Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6389 E. 2025/8095 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6389
- Karar No
- 2025/8095
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/1172 E., 2025/2946 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş Mahkemesi SAYISI: 2024/239 E., 2025/113 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; belediyelerin iştiraklerinde istihdam edilen işçilerin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında tüm özlük hakları korunarak belediye bünyesine çalışmaya başladıklarını, belediyece istihdam edilen işçilerin tamamının hizmet sürelerinin tespitinde alt işveren şirketler bünyesindeki çalışmaların dikkate alınması ve hizmet süresine konu tüm özlük haklarının işbu hizmet süresi esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, ilgili kanun ile ... Şehir Hizmetleri AŞ bünyesinde istihdam edilen işçilerin hizmet sürelerinin, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının alt işvereni yanında ilk defa işe giriş yaptığı tarih esas alınmak suretiyle belirlenmesi ve özlük haklarının tespitinde işbu hizmet süresinin esas alınması gerektiğini belirterek aksi yöndeki işverenlik uygulanmasının hukuka aykırılığının tespiti ile taraflar arasındaki hizmet süresine ilişkin muarazanın giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bünyesinde çalışan, kıdem tazminatını hak edecek şekilde iş sözleşmeleri sona ermiş olan işçilere kıdem tazminatlarının toplam hizmet süresi esas alınarak ödendiğini, davacının iddia ettiği şekilde giderilmesi gereken bir hukuka aykırılık olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... Şehir Hizmetleri AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkillinin ... Büyükşehir Belediyesine ait bir kamu şirketi olduğunu, alt işverenlerde çalışan personellerin 01.04.2018 tarihi itibarıyla müvekkili ... Şehir Hizmetleri AŞ bünyesinde tüm özlük hakları korunmak suretiyle istihdam edildiğini, ... Büyükşehir Belediyesi tarafından işçilerin hizmet sürelerinin eksiksiz şekilde hesaplandığını, önceki dönemlerdeki hizmet sürelerinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ortadan kaldırma kararı uyarınca, hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işveren işçisi olarak çalışmakta iken 02.04.2018 tarihi itibarıyla kamu bünyesinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen kişiler yönünden, geçiş sırasında iş sözleşmelerinin feshedilmediği, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler bakımından alt işveren ile asıl işveren arasında kanun hükmüne dayalı bir devir işlemi bulunduğunun kabulü gerekeceği, bu hâlde iş sözleşmesinin feshinden söz edilemeyeceğinden işçinin feshe bağlı alacaklar olan kıdem ve ihbar tazminatı ile sözleşmenin sona ermesine bağlı yıllık ücretli izin hakkının doğmadığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23... . maddelerinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışmalarının sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonraki çalışmaları ile birlikte değerlendirilmesi ve sözleşmenin sona ermesine bağlı haklar bakımından önceki dönem çalışma süresi de dikkate alınarak çalışma süresinin belirlenmesi gerekeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı bünyesinde alt işveren yanında çalışan tüm işçilerin kıdem tazminatlarının tüm hizmet süresi esas alınarak eksiksiz şekilde yapıldığını, b. İşçilere kıdem tazminatlarının ödenmediği düşünülse dâhi her bir işçi yönünden her bir ihale dönemi için ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini, ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şehir Hiz. AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. İşçilerin tüm özlük hakları korunarak müvekkil şirkette istihdam edildiğini, b.Tüm işçilerin kıdem tazminatlarının tüm hizmet süresi esas alınarak eksiksiz şekilde ödendiğini, c. Mahkemece istihdam edilen personellerin işe giriş çıkış ve ödeme bilgilerinin araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK ile belediye bünyesinde çalışmaya başlayan işçilerin hizmet sürelerinin başlangıç tarihlerinin tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 113. maddesinde düzenlenen topluluk davası ile temsil ettiği topluluğun menfaatlerini korumak amacıyla dava açan tüzel kişi, ilgililerin haklarının tespiti, hukuka aykırı durumun giderilmesi ya da ilgililerin gelecekteki haklarının ihlalinin önüne geçilmesine yönelik tespit ve men davası açma şeklinde hareket edebilir (..., "Sendikaların Dava Ehliyeti Bağlamında Topluluk Davası (Karar incelemesi)", Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Aylık Dergisi Hukuk 104, Nisan 2016, Sayı 420, s.2-5). Buna göre 6100 sayılı Kanun'un 113. maddesine ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 26/2 hükmüne dayanılarak davacı Sendikanın tespit davası açma hakkının bulunduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının açılabilmesi için davayı açanın kişisel ve doğrudan hukuki yararının bulunması gerekir ve buradaki hukuki yarar dava şartıdır. 6100 sayılı Kanun'un topluluk davasına ilişkin 113. maddesinin gerekçesinde ise “... Topluluk Davası yoluyla, toplumsal yararın korunması ve dar ve teknik anlamda hukuki yarar kavramında bir açılım yaratılması sağlanmaktadır...” ifadesine yer verilmiştir. Kanun'un madde gerekçesinden; tespit davalarındaki davacının doğrudan ve kişisel hukuki menfaatinin bulunması şeklindeki dava şartının topluluk davalarında istisna tutulduğu görülebilecektir (Şahlanan, s.2-5). Topluluk davasındaki hukuki yarar kavramını; bireysel davalardan farklı olarak topluluğun ortak yararı oluşturmaktadır. Şöyle ki işyerinde kanuna ya da toplu iş sözleşmesine aykırı davranılması durumunda birden fazla çalışanın ekonomik ve sosyal hakları zarar görmekte ve zarar gören bu topluluk, menfaatlerinin korunması adına ortak paydada buluşmaktadır. Bu topluluğa karşı yapılan hukuka aykırılıkların durdurulmasında ise menfaati zarar gören her çalışanın ayrı ayrı dava açması hem usul ekonomisi bakımından sakıncalı olacak hem de aynı konuda açılan davalarda farklı kararlar çıkmasına neden olabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.09.2021 tarihli ve 2018/(22)9-678 Esas, 2021/1110 Karar sayılı kararı). Burada da 6356 sayılı Kanun'un 2/1- (ğ) hükmünde de düzenlendiği gibi üyesi bulunan işçilerin çalışma hayatlarındaki ekonomik, sosyal hak ve çıkarlarını korumak adına hareket eden Sendika devreye girerek topluluğun ortak menfaatini ilgilendiren hususlarda tespit davası açabilecek ve menfaati etkilenen kişiler bu davanın sonucundan yararlanabilecektir. Somut uyuşmazlıkta davacı Sendika, ... Şehir Hizmetleri AŞ bünyesinde 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi olarak istihdam edilen işçilerin hizmet sürelerinin, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının alt işvereni yanında ilk defa işe giriş yaptıkları tarih esas alınmak suretiyle belirlenmesi ile özlük haklarının tespitinde işbu hizmet süresinin esas alınması gerektiğini, aksi yöndeki işveren uygulamasının hukuka aykırılığının tespitini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler bakımından alt işveren ile asıl işveren arasında kanun hükmüne dayalı bir devir işlemi bulunduğu, bu nedenle iş sözleşmesinin feshinden söz edilemeyeceği ve işçilerin özlük haklarının hesaplanmasında tüm çalışma döneminin esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı Sendika tarafından sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin özlük haklarının tespitinde tüm çalışma süresinin esas alınmadığı iddia edilmiş ise de bu konuda davalılar tarafından yapılan hukuka aykırı bir işlemin varlığı ortaya konamamıştır. Bir diğer anlatımla davalılar tarafından sendika üyesi işçilerin özlük haklarının hesaplanması ve ödenmesinde kıdem süresinin eksik hesaplandığı ya da bu husustan dolayı alacakların eksik ödendiğine dair bir işlem yapıldığı ispatlanmış değildir. Nitekim davalılar da sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin hizmet süreleri dâhil tüm özlük haklarının korunduğunu, davacının iddia ettiği şekilde giderilmesi gereken bir hukuka aykırılık olmadığını savunmuşlardır. Şu hâlde ispatlanamayan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.