Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/207 E. 2026/2491 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/207
- Karar No
- 2026/2491
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2224 E., 2025/1873 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/905 E., 2023/247 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde Şubat 2011 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 27.07.2018 tarihine kadar aralıksız şekilde pazarlamacı olarak çalıştığını, son ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu, çalıştığı sürece işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, yasal haklarının ödenmemesi nedeniyle davacının iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil, hafta tatili ücretleri ile eksik ödenen ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha önceden davalı Şirketin 5 pay hisse sahibi olarak ortağı durumdayken, 04.02.2016 tarihinde hisselerini devrederek ortaklık ilişkisinin sonlandırdığını, akabinde davacının davalı Şirkete iş başvurusunda bulunması üzerine 03.03.2016 tarihinde davacının işyerinde çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından geçerli nedene dayanılarak 24.07.2018 tarihinde feshedildiğini, ortaklıkta elde ettiği gelirlere ulaşamayan davacının, davalı işveren adına yaptığı tahsilatları uhdesine geçirerek haksız kazanç elde ettiğini, kapanan ve el değiştiren işletmeler nedeniyle birçok müşteriye ulaşmak mümkün olmadığından gerçek zarar miktarının tespit edilemediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bir an için davacının iddialarının doğru olduğunu düşünülse bile davacının davalı Şirkete büyük maddi zararlar verdiğini, sadece tespit edilebildiği son dönem zararı bile davacının bütün iddialarının kabulü hâlinde alacağı bedelden daha yüksek olduğunu, bu nedenle bu yönde bir kanaat hasıl olursa meydana gelen zararın takas mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, iş sözleşmesini davacının haklı nedenle feshettiğini iddia ettiği, davalı işverenin davacının uhdesine para geçirdiğini savunduğu, ancak davalının kesinleşmiş Mahkeme kararı ve tüm dosya kapsamında bu iddiasını ispatlayamadığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacı tarafından bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, imzalı ücret bordrolarında davacının ücretinin asgari ücret olduğu, dava dilekçesinde elden ödeme iddiasının olmaması ve davacının son çalışma dönemine ilişkin davacının ücreti, ödeme şekli konusunda bilgisi olan tanık bulunmaması nedeniyle imzalı ücret bordrolarına itibar edilerek davacının ücretinin brüt 2.029,50 TL olduğu, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücret alacakları, ücret ve asgari geçim indirimi alacakları bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet süresi ile ücret miktarının hatalı ve eksik belirlendiğini, ücret yönünden emsal ücret araştırması yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, 2. Davacının hak ettiği dava konusu alacakların eksik hesaplandığını, davacının alacaklarının hesaplanandan çok daha fazla olduğunu, davalı tanığı N.T. beyanlarına rağmen fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının eksik hesaplandığını, istinaf başvurusunun reddi kararının hatalı olduğunu, zira dosyada ödeme belgesi bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret miktarı ve davacının dava konusu alacak kalemlerinin miktarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.