Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2259 E. 2026/4924 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2259
- Karar No
- 2026/4924
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/957 E., 2025/1783 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/198 E., 2020/275 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.02.2012 tarihinden 24.04.2018 tarihine kadar iki dönem hâlinde davalı işyerinde çalıştığını, son ücretinin 2.500,00 TL olduğunu, ücrete ek olarak ortalama aylık 1.500,00 TL bahşiş, yemek ve yol parası sosyal hakları bulunduğunu, davacının fiilî duruma aykırı olarak geç tarihli ve düşük ücret üzeriden sigortalı gösterildiğini, ücretin bir kısmının elden ödendiğini, davacının, davalıdan 4 aylık bahşiş alacağı olduğunu, işyerinde fazla çalışma yaptığını, genel tatil günlerinde çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesinden sonra ödenen kıdem tazminatının eksik olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile bahşiş alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmamasına rağmen kendisine iyiniyetle kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini, çalıştığı dönem boyunca hak ettiği alacakların eksiksiz ve zamanında ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayla ilgili olarak yargılamaya ilişkin kanıtların hukuksal değerlendirmesine göre; davacının davalı işyerinde 19.02.2012-18.10.20 16... .02.2017-24.04.2018 tarihleri arasında iki ayrı dönemde kasiyer olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, sözleşmenin davacı tarafından feshi nedeniyle ihbar tazminatına hak kazanamayacağından bu talebin reddine karar verildiği, davacının çalıştığı döneme ait ödenmeyen fazla çalışma ücretlerinin bulunduğu, ispatlanamayan bahşiş ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sabit ücret ile bahşişten oluşan bir ücret sistemiyle çalıştığı sabit olup bu şekilde yapılan ücret ödemelerinde sabit ücret üzerinden %150, bahşiş üzerinden ise %50 oranında zamla fazla çalışma ücreti hesaplandıktan sonra her iki hesaplamanın toplanması gerektiği, kararın bu yönüyle yerinde olmadığı, fazla çalışma alacağının bu doğrultuda yeniden hesaplandığı, %30 oranında indirim ve mahsup yapıldıktan sonra davacının talebiyle bağlı kalınarak fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı, davalının, davacının istifa dilekçesi sunarak işten ayrıldığını savunduğu, ancak bila tarihli belgede, davacının genel tatil, hafta tatili ve yıllık izinlerinden kaynaklanan tüm alacaklarını zamanında aldığına dair ibare yer almasına rağmen, fesih sonrasında davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve genel tatil ödemeleri yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle söz konusu belgeye itibar edilemeyeceği, fesih sonrası davacıya yapılan kısmi ihbar tazminatı ödemesi, tanık beyanları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat yükü üzerinde bulunan davalının bu yükümlülüğünü yerine getiremediği, bu itibarla davacının kıdem tazminatının yanında ihbar tazminatına da hak kazandığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Alacakların zamanaşımına uğradığını, itirazların değerlendirilmediğini, 2. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, 3. Davacı tanıklarının davacının tüm çalışma süresi için görgüye dayalı bilgileri bulunmadığından beyanlarının esas alınamayacağını, 4. Davacının ilk dönem çalışmasının davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, ikinci dönem çalışmasının ise işçinin istifası ile sonlandığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, hizmet süresinin de hatalı belirlendiğini, iki çalışma döneminin birleştirilmesinin hatalı olduğunu, 5. Ücret tespiti ile giydirilmiş ücret tespitinin gerçeği yansıtmadığını, prim ödemesi süreklilik arz etmediğinden giydirilmiş ücrete eklenemeyeceğini, bahşiş tutarı eklenmesinin de hatalı olduğunu, 6. Davacının fazla çalışma alacağı bulunmadığını, nadiren yapılan fazla çalışmaların karşılığının ödendiğini, görgüye dayalı bilgisi olmayan tanık beyanlarının esas alınamayacağını, fazla çalışma hesaplamasının hatalı olduğunu, bordrolardaki tahakkukların dışlama yerine mahsup yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamada yıllık ücretli izin sürelerinin dışlanmadığını, 7. Alacakların brüt tutar üzerinden hüküm altına alınması gerektiğini, 8. İndirim oranının az olduğunu, yargılamada ileri sürdükleri itirazlar dikkate alınmadan, hatalı şekilde kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın türü, zamanaşımı, alacakların brüt olarak hüküm altına alınması gerekip gerekmediği, hizmet süresi, ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, dava konusu alacakların ispatı, hesap yöntemi ve indirim oranı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.