Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1967 E. 2026/4779 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1967
Karar No
2026/4779
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/384 E., 2025/2803 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/165 E., 2024/349 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı işyerinde 07.09.2015-03.01.2019 tarihleri arasında çalıştığını, davalı işverenden gelen teklif üzerine taraflar arasında 03.01.2019 tarihli ikale sözleşmesi imzalanarak iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, ikale sözleşmesine göre müvekkiline ücret alacakları, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti ve ikale bedeli toplamı olarak 300.877,90 TL'yi 30.03.2019 tarihine kadar ödenmesinin taraflarca kabul edildiğini, ikale sözleşmesine göre müvekkiline ödenmesi gereken bakiye 248.923,96 TL'nin ödenmediğini, davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı vekili tarafından borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında iddia edildiği gibi bir ikale sözleşmesi imzalanmadığını, iş sözleşmesinin hukuki sebeplere dayalı olarak feshedildiğini, müvekkili Şirketin davacının 2019 yılı Kasım ve Aralık ayları ücretleri ile 2020 yılı Ocak ayı ücretini 51.953,94 TL olarak davacıya ödediğini, başkaca ödenmesi gereken alacak kaleminin de bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından imzalandığı iddia olunan ikale sözleşmesine işveren tarafından imza attığı ileri sürülen kişinin tek imzası ile hiçbir şekil ve surette müvekkili Şirketi temsil ve ilzam etmesinin söz konusu olmadığını, alacağın likit olmamasından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davalı tarafından şirket prosedürüne aykırı olacak şekilde sözleşmeye imza atan M.A'nın davalı Şirketin hâkim ortağı ve en üst imza yetkisine sahip kişi olduğu, davacının imza yetkisinin bulunmaması, ikale sözleşmesi imza atanlar yönünden şirket prosedürüne aykırı olsa da, sözleşme içeriğindeki borcun Şirket tarafından kabul edilmiş olması karşısında işçi lehine yorum ilkesi dikkate alınarak ikale sözleşmesinin geçerli olduğunun kabul edildiği, davacı ile davalı Şirket arasında yapılan ve davalı Şirketin ticari defter ve kayıtlarında ikale sözleşmesi olarak belirtilen ve davacı tarafın kabulü dışında kalan 248.923,96 TL tutarına ilişkin herhangi bir ödemenin bulunmadığı, davacının ödeme emrinde talep ettiği işlemiş faize ilişkin davalının önceden temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belge bulunmadığı, takip konusu kılınan miktarın likit olmadığı, davacının icra inkar tazminatı, şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından işletmesel nedenle ve geçerli sebeple feshedildiğinin anlaşıldığı, davacının gerçekleştirilen fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ve kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin ödenmesi gerektiği, takip dayanağı belgenin geçerliliği ve alacağın miktarı yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceği, davacının icra inkar tazminatı verilmesi yönündeki istinaf sebeplerinin isabetli bulunmadığı, davalı tarafça kötüniyet tazminatı talep edildiği görülmüşse de davacının takibinde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin alacağının davalı Şirketçe defter ve kayıtlara işlendiğini, b. Dava konusu ikale sözleşmesini imzalayan Yönetim Kurulu Başkanı ...nın tek imza ile Şirketi bağlayıcı sözleşmeler imzaladığını ve bu sözleşmelerin şirket tarafından bağlayıcı kabul edilerek yükümlülüklerin ifa edildiğini, c. ...nın davalı Şirketin hâkim ortağı ve en üst imza yetkisine sahip kişi olduğunu, sözleşmeye imza atarken sözleşmenin geçerlilik koşulu olan imza yetki gruplarını dikkate alması ve sözleşmeyi usulünce düzenlemesi gerektiğini, d. Dosyadaki e-posta yazışmalarının dikkate alınmadığını, e. Faiz ve icra inkar tazminatına dair hükümlerin eksik ve hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının icra takibine konu taleplerini somutlaştırmadığını, b. Davanın ödeme emrine sıkı sıkıya bağlı bir itirazın iptali davası olduğunu gözönüne almayarak davacının kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti işçilik alacakları yönünden kısmi bir takibe devam kararı verildiğini, c. Davacının takip talebinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı taleplerini belirtmediğini; yalnızca asıl alacak ifadesini kullandığını, bu durumda da mahkemenin asıl alacak ifadesini tüm işçilik alacaklarını kapsar şekilde yorumlayarak davacı lehine hüküm kurmasının hatalı olduğunu, d. Kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, takibin dayanağı ikale sözleşmesinin geçerli olup olmadığı ve buna göre itirazın iptaline karar verilip verilemeyeceği, icra inkar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1967, K. 2026/4779, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1967-e-2026-4779-k-d8f26580583e