Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1183 E. 2026/3587 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1183
- Karar No
- 2026/3587
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1403 E., 2025/2419 K. DAVA TARİHİ : 28.04.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/161 E., 2024/138 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 17.01.2005-28.02.2022 tarihleri arasında hasar bölümü son kontrol teknisyeni olarak çalıştığını, ilk işe giriş tarihinden itibaren ağır ve zor şartlar altında çalıştığını, bu çalışması sebebiyle bel ve boyun bölgesinde fıtık meydana geldiğini, buna bağlı olarak da halihazırda ileri seviye boyun düzleşmesi yaşadığını, yaşadığı sağlık sorunları artık kendisi için katlanamaz hâle geldiğini, çalışmakta olduğu işi fıtık hastalığı sebebiyle yapamayacak durumu geldiğini, müvekkilinin davalı nezdinde çalışmasının sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli bir boyuta ulaştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız, yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davacının yaptığı feshin haksız olduğunu, davacının sağlık sorunlarını bahane ederek iş sözleşmesini feshetmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 17.01.2005-28.02.2022 tarihleri arasında çalıştığı, davacının yaptığı işin niteliğinden doğan bir sebeple davacının sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı konusunda bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporu da dikkate alındığında davacı tarafından iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/I(a) hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, davacının kullandırıldığı veya ödendiği ispatlanmayan yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini sağlık sorunlarını gerekçe göstererek feshettiği, davacının yaptığı işin sağlığını veya yaşayışını tehlikeye atıp atmadığı hususunda alınan bilirkişi heyet raporunda yapılan tespitler ve tüm dosya içeriğine göre davacının yaptığı feshin haklı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin feshe ilişkin kabulünün yerinde ve isabetli olduğu, davacının kıdem tazminatının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar yıllık izin belgelerinin dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de bahse konu belgelerin imzasız olduğu, imzalı belgelerin ise hesaplamada dikkate alındığı, imzasız olan belgelerin dikkate alınmamasında hata bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesini haksız ve hukuka aykırı olarak feshettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 2. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 3. Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların fahiş ve hatalı olduğunu, 4. Davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip feshetmediği, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacakların hesaplanması ve zamanaşımı def’ine ilişkidir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.