Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2522 E. 2026/3291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2522
Karar No
2026/3291
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2360 E., 2025/3486 K. DAVA TARİHİ : 18.11.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/625 E., 2025/256 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, Türkiye Sağlık ve ... Sendikası üyesi olduğunu, dava açılması için muvafakatname ve yetki belgesi verdiğini, işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmelerinden dayanışma aidatı ödeyerek yararlandığını, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ödenmeyen fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilmesinin mümkün olmadığını, işçilerin sözleşmesinde ücrete ilişkin belirli bir oran yazılmış olsa dahi geçersiz bulunduğunu, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, davacının hem bireysel iş sözleşmesinin ücret zammı hem de toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, aksi durumda çifte zam durumunun ve diğer personellerin aldıkları ücretler arasında dengesizlikler oluşacağını, yanı sıra talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı Bakanlık arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair açık düzenleme olduğu, buna karşın 01.01.2019 tarihinde davacının 31.12.2018 tarihindeki ücretine sadece Çalışma ve ... Bakanlığı Genelgesindeki ... kararında belirtilen %4 oranındaki ücret zammının uygulandığı bireysel iş sözleşmesindeki oranın dikkate alınmadığı, hesap bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 2021 yılı ve sonrasındaki döneme ilişkin ücret bordrolarının sunulmadığı yanı sıra tespit sonrasında da davalı tarafça bu eksikliğin tamamlanmadığı, daha önce delilleri sunmak üzere süre verildiği, taraflarca getirme ilkesi de gözönünde bulundurularak söz konusu hususa ilişkin başkaca işlem yapılmadığı ve bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların dayanak alındığı gerekçesiyle taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca aylık temel ücret olarak "her ay brüt asgari ücretin %72,50 fazlasının" uygulanması gerektiğinin tespiti ile davacının fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarına ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı ile davalı Bakanlık arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesinde "...İş bu sözleşme süresince işçiye her ay brüt asgari ücretin %72,50 fazlası üzerinden günlük ödeme yapılır." şeklinde taraflarca artış oranının açıkça belirlendiği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 23/6 hükmünde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan ... tarafından karara bağlanan ve süresi sona erecek toplu iş sözleşmesinin anılan madde kapsamında yer alan idarelerce sürekli işçi kadrosuna geçirilecek işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde esas alınacağının düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 36. maddesinde; toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı olamayacağının, iş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümlerin alacağının ve toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümlerinin geçerli olacağının düzenlenmiş olduğunu,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince bireysel iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmesi hükümlerinin bire bir, tek tek ya da bütün olarak değil, konuların gruplandırılarak karşılaştırılması gerektiğini, işçinin taraf sendikaya üye olup işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladıktan sonra toplu iş sözleşmesi hükümleri kapsamında günlük ücretinde düşüş olsa bile eğer akçeli menfaatlerinde bir bütün olarak artış meydana gelerek ve geliri yükselmiş ise fark ücret alacağına hak kazanmayacağının kabul edilmesi gerektiğini,

2. Davacıya ait bordrolar incelendiğinde, davacının toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret zammından ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer ücret eklerinden de faydalandığının görüleceğini, davacıya ödenen aylık ücretin yanında ikramiye, tediye, hizmet primi, yol, çocuk ve yakacak gibi sosyal yardım ve benzeri gibi sürekli nitelikte tahakkuk eden ücret ve ücret ekleri ilave edildiğinde iş sözleşmesinde belirlenen ücretin üstünde bir ücret almaya başladığını, başka bir deyişle toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olduğunu, bu durumda davacı işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olamayacağını, 3. Davacının ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak üzerine %4 oranında zam yapıldığını, herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini, 4. Davacının ücretinin her seneki asgari ücrete yükseltilerek iş sözleşmesindeki oran üzerinden tekrar tespit edilmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, zira bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücret olduğunu ve kadroya geçiş ücretinin davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, aksi yorumda davacı ve aynı durumda görev yapan sürekli işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşturacağını ve bu durumun da ülke genelinde görev yapan tüm çalışanlar arasında eşitsizliğe yol açacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacağının bulunup bulunmadığı ile faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2522, K. 2026/3291, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2522-e-2026-3291-k-7448cc01e014