Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9235 E. 2026/3179 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9235
- Karar No
- 2026/3179
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/759 E., 2025/2325 K. DAVA TARİHİ : 05.07.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/349 E., 2024/34 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ....... ile davalı vekili Avukat............ duruşmaya katıldılar.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait yurt dışı şantiyelerde 30.06.2013-10.09.2020 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları, prim, ücret, ücret farkı ile yol seyahat gider alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... İnş. Yat. San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, iddia edilen ücretin fâhiş olduğunu, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere davacının proje bazlı ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı anlaşıldığından, infisah eden sözleşme hükümleri gereği tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının dava konusu etmiş olduğu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ücret seviyesinin bordrolarda gözüktüğü gibi olduğunu ve ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesinin 10.09.2020 tarihinde sonlandığı, davanın 05.07.2022 tarihinde açıldığı, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça ...'daki çalışmasına ait iş sözleşmesinin 10.09.2020 tarihinde feshedildiği, dava tarihinin 05.07.2022 olduğu birlikte nazara alındığında ...'daki çalışma dönemi yönünden 1 yıllık başvurma süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın Rus hukukuna göre reddi yönünde karar verilmesinin isabetli bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalılar tarafından cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında yabancı hukukun uygulanması gerektiğinin savunulmadığını, 2.Yabancı hukukta yer alan zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin uyuşmazlıkta uygulanmaması gerektiğini, 3. Yargıtay tarafından içtihadı birleştirme kararı olmaksızın görüş değiştirilmesinin hukuki öngörülebilirlik, sürpriz karar yasağı ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, 4. Uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanmasına karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 5. Sıkı ilişkili hukuk olarak Türk hukukunun tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. ... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin Dairemizin önceki tarihli bazı kararları emsal alınmak suretiyle hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı olup bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücreti ile aşağıda yazılı temyiz giderinin davacı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.