Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2413 E. 2026/3284 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2413
Karar No
2026/3284
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2929 E., 2025/2956 K. DAVA TARİHİ : 24.01.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/76 E., 2025/397 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığa (Bakanlık) bağlı olarak ... Dr. ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmelerinden yararlandığını, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin asgari ücretin yine belli oranda fazlası olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını 31.12.2020 tarihine dek olan fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları için daha önce ... İş Mahkemesinde alacak davası açıldığını ve karara bağlandığını ancak eksik ödemeye devam edildiğini iddia ederek fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının 01.01.2021 tarihinden arabuluculuk başvuru tarihi arası dönem bakımından, hizmet zammı fark alacağının 01.11.2020 tarihinden arabuluculuk başvuru tarihi arası dönem bakımından, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti farkı alacaklarının 01.01.2019 tarihinden arabuluculuk başvuru tarihi arası dönem yönünden belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, işçilerin sözleşmesinde ücrete ilişkin belirli bir oran yazılmış olsa dâhi geçersiz bulunduğunu, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, davacının hem bireysel iş sözleşmesinin ücret zammı hem de toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, aksi durumda çifte zam durumunun oluşacağını ve diğer personellerin aldıkları ücretler arasında dengesizlikler oluşacağını, yanı sıra talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2024 tarihli kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli kararı ile ortadan kaldırılması üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda derdestlik ve kesin hüküm dava şartları bakımından inceleme yapılabilmesi için davacı tarafından davalı Bakanlık aleyhine daha önce açılmış olan dosyalar ile toplu iş sözleşmelerinden yararlanma durumunun netleştirilmesi için gerekli belgeler getirtilerek eksikliklerin tamamlandığını, söz konusu dosyalardan ... 8. İş Mahkemesinin 2022/409 Esas, 2024/50 Karar sayılı dosyasında; davacının 01.01.2019-08.02.2021 dönemleri açısından fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye ücreti alacaklarının dava konusu olduğunun ve bu doğrultuda hesaplanarak hüküm altına alındığının, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunun görüldüğü, davacının ... Sendikası toplu iş sözleşmelerinden dönem dönem sendika üyesi olarak dönem dönem ise üye olmaksızın dayanışma aidatı ödenmek suretiyle olmak üzere tüm hesaplama dönemi açısından yararlandığı, 10.10.2024 tarihli ilk hükme esas alınan kök raporda; 01.01.2021 - 19.01.2024 dönemleri açısından ücret farkı, ilave tediye, ikramiye, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hesaplanarak hüküm kurulmuş olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli kaldırma kararı sonrasında dosyaya gelen taraflar arasında davacı tarafından davalı Bakanlık aleyhine daha önce açılan davalarda uyuşmazlık konusu dönemler derdestlik ve kesin hüküm dava şartları bakımından incelendiğinde; eldeki dosyada hesaplamaya esas dönemin 08.02.2021 - 19.01.2024 tarihleri aralığına ilişkin olması gerektiği kanaatine varıldığı, bu doğrultuda 17.06.2025 tarihli ve 22.08.2025 tarihli bilirkişi ek raporlarının alındığını, neticede 22.08.2025 tarihli son ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2024 tarihli ilk kararının kaldırılmasına ilişkin 12.02.2025 tarihli kararında belirtildiği üzere; davalı Bakanlık aleyhine daha önce ... 8. İş Mahkemesinin 2022/409 Esas, 2024/50 Karar sırasına kayıtlı olarak açılan alacak dava dosyasının derdestlik, kesin hüküm bakımından değerlendirilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından gönderme kararı sonrasında yapılan yargılamada 22.08.2025 tarihli bilirkişi ek raporu kapsamına göre sonuca gidilmesinin hatalı bulunduğu, zira ilk karar yönünden davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2025 tarihli kararı kaldırılarak, hizmet zammı talebinin esastan, diğer fazla taleplerin derdestlik/kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, davaya konu olan hesap dönemleri yönünden usuli kazanılmış hak nedeniyle fazlaya dair hakkın bulunmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 10.10.2024 tarihli ilk kararda; 01.01.2023 tarihi sonrası toplu iş sözleşmesi ile taban ücret uygulaması getirildiğinden bu tarihten sonra alacak doğmayacağının belirlendiğini, davalı tarafın istinafı sonrası Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın kaldırılarak geri gönderilmesi nedeniyle yeniden yargılama yapılması sonucunda ise davacının ücretinin 01.01.2023 tarihinde getirilen taban ücret tutarının üzerinde kaldığı ve bu nedenle bu tarihten sonra da fark alacak doğacağının tespit edilerek bu yönde karar verilmiş olduğunu, söz konusu karara yönelik davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesince verilen 10.10.2024 tarihli ilk karara dayanak alınan 03.09.2024 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekilince itiraz edilmediği gibi karara yönelik istinaf yoluna da gidilmediği, bu nedenle davalı istinafı üzerine kaldırılmış olan ilk karar sonrası davalı aleyhine olacak şekilde hesaplama dönemi de genişletilerek 2023 yılı için hesaplama yapılan 22.08.2025 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle mahkemenin 14.10.2025 tarihli kararını kaldırmak suretiyle, 17.06.2025 tarihli bilirkişi ek rapor doğrultusunda yeni hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, zira iddia edilenin aksine 03.09.2024 tarihli rapora karşı itiraz etmiş olduklarını, ayrıca tüm alacak kalemleri bakımından arabuluculuk son tutanak tarihine dek hesaplama yapılmasını istediklerini, arabuluculuk son tutanak tarihinin 19.01.2024 olması sebebiyle 2023 yılı alacaklarının tamamının muaccel hâle gelmesi sebebiyle talep döneminin genişletilmediğinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 23. maddesi gereğince geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin esas alınmış olduğunu, b. Davacıya ait bordrolar incelendiğinde de, davacının toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret zammından ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer ücret eklerinden de faydalandığının görüleceğini, davacıya ödenen aylık ücretin yanında ikramiye, tediye, hizmet primi, yol, çocuk ve yakacak gibi sosyal yardım ve benzeri gibi sürekli nitelikte tahakkuk eden ücret ve ücret ekleri ilave edildiğinde iş sözleşmesinde belirlenen ücretin üstünde bir ücret almaya başladığını, başka bir deyişle toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olduğunu, bu durumda davacı işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olamayacağını, c. Davacının ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak üzerine %4 oranında zam yapıldığını, herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini, d. Davacının ücretinin her seneki asgari ücrete yükseltilerek iş sözleşmesindeki oran üzerinden tekrar tespit edilmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, zira bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücret olduğunu ve kadroya geçiş ücretinin davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, aksi yorumda davacı ve aynı durumda görev yapan sürekli işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşturacağını ve bu durumun da ülke genelinde görev yapan tüm çalışanlar arasında eşitsizliğe yol açacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile davacının talep konusu fark alacağının bulunup bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle davalı taraf bakımından oluşan usuli kazanılmış hakka ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2413, K. 2026/3284, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2413-e-2026-3284-k-9d95f248783a