Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4175 E. 2026/4920 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4175
- Karar No
- 2026/4920
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2517 E., 2026/138 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/66 E., 2025/360 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.07.2012-05.12.2022 tarihleri arasında davalı işyerinde makine operatörü olarak çalıştığını, fesihten sonra işe iade davası açıldığını, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine yönelik kararın kesinleşmesi üzerine davacının işe iade başvurusu yaptığını, davacının işe davet edilmediğini ve davacıya kıdem, ihbar tazminatlarının ödenmediğini, davacının iş sözleşmesinin işe iade başvurusunun davalıya tebliğ edildiği 03.12.2024 tarihinden itibaren yasal süre olan bir aylık sürenin dolduğu 06.01.2025 tarihinde feshedilmiş sayılması gerektiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının işe başlama niyetinin samimi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fesihten sonra işe iade davası açtığı, davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiği, kararın kesinleştiği, akabinde davacının 03.12.2024 tarihli ihtarname ile işe iade başvurusu yaptığı, usulüne uygun başvuruya rağmen davalı tarafından davacının işe başlatılmadığı tarihte feshin gerçekleştiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekiline gerekçeli kararın 01.11.2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık sürenin 17.11.2025 tarihinde sona erdiği, davalı vekilinin bu süreyi geçirdikten sonra 18.11.2025 tarihinde istinaf başvurusunda bulunduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine mahkemesince bir karar verilebileceği gibi kanun yolu denetimi yapan üst mahkemece de istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 3 46... /1-(c) hükümleri uyarınca süre yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. UYAP sistemindeki elektronik imza saati, harç ve havale işlemlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dosyada sürenin sona erdiği iddia edilen tarihteki sistemsel yoğunluk, tebligat parçasındaki okuma hataları veya sisteme veri girişindeki gecikmelerin resen incelenmesi gerektiğini, sistemsel bir gecikmenin, maddi bir yanılgının zararının taraflara kesilmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını, 2. İstinaf başvurusuna ilişkin harçların 15.11.2025 tarihinde yatırılmasının davalının istinafa başvuru iradesini gösterdiğini, harç yatırma işleminin sıradan bir hazırlık hareketi değil, kanun yoluna başvurunun zorunlu unsurlarından biri olup iradenin somut göstergesi olduğunu, yasal sürede kanun yoluna başvuru iradesi gösterilerek mali yükümlülük yerine getirildiğinden tamamen teknik nitelikteki aksaklık nedeniyle dilekçenin sistem üzerinden sunulamamasının başvuru hakkını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını, 3. Usul kurallarının hakkın elde edilmesini zorlaştıracak derecede katı şekilde yorumlanmasının mahkemeye erişim hakkının ihlali olduğunu, somut olayda istinaf dilekçesinin kayda alınma süreci ve sürenin son gününe ilişkin hesap yöntemindeki yanılgının temel hakları zedelediğini, süreden red kararının usul ekonomisine aykırı olduğunu, dosyanın esastan incelenmesi için kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.