Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1485 E. 2026/3948 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1485
Karar No
2026/3948
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/584 E., 2025/2169 K. DAVA TARİHİ : 14.07.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/223 E., 2023/468 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.09.2016-20.06.2023 tarihleri arasında davalı nezdinde kesintisiz çalıştığını, iş sözleşmesinin ödenmeyen işçilik alacakları sebebiyle müvekkili tarafından belirtilen tarihte feshedildiğini ancak işverence iş sözleşmesi devam ederken girdi çıktı yapılmak suretiyle müvekkiline 07.11.2022 tarihinde bir kısım evrakın imzalatıldığını, söz konusu evrakın ücretlerin banka aracılığıyla geçişinin sağlanması için imzalandığının beyan edildiğini, müvekkilinin bilgisizliğinden, tecrübesizliğinden faydalanılarak ve müvekkilin iradesini fesada uğratılarak imzalatılan belgenin ihtiyari arabuluculuk tutanağı olduğunun sonradan öğrenildiğini, ardından 08.11.2022 tarihinde müvekkili hesabına yatırılan 78.900,00 TL ödemenin işverenden gelen talep üzerine aynı gün Firmanın fiiliyattaki yetkilisi ve yasal vekili olan C.Ü'nün hesabına geri yatırıldığını ileri sürerek iş sözleşmesi devam ederken ve ortada gerçek bir uyuşmazlık yokken usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmeyen arabuluculuk süreci sonunda imzalatılan Amasya Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı ihtiyarı arabuluculuk belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, açılan davanın kötüniyetli olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştiğini, arabuluculuk aşamasında arabuluculuk tutanaklarına hiçbir itirazda bulunulmadığını ileri sürerek emsal bölge adliye mahkemesi içtihatları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iptale konu tutanak içeriğinde, işçilik alacak ve tazminatlarına ilişkin miktarların belirtilmediği, tutulan arabuluculuk tutanağının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) aradığı koşullara uygun olmadığı, ayrıca davacıya yapılan ödemelerin hemen ardından davacı tarafından davalı Şirket sahibinin eşi adına havale edildiği, taraflar arasında eşitsizliğin hâkim olduğu iş sözleşmesi ve işçi işveren ilişkisi devam ederken yapılan bu eylemlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca hileli davranış veya aşırı yararlanma olarak nitelendirilebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk tutanağının 07.11.2022 tarihinde yani taraflar arasındaki iş sözleşmesi devam ederken düzenlendiği, iş sözleşmesinin 20.06.2023 tarihinde sona erdiği, işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 17.07.2023 tarihinde açıldığı, iptale konu arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde, tarafların 06.09.2016-19.08.2022 tarihlerini kapsayan kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ihbar tazminatı, ücret ve asgari geçim indirimi alacakları konusunda anlaştıklarının belirtildiği, dolayısıyla iş sözleşmesi devam etmesine rağmen feshe bağlı hakların da konu edildiği, son tutanağa ek olarak anlaşma belgesi düzenlenmediği, hangi alacaklar için ne kadar para ödeneceği, toplam ödemenin ne kadar olduğu ve ödeme tarihi noktasında bir ifadeye yer verilmediği, diğer yandan 07.11.2022 tarihinde davacının hesabına 78.900,00 TL "arabuluculuk sözleşmesi sebebiyle" açıklaması ile ödeme yapıldığı ancak davacının bu tutarı aynı gün işverenin banka hesabına iade ettiği, davacı tanığı H'nin beyanına göre elden ücret ödemesi yerine banka üzerinden ödeme yapılacağı söylenerek kendisi ve davacının arabulucuya götürüldüklerinin ve hesaplarına yatırılan parayı aynı gün işverenin hesabına iade ettiklerinin anlaşıldığı, iptale konu tutanağın 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki koşulları taşımadığı gibi irade fesadı altında düzenlediği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının, arabuluculuk aşamasında arabuluculuk tutanaklarına hiçbir itiraz yapmamış olmasına rağmen sonradan dava açmasının haksız olduğunu, 2. Arabuluculuk anlaşma tutanağının usul ve kanuna uygun olduğunu, davacının 07.11.2022 tarihinde bir arabulucu huzurunda, kendi hür iradesiyle, müvekkili Şirketle yaptığı ihtiyari arabuluculuk görüşmesi sonucunda anlaşma tutanağını imzaladığını, tutanakta anlaşma miktarının açıkça yazılmamış olmasının tutanağı geçersiz kılmayacağını, tarafların geçmiş döneme ait tüm işçilik alacaklarını kapsayacak şekilde sulh olduklarını, 3. Davacı tarafça irade fesadı hâllerinin ispatlanmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu 4. Soyut gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk tutanağının 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1485, K. 2026/3948, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1485-e-2026-3948-k-4d8a43d014b4