Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6166 E. 2025/7515 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6166
Karar No
2025/7515
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/146 E., 2025/158 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile davalı ... (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davadaki dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.11.2013- 17.09.2014 tarihleri arasında davalı işverenliğe bağlı hastanede anestezi/algoloji uzmanı olarak çalıştığını, aylık 12.000,00 TL ücret + anestezi yoğun bakım hak edişleri ameliyat cirosunun %6'sı yoğun bakım cirosunun %10'u+ algoloji uygulamalarından (sarf malzemeleri dâhil) elde edilecek cironun %30'u, 01.08.2014 sonrası ise %35'i oranında pay şeklinde ücret karşılığı çalışma konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, ancak iş sözleşmesi uyarınca belirlenen ücret ve sözleşme kapsamındaki hak edişleri ve primlerinin işveren tarafından 2014 yılı Eylül ayında tek taraflı olarak düşürülmeye çalışıldığını ve davacının yeni bir sözleşme imzalaması için zorlandığını, kabul etmemesi üzerine önce davacının anestezi yapmasının engellendiğini ve yoğun bakıma alınmadığını, 17.09.2014 tarihinde ise iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ödenmeyen ücret, fazla çalışma, hafta tatili ücretleri, alıkonulan teminat bedeli, prim-hak ediş bedeli, bakiye süre ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davadaki dava dilekçesinde; davalı ... Şirketinin müvekkili işçinin ödenmeyen işçilik alacaklarından asıl davanın davalısı Şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, zira ortaklık yapılarının ve faaliyet adreslerinin aynı olduğunu belirterek asıl davaya konu alacaklarının birleşen dosya davalısından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunu, anestezi ve reanimasyon doktorluğu hizmetinin sürekli bir iş olduğunu, 20.02.2014 tarihli sözleşmenin taraflar arasındaki ikinci sözleşme olduğunu, her ay sözleşmenin içeriği ve çalışma şekillerinde esaslı değişiklikler yapıldığını, bu yönü ile de sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu, 01.08.2014 tarihli protokolün bunun bir örneği olduğunu, bu nedenle davacının bakiye ücret talebinin yerinde olmadığını, davacının 23.06.2014 tarihli belgede Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kesintilerinin gelecek algoloji hak edişinden ve anestezi ücretinden kesilmesine muvafakat ettiğini, Kurumun tıbbi işlemlerden 3 ay sonra ödeme yaptığını ve bu ödemeyi sonraki aylarda incelediğini, davacının yaptığı işlemler nedeniyle önceden ödenen bedelin davalı ... tahsil edildiğini, davacıya fazla ödeme yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Birleşen dosya davalısı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davada davalı sıfatlarının bulunmadığını, bu durumun Yargıtay kararıyla da hüküm altına alındığını, davacının kanunu dolanmak suretiyle dava açmasının kabul edilemeyeceğini, davacının müvekkili Şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli kararıyla bilirkişi raporuyla hesaplanan prim ve hak ediş alacağı, ücret alacağı, asgari geçim indirimi alacağı ve alıkonulan teminat bedeli alacaklarının davalı ... Şirketinden tahsiline, bakiye süre ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarına yönelik taleplerin ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesinin 04.03.2021 tarihli kararıyla davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1) hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.06.2021 tarihli kararıyla; 6100 sayılı Kanun’un sistematiği içerisinde, hangi hâllerde tarafta değişiklik yapılmasının mümkün olduğu açıkça düzenlenmiş olup, somut olayda organik bağ gerekçesiyle davanın tarafında değişiklik yapılması da yerinde olmadığından dava dışı ... davaya dahil edilerek, bu Şirket aleyhine yargılama sürdürülmek suretiyle hüküm kurulması hatalı olduğu, somut olayda 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesinin uygulama olanağının da bulunmadığı dikkate alınarak ve dâhili davalı (...) yönünden usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli kararı ile; davacı tarafından dâhili davalı (...) aleyhine ikame olunan ve eldeki asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilen dosya ve asıl dosya yönünden davalıların davacının işçilik alacaklarından birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiş; bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen prim ve hak ediş alacağı, ücret alacağı, asgari geçim indirimi alacağı ve alıkonulan teminat bedeli alacaklarının davalı Şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline, bakiye süre ücret alacağı, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarına yönelik taleplerin ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.09.2022 tarihli kararıyla; davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, taraflar arasında akdolunan 01.08.2014 tarihli Protokolün 3. maddesinde "... davacıya 30.06.2014 tarihi itibarıyla anestezinin tüm ücretlerinin ödendiği, algoloji hak edişlerinin ise %20 oranında teminat için geçici olarak alıkonulan 12.057,00 TL hariç ödendiği ..." düzenlemesinin yer aldığı, davacının söz konusu belgedeki imzası inkâr edilmediği gibi 21.