Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/394 E. 2026/2801 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/394
Karar No
2026/2801
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2437 E., 2025/1466 K. DAVA TARİHİ : 30.09.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/676 E., 2023/327 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait otel işyerinde 10.05.2000-10.07.2017 tarihleri arasında ziyafet servis müdür yardımcısı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının açtığı işe iade davasında verilen kabul kararın kesinleşmesi üzerine 28.07.2022 tarihli ihtarname ile davacının işe başlama talebinin işverenliğe iletildiğini, ancak işe başlama talebinin kabul edilmediğini, davacının çalıştığı otelde bahşiş geliri en yüksek olan ziyafet bölümünde müdür yardımcısı olarak çalıştığını, davacının çalıştığı sürece işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin tamamen ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücretleri, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ile iş güvencesi tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından açılan işe iade davası sonucu davacının 10 günlük sürenin sonu olan 28.04.2022 tarihine kadar başvurmayıp, haftalar sonra ilk defa 13.05.2022 tarihli ihtarname ile eski işe iadesi için başvurduğunu, davalı Şirketçe 16.05.2022 tarihinde tebliğ alınan başvurunun süresinde olmadığını, davacı tarafın 10 günlük süreyi kaçırdığını, sonrasında gecikmiş başvurusundan sonuç alamayınca yeniden süre kazanmak amacıyla gerekçeli kararın kendisine tebliğini talep ettiğini, davacının iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı taleplerine itiraz ettiklerini, iş sözleşmesi haklı nedenlerle feshedildiği için davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını, yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücretinin aylık ücret içinde olduğunu, vardiya ile çalışılan işyerinde fazla çalışma yapılmasının istisnai bir durum olduğunu, arızı olarak yapılan çalışmalarda ücretlerin ödendiğini, alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşen işe iade kararının davacı vekiline 27.07.2022 tarihinde e-tebliğ marifetiyle gönderildiği, 01.08.2022 tarihinde yasal olarak okunmuş sayıldığı, davacı vekilinin 28.07.2022 tarihinde işe başlatılma için talepte bulunduğu, bu talebinin 29.07.2022 tarihinde davalı Şirkete iletildiği, ancak davacının yasal süresinde işe başlatılmadığı, her ne kadar davalı vekili başvurunun süresinde yapılmadığını beyan etmişse de; işe başlatılma talebi için sürenin kesinleşmiş mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlayacağı dikkate alınarak bu itiraza itibar edilmediği, davalının süresi içerisinde başvurulmasına rağmen davacıyı işe başlatmadığı sabit olduğundan davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı taleplerinin kabulü gerektiği, davacı her ne kadar fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücreti taleplerinde bulunmuş ise de bu alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu ve davacının bu taleplerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hesaplamalara esas alınan ücretin hatalı olduğunu, emsal ücretin araştırılmadığını, 2. Davacının kesinleşmiş karara istinaden iki farklı işlem yaptığını, kararın kesinleştiğinin şerhli tebligatla birlikte öğrenilmemesi, daha önceden öğrenilmesi sebebiyle yasal süresinde davalı Şirkete başvuru yapılmadığından kararın bozulması gerektiğini, davacı tarafından kararın öğrenildiği tarihin 28.07.2022 tarihi olmadığının gerek davalı Şirkete gönderilen birinci ihtarnameyle (13.05.2025) gerekse yargılama giderlerine dair yapılan ilâmlı takibin başlatıldığı tarihle sabit olduğunu, 3. Davacının eski işine iadesi için ilk ihtarnameyi 13.05.2022 tarihinde gönderdiğini, bu tarihte gönderilen ihtarname ile davacının işe iade talepli olarak başvurduğu sabitken, kesinleşmiş kararın 27.07.2022 tarihinde tebliğ alındığı iddiasının hukuken bağlayıcı olmadığını, davacının kendi kusuru ile 10 günlük işe iade süresini kaçırıp, sonrasında gecikmiş başvurusundan sonuç alamayınca yeniden süre kazanmak için kesinleşme şerhini içeren kararın tebliğini talep ettiğini, kötüniyetli taleplere itibar edilmemesi gerekirken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 4. Davacının işe iadesi için gereken başvuruyu 10 iş günü içinde yapmayarak elde ettiği hakkı kaybettiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre sebebiyle temin edilemeyecek durumda olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işe iade kararının kesinleşmesi sonrası işe başlatılmak için süresi içerisinde işverene başvurup başvurmadığı, dava konusu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile ücretin miktarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/394, K. 2026/2801, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-394-e-2026-2801-k-272d79aeb4c8