Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4158 E. 2026/3601 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4158
- Karar No
- 2026/3601
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/576 E., 2026/26 K. İHBAR OLUNAN : ... Taahhüt İnş. ve Tic. AŞ vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 15.04.2019
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yirmi yıllık tecrübeye sahip formen olarak yurt dışı iş sözleşmesi ile davalı Şirketlerin ... ve Kazakistan'da bulunan muhtelif şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnşaat Yatırım Sanayi ve ... AŞ (... İnşaat Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışmadığını, davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2021 tarihli kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... İnşaat Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 23.12.2021 tarihli kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; somut uyuşmazlıkta davacı vekilinin 10.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında talep konusu alacaklara yönelik davasını davalı AO ... Şirketi bakımından atiye bıraktığını bildirdiği, Mahkemece davanın geri alınmasına karşı bahsi geçen davalıya bu noktada beyanının sorulmadığı, anılan sebeple öncelikle davalı Ao ... Şirketi vekiline duruşma günü usulune uygun olarak tebliğ edilerek davalı tarafın davanın geri alınmasına muvafakatinin bulunup bulunmadığının sorulması gerektiği, açıklanan usul işlemi tamamlanmadan dava konusu alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli kararı ile; davalı AO ... Şirketi yönünden davanın tefrik edildiği ve davacı tarafın anılan davalı yönünden feragat dilekçesi sunulduğu, tefrik edilen dosyada feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davalı ... İnşaat Şirketi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; hukuk seçimi anlaşması bulunan 27.10.2014-08.07.2015 tarihleri arasındaki son çalışma döneminde Kazakistan hukukunun, 07.12.2009-12.10.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden ise belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptal edildiği, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararının gerekçesi de dikkate alındığında somut olayda sözleşme ile daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu gerekçesiyle Türk hukuku uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlıkta yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, 2. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 3. Yargılama konusu davada müvekkile husumet yöneltilemeyeceğini, 4. Hizmet süresi ve ücret miktarının hatalı belirlendiğini, 5. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, 6. Tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; son bozma kararında hukuk seçimi anlaşması bulunan 27.10.2014-08.07.2015 tarihleri arasındaki son çalışma döneminde Kazakistan hukukunun, 07.12.2009-12.10.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden ise daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı da belirtilerek mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği ifade edilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen Türk hukukuna göre yargılama sonuçlandırılmıştır. Hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan Mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozma kararına uyulduğunda, bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluştuğundan, Mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilerek karar verilmesi zorunludur. Usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin yerleşik ilke ise Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16498 Esas, 2022/16753 Karar sayılı kararında; "...Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar). ..." şeklinde açıklanmıştır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan sadece yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir. Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de, özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır. Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre; İlk Derece Mahkemesince 27.02.2024 tarihli duruşmada hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda hukuk seçimi anlaşması bulunan 27.10.2014-08.07.2015 tarihleri arasındaki son çalışma döneminde seçilen hukuk, 07.12.2009-12.10.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden ise daha sıkı ilişkili hukuk Türk hukuku olmadığından mutad işyeri hukuku hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereği yerine getirilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın yeniden bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.