 yılında tekrar kasap şefi olarak davalı bünyesinde çalışmaya başladığını, 31 Aralık 2019 tarihinde iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından sigorta primlerinin düzenli yatırılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedenleriyle haklı olarak feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 1976 yılında başlayan ve 2019 Aralık ayında iş sözleşmesinin feshiyle son bulan işçi işveren ilişkisi bulunduğunu, davacının 1992-1994 yılları arasında başka bir iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını, davacının söz konusu yıllar arasında başka bir iş yerinde çalışmış olması sebebiyle 1992 yılından önceki döneme ait tüm alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının ödenmeyen alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.04.1982-31.10.19 92... .12.1994-31.12.2019 tarihleri arasında olmak üzere iki dönem hâlinde davalı işyerinde çalıştığı, ilk dönem feshinden sonra davacının dava dışı işveren yanında görev yaptığı dosya kapsamı itibarıyla ilk döneme ait alacakların tasfiye edilip edilmediği belirsiz ise de davalının zamanaşımı def'inde bulunduğu ve her iki dönem çalışmasının birleştirilmesinin mümkün olmadığı, buna göre davacının hizmet süresinin 01.12.1994-31.12.2019 tarihleri arasında olmak üzere toplam 25... ay olarak esas alındığı, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığına ilişkin iddiasının beyanlarına başvurulan tanık anlatımları ile ispatlandığı, karşılığı ücretin ödendiğinin ise davalı işveren tarafından ispatlanamadığının anlaşılmasına göre iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ilk dönem çalışmasının sona erdiği 31.10.1992 tarihi ile yeniden işe başladığı 01.12.1994 tarihleri arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinin hatalı olduğu, ancak kıdem tazminatı talebi yönünden ilk dönem çalışmanın ödenmeyen ücret alacağı bulunduğu kanıtlanmadığından kıdem tazminatı hesabında gözetilmemesi gerektiği, davacının çalıştığı tüm dönem boyunca kullandırılmayan yıllık izinler nedeniyle davalı işverenlerin sorumlu tutulması gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle karar hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, b. Davacının 01.04.1982 - 31.10.1992 tarihleri arasındaki çalışma döneminin müvekkili tarafından sigorta primlerinin düzenli yatırılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedenleriyle haklı olarak feshedildiğini, c. Yıllık ücretli izin alacağının eksik hesaplandığını ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Yıllık ücretli izin hakkının tüm çalışma dönemi dikkate alınarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, b. Davacının, işyerinin diğer davalı ile birlikte işletildiği iddiasının doğru olmadığını, müvekkili ...'ın 2004 yılında, işyerini diğer davalı oğlu ...'a devrederek çalışmayı bıraktığını, bu sebeple davacının sigorta kaydının müteveffa ... tarafından yapıldığını, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresinin tespiti, ilk dönem bakımından iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği ve bu dönem için davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin alacağının hesabı ile davalıların sorumluluğuna ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/5457, K. 2026/4990, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-5457-e-2026-4990-k-8847bdf5d167