Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3386 E. 2026/3471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3386
- Karar No
- 2026/3471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 10.11.2025 SAYISI : 2022/1187 E., 2025/1389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/907 E., 2022/191 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 10.11.2025 tarihli ek karar ile; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince davacının temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam alacak miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin üstünde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 10.11.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.12.2013 - 06.03.2015 tarihleri arasında Tanzanya'da konut projesinde demirci ustası olarak çalıştığını, davacının davalılar nezdinde çalışmasına rağmen, bilgisi olmadan dava dışı tasfiye hâlinde ... ... ... ... Ltd. bünyesinde çalışıyor gibi gösterilerek mağdur edildiğini, davalı Şirketlerin birbirleriyle ilişkili olup işçilik alacaklarından müştereken sorumlu olduklarını, ilgili Şirketin tasfiye edilerek tüzel kişiliğinin ortadan kalkması nedeniyle davalı olarak gösterilmediğini, davacının son net ücretinin aylık 2.000,00 USD olduğunu, ücretinin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, iş sözleşmesinin tazminata hak kazanacak şekilde sona ermesine rağmen kıdem, ihbar tazminatlarının ödenmediğini, fazla çalışma yapan, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışan davacıya çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin tam olarak kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı Şirketlerin Tanzanya'da herhangi bir projesinin bulunmadığını, davacının davalı Şirketler nezdinde çalışması bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ............... ... ... Ltd'nin tüzel kişiliğinin kalktığı ileri sürülmüşse de ilgili şirketin sadece İstanbul Şubesinin kapatıldığını ve Şirketin Tanzanya'da faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı Şirketler arasında bağlantıya dair itirazlarının olmadığını ancak davalı Şirketlerle dava dışı.................. ... Ltd. arasında herhangi bir bağ olmadığını, davacının ücrete ve diğer hususlara ilişkin iddialarının olağan duruma aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ispat edemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının karşılığı ödenmeyen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücretlerinin bulunduğu, ispatlanamayan fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmi dava olarak açıldığı, ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, 10.09.2014-06.03.2015 dönemi için hesaplanan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının zamanaşımına uğradığı, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen taleple bağlı kalınarak karar verileceği, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede, dava dilekçesinde alacakların Türk Lirası (TL) olarak talep edildiği, ıslah dilekçesi ile USD üzerinden yapılan talep dikkate alınmayarak alacak kalemlerinin TL üzerinden hüküm altına alınması gerektiği, faiz yönünden de infazda tereddüt olacak şekilde ıslah dilekçesindeki miktarlar için USD üzerinden kabulünün hatalı olduğu, her ne kadar ulusal bayram genel tatil ile hafta tatili alacakları için yasal faiz belirlenmesi yerinde değilse de davacı istinafı olmamakla bu yönden hükmün muhafaza edildiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kaldırarak TL cinsinden hüküm kurmasının hatalı olduğunu, taleplerinin ıslah dilekçesinde USD olarak açıkça belirtildiğini, 2. Davanın belirsiz alacak olarak açılması nedeniyle TL olarak bildirilen hususların tamamen harca esas değerin tespiti için olduğunu, başından beri yabancı para talebi bulunduğunu, davacının ücretinin de USD cinsinden ödendiğini bu nedenle USD olarak hüküm kurulması gerektiğini, 3. Ret vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu alacakların TL üzerinden hesaplama yöntemi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 10.11.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine, asıl karar yönünden aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl kararı temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.