Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1069 E. 2026/2981 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1069
- Karar No
- 2026/2981
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3073 E., 2025/1209 K. DAVA TARİHİ : 29.05.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/127 E., 2022/519 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... (...... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.10.2007-12.04.2019 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, müvekkilinin 30.10.2007-27.02.2014 tarihleri arasında ... .... AŞ nezdinde, devamında ise davalı Tasfiye Hâlinde ....... Sanayi ve Ticaret AŞ (...... Şirketi) nezdinde sigortalı olarak gösterildiğini, işyerinin devrolduğu tarihten itibaren diğer davalı ... Şirketinde çalışmasına rağmen Kuruma bildirilmediğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca her iki davalı Şirkete hizmet sunduğunu, her iki Şirketin ortaklarının, yetkililerinin, iştigal alanlarının aynı olduğunu, davalılar arasında hukuki bağ bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı .... ...... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette 02.05.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, dava dışı Şirket ile müvekkili Şirket arasında işyeri devri bulunmadığını, hukuki ve ticari bağın söz konusu olmadığını, davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmasının bulunmadığını, diğer davalı ile müvekkili Şirket arasında işyeri devri, hukuki veya ticari bağ bulunmadığını, müvekkili Şirket ile diğer Şirket yetkililerinin, ortaklarının ve adreslerinin tamamen farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ticaret sicili kayıtlarında davalı Şirketlerin İnatçi soyadlı ortak veya yetkililerinin bulunduğu, sunulan ... Kurumu kayıtlarına göre dava dışı İ.G. isimli çalışanın 09.04.2019 tarihinde ...... işyeri No.lu davalı ..... ...... Şirketinden sigorta çıkışı yapılarak 10.04.2019 tarihinde 1557242 işyeri No.lu davalı ... Şirketinden sigorta girişinin yapıldığı, ticaret sicili kayıtlarına göre davalı ......... ...... Şirketinin "........ ... Mahallesi ..... ........ Caddesi No:54/B" adresinden 25.03.2019 tarihinde başka adrese taşındığı, davalı ... Şirketinin adresinin ise "........ ... Mahallesi ......... ...... Caddesi No:54" olduğunun 11.03.2019 tarihinde tescil edildiği, davacı tanığı B.U'nun, çalıştırılanların aynı kişiler olduğu şeklindeki beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalılar arasında bağ bulunduğu ve davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmesinde hata bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının menfaatinin bulunduğu belirtilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 2. Davacının müvekkili Şirkette çalışmasının bulunmadığını, kendileri yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davanın türü ile davalı ... Şirketinin dava konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... Şirketi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.