Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3035 E. 2026/3570 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3035
- Karar No
- 2026/3570
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2080 E., 2025/2410 K. DAVA TARİHİ : 05.08.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/374 E., 2023/398 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve ... AŞ (... İnşaat Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İnşaat Şirketinin asıl işveren olduğu yurt dışındaki ... Konut İnşaatı Projesinde alt işveren olan ... ... Basın Yayın Tanıtım Organizasyon İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.ne (... ... Şirketi) bağlı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ücretinin net 2.500,00 Euro olduğunu, işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, bu çalışmalarının karşılığı ile ücret alacağının ödenmediğini, işçilik alacaklarından her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İnşaat Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının diğer davalı Şirket çalışanı olduğunu, davacının işlerin yoğun olduğu dönemde müvekkilinin projesinde çok sınırlı bir çalışması bulunduğunu, çalıştığını, davacı taraf ile müvekkili Şirket projesindeki çalışma sürelerine istinaden hak ve alacakları konusunda ihtiyari arabuluculuk süreci neticesinde karşılıklı anlaşmaya varıldığını ve tüm hak ve alacaklarının anlaşma metnine uygun şekilde ödendiğini, davacının müvekkili Şirket nezdinde başkaca bir hak ve alacağı bulunmadığı gibi arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılan hususlarda yeniden talepte bulunulmasının haklı ve yasal dayanağı bulunmadığını, davacının ücrete ve çalışma koşullarına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ........... ... Şirketi ile diğer davalı olan ... İnşaat Şirketi'nin Sırbistan'da yapılacak ... Konut Projesi için ortak olduklarını, müvekkili Şirketin dava dışı Şirketin inşaat işleri için alt işveren Şirket olarak anlaştıklarını, ancak işin görülmesi esnasında dava dışı Şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, işçilerin ödemelerin yapılmaması sebebiyle işi bıraktıklarını, işçilere ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dava dışı Şirket nezdinde bulunduğunu, davacı iddialarının da haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı ... İnşaat Şirketinin asıl, davalı ... ... Şirketinin alt işveren sıfatıyla davacının alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalılarca iş sözleşmesinin ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sonlandığının ispatlanamadığı, öylelikle ihbar tazminatına hak kazanıldığı, davacının ücrete ilişkin iddiasının banka kayıtları, emsal ücret araştırması ve davacı tanık anlatımları ile uyumlu olduğu, üç öğün yemek ve barınmanın işveren tarafından karşılandığının da davacı tarafça ispatlandığı, davacının ücretinin eksiksiz ödendiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, davacının fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, bu çalışmaların ücretlerinin ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme elverişli bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnşaat Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal nitelikteki Yargıtay içtihatları ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri dikkate alındığında, arabuluculuğa başvuranın asıl işveren olması, davalı alt işverenin arabuluculuk görüşmelerine katılmaması, arabuluculuk görüşmelerinin nerede yapıldığına ilişkin tutanaklarda bir bilginin bulunmaması, tanık beyanları ile arabuluculuk tutanaklarının işten çıkartıldıkları gün baskı altında davalı asıl işverene ait Sırbistan ülkesindeki şantiyede düzenlenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; dava tarihi itibarıyla taraflar arasında yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği, davalı ... İnşaat Şirketi vekilinin asıl işveren olması nedeniyle husumet itirazının yerinde görülmediği, davacının hizmet süresinin yurda giriş çıkış kayıtları ve tanık beyanları dikkate alındığında dosya kapsamına uygun belirlendiği, davacının iş sözleşmesinin ihbar tazminatını verilmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, davalı işyerinde fazla çalışma yapıldığına ilişkin emsal kararların bulunması karşısında, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceği itirazının isabetsiz olduğu, davacının ücret tespitinin yerinde olduğu, dosyaya sunulan giriş çıkış kayıtları dikkate alınarak kayıt bulunan dönemde bu kayıtlara göre kayıt bulunmayan dönemde ise tanık beyanlarına göre davacının davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını kanıtladığı gerekçesiyle davalı ... İnşaat Şirketinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnşaat Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tarafların ihtiyari arabuluculuk süreci sonucunda anlaştığını, üzerinde anlaşılan hususlarda tekrar dava açılamayacağını, arabuluculuk görüşmelerinin işyerinde yapılmasının geçerliliğini etkilemeyeceğini, ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda anlaşılmasına rağmen davacının dava dilekçesinde bu husustan hiç bahsetmediğini, anlaşma tutanağının geçersizliğini ileri sürerek iptalini istemediğini, kaldı ki anlaşılan tarihin üzerinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve artık iptalinin istenemeyeceğini, anlaşma belgesinin geçerli bir ilâm olduğunu ve davanın usulden reddi gerektiğini, davalı beyan ve delillerine değer verilmediğini, 2. Hizmet süresinin ve aylık ücret miktarının hatalı belirlendiğini, davacının ücret iddiasının fahiş olduğunu, ödenmeyen ücretinin bulunmadığını, 3. Davacının işvereni ile de bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, geçici görevlendirme neticesinde davacının müvekkili Şirketin projesinde sınırlı bir çalışması olduğunu, buna dair ödemelerin kendisine yapıldığını, işten çıkış sürecine dair müvekkili Şirketin bir tasarruf yetkisi bulunmadığından ihbar tazminatından sorumlu tutulamayacağını, 4. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 5. İşyerinde ara dinlenmenin 1,5 saat olduğunu, 6. Davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmadığını, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taleplere yönelik ihtiyari arabuluculuk faaliyeti neticesinde düzenlenen anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı, davalı ... İnşaat Şirketine husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, davacının iş sözleşmesinin fesih şekline göre ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, karşılığı ödenmeyen ücret alacağı bulunup bulunmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesap yöntemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.