Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1253 E. 2026/3573 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1253
- Karar No
- 2026/3573
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2747 E., 2025/4625 K.
DAVA TARİHİ : 03.05.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/234 E., 2025/725 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 07.07.2005-05.04.2024 tarihleri arasında lahmacun ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, işyerinde 09.30-23. 30... .00-21.30 saatleri arasında ikili vardiya ile çalışıldığını, fazla çalışma yapıldığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılmaya devam edildiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini, hak ettiği yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ailevi sebeplerle şehir dışına taşınma gerekçesi ile iş sözleşmesini sona erdirdiğini, işyerinde 4 usta olması sebebiyle dönüşümlü çalışıldığından fazla çalışma yapılmadığını, işçilerin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaları hâlinde karşılığı olan ücretlerin kendilerine ödendiğini, uzun yıllar müvekkili Şirket bünyesinde çalışan davacının yıllık ücretli izin kullanmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Kurumu kayıtlarına göre davacının 07.07.2005-03.08.20 09... .08.2009-12.12.2009 tarihleri arasında dava dışı ... İnşaat Elektronik San. Tic. ve Ltd. Şti. ile B. Gıda Turizm ... San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde çalışmaları bulunmakta olup 19.12.2009 tarihi ve sonrasında davalı Şirket nezdinde bildirimi yapılmış ise de dava dışı Şirketler ile davalı Şirket arasında organik bağ olduğu tespit edildiğinden davacının 07.07.20 05... .04.2024 tarihleri arasında çalıştığının kabulü gerektiği, dinlenilen tanık beyanlarına göre davacının işyerinde 18 saat fazla çalışma yaptığını ve bir kısım ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, söz konusu çalışmaların karşılığının davalı tarafça ödenmediği, davacı tarafından yapılan feshin ödenmeyen işçilik alacaklarının varlığı sebebiyle haklı nedene dayandığı, davalı tarafça davacının yıllık ücretli izin kullandığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı isticvabına göre de davacının çalışma süresince yıllık ücretli izin kullanmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece celp edilen ... sicil kayıtlarından davalı Şirket ortak ve yetkilisi ile dava dışı Şirketlerin yetkili ve ortaklarının yakın akraba oldukları, Şirketler arasında organik bağ bulunduğundan hizmet sürelerinin birleştirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, hizmet süresinin dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için kapsama alınan bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun olduğu, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı, tavan ücret üzerinden yapılan kıdem tazminatı hesabında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının iznin tamamının kullandırıldığı veya bedelinin ödendiğini kanıtlayamadığı, davacı işçinin isticvabında yıllık ücretli izin kullanmadığını beyan etmesi nedeniyle bu talebin kabulüne karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ailevi sebeplerle iş sözleşmesini feshettiğini, istifa dilekçesi vereceğini bildirmesine rağmen ihtar göndererek sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğunu, 2. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, organik bağ kabulü ile hizmet sürelerinin birleştirilmesinin yerinde olmadığını, hizmet süresine ilişkin diğer itirazlarının dikkate alınmadığını, 3. İşyerinde 4 farklı usta olduğundan ve dönüşümlü olarak çalıştıklarından işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, herhangi bir şekilde fazla çalışma yapılması ya da ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılması hâlinde de karşılığının ödendiğini, söz konusu alacakların reddi gerektiğini, 4. Uzun yıllar müvekkili Şirkette çalışan davacının yıllık ücretli izin kullanmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını, aksinin düşünülmesi hâlinde yıllık ücretli izin alacağından %50 indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının hizmet süresinin tespiti, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı, 07.07.2005-03.08.2009 tarihlerinde dava dışı ... İnşaat Elektronik San. Tic. ve Ltd. Şti. işyerinde, 04.08.2009-14.12.2009 tarihlerinde dava dışı............ Turizm ... San. ve Tic. Ltd. Şti. işyerinde, 19.12.2009 tarihi ve sonrasında ise davalı Şirket nezdinde çalışmıştır. İlk Derece Mahkemesince Şirketlerin ortakları ve yetkilileri arasındaki akrabalık ve ortak Şirket yetkilileri/ortakları bulunması sebebiyle dava dışı Şirketler ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davalı Şirketin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de, dinlenilen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davalı Şirketin işyeri devri hükümleri uyarınca talep konusu işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla bu gerekçe ile isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda yer alan ilave gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.