Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/421 E. 2026/2593 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/421
Karar No
2026/2593
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/775 E., 2025/2145 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar İş Mahkemesi SAYISI : 2023/78 E., 2024/57 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.2012-30.09.2018 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, davalı Şirketin davacı ile birlikte bir çok işçiyi haklı bir neden olmadan işten çıkarttığını, iş sözleşmesi feshedildiğinde kendisinin 5 günlük yıllık izinde olduğunu, davacının haberi olmaksızın gerçeğe aykırı giriş çıkışlar yapıldığını, son aylık ücretinin 2.700,00 TL olduğunu, 2017 yılı için artışın yapılmadığını, 200,00 TL yemek kartı olduğunu brüt ücretinin 4.312,00 TL olduğunu, davacının ... Kurumu emeklilik haklarının zarara uğradığını, bir süre gerçek ücretlerinin bankadan yattığını ancak daha sonra davalı tarafından kargo ile gönderilmeye başlandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.03.2012-30.09.2018 tarihleri arasında çalıştığını, davacıya tahsis edilen Şirket aracının, işlerin durgun olması ve davacının yıllık izin kullanacak olması nedeniyle fabrika merkezine bırakılması nedeniyle iş sözleşmesini tek taraflı feshettiğini, Şirket yöneticilerinin kendisi ile durumu görüşmek istediğini, davacının da "beni işten çıkartın daha iyi" dediğini, kendisine yıllık ücretli izin kullandırıldığını, bu tarihten sonra işe dönmesi hususunda kendisine çağrı yapılmasına rağmen iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini, davacıya ihtarname gönderildiğini ve gelmediği günlere ilişkin mazeret bildirilmesinin istendiğini, davacının son aldığı brüt ücretin 4.312,00 TL olmadığını, yıllık ücretli izin alacağının kendisine ödendiğini, davacının belirtmiş olduğu kargo ile ücret ödemesi yapıldığına ilişkin beyanların gerçeği yansıtmadığını, davacının Eylül ayı ücretinin kendisine ödendiğini ve bu ücretin gerçek ücret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmadan feshedildiği, 40 gün yıllık ücretli izin alacağının ve ödenmeyen Eylül ayı ücretinin bulunduğu, tanık beyanlarına göre haftalık 5,5 saat fazla çalışma yaptığı ve karşılığının ödendiğinin işverence ispat edilemediği gerekçesiyle alacaklar miktar itibarıyla kısmen hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kararın gerekçesiz olduğunu, 2. Davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, 3. Bordroların imzalı olması karşısında tanık beyanlarıyla fazla çalışma yapıldığının ispat edilemeyeceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği ve haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, ücret, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/421, K. 2026/2593, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-421-e-2026-2593-k-5f88ef4ff46f