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda da bu hususun açıkça tespit olunduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurul raporundan, medula sistem kayıtlarında yer alan ödemeler üzerinden hangi tarih aralıkları için hesaplama yapıldığı, bu bağlamda hangi dönemin hesaplama dışı tutulduğunun anlaşılamadığı, nitekim söz konusu bilirkişi raporunda "... davacıya tediye makbuzları ile toplam 69.500,00 TL ödeme yapıldığı ve bu nedenle 01.12.2013-30.06.2014 tarihleri arasındaki vezne fark tahsilatı ücretlerinin ödendiği kanaatine varıldığı ..." şeklinde varsayıma dayalı rapor tanziminin isabetli görülmediği, denetime elverişli net tespitler içeren yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak dosyada mevcut tediye makbuzları ile sair ödeme belgelerinin değerlendirilmesi, hesaba esas hak ediş döneminin açıkça belirtilmesi ve hangi tarihler aralığı için hak ediş alacağı hesaplandığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmında belirtilen esaslar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle raporda yapılan hesaplamalara itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece bozma ilâmının hatalı yorumlandığını, bozma kararında davacının 01.08.2014 tarihli protokol öncesi prim talep edemez şeklinde bir açıklama içermediğini, b. Davalıların kasıtlı olarak gerçek ciroyu müvekkillerinden gizlediklerini ve hatalı ve eksik bildirimde bulunduklarını ve bu durumda gerçek prim alacağı tutarının da davacıdan gizlendiğini, c. Davacının hem SGK hem de vezne fark tahsilatlarının gerçek şekilde tarih aralığıyla tespit edilerek yapılan ödemelerin mahsubuyla gerçek alacak tutarının tespiti gerektiğini, d. Taraflar arasında düzenlenen 01.08.2014 tarihli protokolde sadece anestezi ücreti ile algoloji ücretinin yer aldığını, protokole konu olmayan; 01.07.2014 tarihi öncesi yoğun bakım cerrrahi müdahale işlemlerinin hesaba dahil edilmediğini, ciro prim alacaklarının sadece SGK'dan elde edilen tahsilatlar üzerinden hesap edildiğini, hastadan tahsil edilen kasa tahsilatı/vezne fark ücretlerini hesaplamaya dâhil etmediğini, e. Davalı tarafça eksik belge ibraz edilerek özel sigorta tahsilatlarının bildirilmediğini ve bu surette müvekkilinin alacağının hatalı hesaplanmasına sebebiyet verildiğini, f. Hangi alacak kalemi için ödendiği belli olmayan 5.000,00 TL ödemenin prim tahsilatından düşülmesinin de ayrıca hatalı olduğunu beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalılar arasındaki işyeri devrinin muvazaalı olduğu yönündeki kabulün hatalı değerlendirmeye dayalı olup, muvazaalı işlem ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi ve devamında düzenlenen tasarrufun iptaline konu olabilecek mal kaçırma amaçlı işlem kavramlarının karıştırıldığını, b. Tarafların aralarında muvazaalı işlem yapmaları hâlinde bu işlem kendi aralarında hiçbir hukuki sonuç doğurmamasına rağmen tasarrufun iptaline konu olabilecek mal kaçırma amacı taşıyan işlemin tarafların gerçek iradelerine uygun ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğuran bir işlem olup tarafların bu işlemi yapmaktaki saikleri borçlunun alacaklılarının alacaklarını tahsil etmesini engellemek olduğunu , her iki hukuki kavramın birbirinden ayrı hukuki sonuçlar doğurduğunu, c. 11.03.2016 tarihinde yapılan hastane devir işleminin geçerli olmayan muvazaalı bir işlem mi olduğu yoksa geçerli olan ancak alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıyan bir işlem mi olduğu hususunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, muvazaalı kabul edilen ve gerçekte olmayan bir devirden müvekkil şirketin sorumlu tutulması söz konusu olamayacağını ve bu durumda işçilik alacaklarından diğer davalı Şirketin sorumlu tutulması gerektiğini, d. Davacı taraf tasarrufun iptali davalarında dava şartı olarak diğer davalı hakkında kesin veya geçici aciz vesikası almadığını ve hak düşürücü süre içerisinde tasarrufun iptali davası açmadığını, bu sebeple dava konusu işçilik taleplerinden müvekkil Şirketin sorumlu olmadığını, e. İlk Derece Mahkemesinin devrin muvazaalı olduğuna ilişkin gerekçe olarak belirlediği, ortaklarının aynı olduğu, Şirketlerin adreslerinin aynı olduğu ve hastanenin demirbaşları ve çalışanları da dahil tümüyle devredildiği hususundaki tespitlerin hatalı ve eksik olduğunu, f. Müvekkili Şirkete karşı işbu davada zamanaşımının kesildiğine ilişkin tespitin de muvazaa konusundaki hatalı değerlendirmeler nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, davacı taleplerinin müvekkili yönünden zamanaşımına uğradığını, g. Kaldı ki davacının ödenmemiş işçilik alacağı bulunmadığı, davacının haksız eylemi sonucu davalı diğer Şirketin zarara uğradığını, davacının herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağını, davacı tarafın temyiz taleplerinin ise haksız ve dayanaksız olduğunu beyan etmiş ve bu nedenlerle ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken sair nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının prim ve hakediş talepleri konusunda bozma ilâmına uygun araştırma ve inceleme yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ile davalı ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı ... Şirketine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6166, K. 2025/7515, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6166-e-2025-7515-k-fa8084dc50df