Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2321 E. 2026/5282 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2321
- Karar No
- 2026/5282
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2386 E., 2025/2841 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 49. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/270 E., 2024/499 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Şirket vekili dava dilekçesinde; davalı işçinin müvekkili Şirketin Ankara bölge satış müdürü olarak çalışırken kendisi adına kurduğu ... Grup Enerji Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) adlı Şirketi üzerinden, müvekkiline ait ürünlerin satış ve servis hizmetlerini vermeye başladığını, müvekkili Şirkete ait ürünlerini anılan Şirket aracılığıyla sattığını, müvekkili Şirket müşterilerine ulaşarak ürün satmaya çalıştığını, kendi Şirketi üzerinden yaptığı işlemlerle davacı Şirketi zarara uğrattığını, iş sözleşmesinin 18. maddesinde işçinin rekabet yasağının düzenlendiğini, davacı Şirketin deposunda mali değeri hayli yüklü ürünlerin davalının sorumluluğunda iken yok olduğunu, 18. maddede personelin işverenden elde ettiği edimlerin brüt tutarının 3 katını cezai şart olarak ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, iş sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiğini, davalının sorumluluğunda olan Ankara bölge envanteri ve Şirkette yapılan kontrol ve sayımlarda depolarda kayıt altına alınmış toplam 268.285.92 TL tutarında ürün kaybı tespit edildiğini, akabinde yapılan incelemelerde; Şirkette bir kısım ürünlerin bulunmadığını, bir kısım ürünlerin müşteriden alınmasına rağmen depo kayıtlarında teslim edilmiş görünmediğini, müvekkili Şirketin çalıştığı firmalara ... Şirketi üzerinden fatura kesildiğinin görüldüğünü, bu hususta davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, takipsizlik kararına itiraz edildiğini, şu an için 268.285,92 TL zarar oluştuğunu, Şirketin Ankara Bölge Şubesi yönetiminin davalıda olduğunu, depolarda oluşan kayıplar sebebiyle oluşan zarardan davalı işçinin sorumlu olduğunu, diğer yandan Şirket kayıtlarının incelenmesinde davalının müvekkili nezdinde cari hesabında 126 avans hesabında 124.071,93 TL borçlu bulunduğunu da ileri sürerek depolarda eksilen ürün meblağı, davalı yedinde bulunan avans alacağı ve cezai şart alacağının davalı işçiden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davanın işçilik alacaklarının ödenmemesi ve/veya ödenmesinin geciktirilmesi amacıyla oluşturulmuş gerçek dışı iddialardan ibaret olduğunu, işveren ile işçinin hak kazandığı primlerin ödemesine yönelik hesap yapılan günde iş sözleşmesinin feshedildiğini, hakkındaki iddiaların davalı işçiye sorulmadığını, savunma istenmediğini, davacı Şirketin müvekkili davalının 2016 yılında kurduğu ... Şirketinden haberdar olduğunu, söz konusu Şirketin davacının bilgisi ve talimatı ile kurulduğunu, davalı işçi hakkında yapılan suç duyurusu bakımından takipsizlik kararı verildiğini, iş sözleşmesinin 24.12.2018 tarihinde feshedilmesinden hemen sonra bu feshe dayanak olarak 10.01.2019 tarihli depo sayım tutanağı düzenlendiğini, cezai şarta dayanak gösterilen sözleşmedeki rekabet etmeme yasağı yönünden ... Şirketinin, davacı Şirketin bilgisi ve talimatı ile kurulduğu gerçeği bulunduğunu, cezai şartın geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işçinin açtığı işe iade davasında iş sözleşmesinin feshinin haklı olmasa da geçerli nedene dayalı olduğunun belirlendiği ve kararın kesinleştiği, dosya kapsamına göre davalı işçi ile davacı Şirketin yetkilileri tarafından gönderilen e-postaların incelenmesinde; davacı Şirket yetkilileri ile olan yazışmalarda Şirket yetkililerinin ... Şirketinin varlığından haberdar olduğu, tanık beyanlarının da bu durumu doğruladığı, davalı tanığı İ.A'nın beyanına göre ... Şirketinin kaşesinin davacı Şirket tarafından bilindiği, kaşenin davalının işyerindeki masasının üzerinde bulunduğu, bu durumun davacı Şirketin Türkiye müdürü N.G. ve M.M. tarafından bilindiği, bu iki Şirket arasındaki faturaların, e-postaların, evrakın görüldüğü, davacı Şirketin bilgisi dışında hiçbir iş yapılmadığı, sonuç itibarıyla ... Şirketinden davacı Şirket yetkililerinin haberdar olduğu, davacının iş sözleşmesinin 24.12.2018 tarihinde feshedildiği ancak iddia edilen depo sayımının fesih tarihinden sonra yapıldığı, iddia edilen satışların Şirket yetkilileri tarafından bilindiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı Şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Şirket vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı işçinin davacı Şirketin ürünlerini usule aykırı olarak davalı işçinin sorumluluğunda bulunan depodan çıkarıp üçüncü şahıslara kendi Şirketi üzerinden sattığını, davacı Şirket yöneticilerinin davalının Şirketi olduğunu bilmelerinin müvekkili Şirketin mallarının eksildiği gerçeğini değiştirmediğini, davalı işçinin eksik ürün meblağı kadar sorumlu olduğunu, 2. Taraflar arasındaki iş ilişkisinin sona erdiğini, davalı üzerinde müvekkili Şirketten aldığı avansların kaldığını, davacının bu avansı istemekte haklı olduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini, 3. Güvenin kötüye kullanılması ve işe iade konulu yargılamalarda farklı şartların incelenmesi ile verilen kararların bu temyizi istenen karara dayanak edilmesi, davacının alacağını dayandırdığı malvarlığındaki eksilme bakımından delil toplama yoluna gidilmemesinin kararın bozulması için yeterli olduğunu, kararın davacı Şirketin malvarlığında yaşanan eksilme ve davalı yedİnde mevcut avansın iadesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılması gerekliliğinden bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı Şirketin yaptığı sayım sonucu tespit ettiği eksik ürün bedellerinin ve davalı işçinin uhdesinde bulunduğunu ileri sürdüğü avans bedellerinin davalı işçiden tahsili gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Şirket vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.