Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2631 E. 2026/5285 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2631
- Karar No
- 2026/5285
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2204 E., 2025/2650 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/677 E., 2025/217 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenlikte 26.04.2004-01.10.2021 tarihleri arasında Banka ve iştiraklerine uzaktan Garanti Bankası yazılımlarına ve donanımlarına destek olduğunu, GT-Müşteri Hizmet Merkezinde çalıştığını, davacı uzun yıllardan beri iş koşulları yüksek seviyede stresli olan söz konusu merkezde çalışırken denk statüde sadece 8 ekip arkadaşının bulunduğunu, kendi aralarında stres attıkları, her gün kullandıkları, o anda sadece 8 arkadaşının bulunduğu, müdürün bulunmadığı, "cisco jabber yazışma platformu"nda işyerinde sabırları zorlayıcı yaşadığı bir olayın etkisi ile yanlışlıkla bir anda yazdığı, ancak hemen özür dileyerek sildiği "tecavüz" kelimesi için iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının 18 yıl olan kıdemi karşısında yapılan tazminatsız feshin, ağır bir yaptırım olduğunu, bu durumun işyerinde olumsuzluğa sebebiyet vermediğini, işyerinin bütününü olumsuz etkilemediğini, iş sözleşmesinin altı iş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş arkadaşları ile yazışma ortamında bir kadın çalışan hakkında "Ben bu kadına tecavüz ederim." şeklinde beyan paylaştığını, beyanın o anda sistemde yazışan tüm banka çalışanları tarafından görüldüğünü, davacının dava dilekçesinde de söz konusu taciz/küfür niteliğindeki ifadeyi yazdığını açıkça kabul ettiğini, davacı bu beyanının sehven olduğunu ve hemen silindiğini iddia etmişse de bir kadın çalışan hakkında bu şekilde bir ifade kullanılmasının sadece Banka açısından değil makul hiçbir kimse tarafından kabul edilebilir bir davranış olmadığını, tazminatsız fesih nedeni olduğunu, davacının eylemi doğrululuk ve bağlılığa uymayan davranış kapsamında olup işverene haklı nedenle fesih imkânı verdiğini, davalının davacının kullandığı hakaret ve saldırı niteliğindeki yazışma içeriğinden 30.09.2021 tarihinde haberdar olduğunu, feshin hak düşürücü süre içinde 01.10.2021 tarihinde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, somut olayda davacının bir kadın çalışan hakkında kullandığı ifade yönünden taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacı vekilinin kaldırma kararından önce dört tanık bildirdiği, ancak bu tanıkları hangi konuda dinleteceğine yönelik somutlaştırma yapmadığı, bu tanıkları hangi hususlarda dinletmek istediği duruşmada sorulduğunda "... tanıklarımızı bildirmemizin sebebi ise davacının normalde böyle bir karakterde olmadığını, iş stresi nedeniyle bir anlık gafletle dinletmek istemiştik." şeklinde beyanda bulunduğu, bu bağlamda kararın esasına etki etmeyeceğinden tanıkların dinlenmediği, davacının banka çalışanlarının olduğu ortak bir yazışma platformunda davalı işyerinde çalışan bir kadın hakkında "Ben bu kadına tecavüz ederim." ifadesini kullandığı, davalının bu durumu öğrendiğinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı tanıklarının beyanı alınmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, 2. Davalının feshe konu olayı öğrenmesine rağmen 6 iş günlük hak düşürücü sürede feshi gerçekleştirmediğini, 3. Davalının süresinde delillerini sunmadığını, davalının fesih konusu olayı öğrendiğine dair Bankaya gönderilen e-postada kırpma işlemi yapıldığını, bu durumun da feshin süresinde yapılmama ihtimalini ortaya çıkardığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, feshin hak düşürücü sürede yapılıp yapılmadığı ile buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.